ABD, dün 30 Eylül itibarıyla Irak'taki askeri misyonunu tamamlayarak ülkeden çekildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Erbil Hava Üssü'nden ABD kuvvetleri ve ekipmanlarının çekilmesi Washington ile Bağdat arasında 2024'te varılan takvim doğrultusunda gerçekleşti.

Irak Başbakanı Ali Faleh el-Zeydi, 30 Eylül'ü yabancı askeri güçlerin ülkeden ayrılması için nihai tarih olarak açıklamış, 1 Ekim'in ise Irak'ın egemenliği açısından yeni bir dönemin başlangıcı olacağını belirtmişti.

Mardin Artuklu Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi akademisyen Ahmet Ceylan, ABD'nin Irak'tan çekilmesi, askeri unsurların bölgedeki yeni konuşlanma alanları ve yaşanabilecek gelişmeler konusunda İLKHA mikrofonuna değerlendirmelerde bulundu.

Ceylan, ABD'nin 30 Eylül itibarıyla Irak'tan çekilmesinin görünürde tamamlandığını belirterek, bundan sonraki süreçte Amerikan askeri gücünün Irak dışındaki bölgesel konuşlanmasının önem taşıyacağını söyledi.

'1 Ekim 'Kurtuluş Bayramı' olarak resmen ilan edildi'

Ceylan, 'Amerika, dün 30 Eylül tarihi itibarıyla görünürde askerlerini Irak'tan çekti. Bu, Irak'ta pek çok kesim tarafından sevinçle karşılandı ve 1 Ekim 'Kurtuluş Bayramı' olarak resmen ilan edildi. Şimdi gerçekten çekildiler mi? Görünürde evet. Şu anda Amerika'nın Irak'ta, büyükelçilik ve konsoloslukları koruyan kuvvetler dışında kalıcı bir gücü kalmadı. Peki kuvvetler nereye çekildi? Bir kısmı Suriye'ye geçti. Amerikan kaynaklarına göre Suriye'de de kalmayacaklar, geçici olarak oradalar. Asıl konuşlanacakları yerler: Ürdün, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve en önemlisi Ürdün, israil, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Hint Okyanusu'ndaki Garcia Adası'dır.' dedi.

Ceylan, ABD'nin Irak üzerindeki ekonomik etkisinin de devam ettiğini belirterek, 'Irak şu anda tüm petrol gelirlerini ABD Federal Rezerv Bankası üzerinden almak zorundadır. İhraç edilen her petrolün parası önce Amerika'ya gidiyor, orada tutuluyor, Amerika istediği kesintiyi yaptıktan sonra geri Irak hükümetine gönderiyor. Amerika, Irak hükümetin Başbakanı Ali ez-Zeydi ile 'Haşdi Şabi güçlerini dağıtacaksın.' Zeydi ise 'Bunu dağıtabilmem için gerekçeyi ortadan kaldırmalıyım' dedi. Amerikan askerleri Irak'ta olduğu sürece, onları çıkarmak için kurulan Haşdi Şabi dağılmaz.' ifadelerini kaydetti.

'Dağıtamadıkları Haşdi Şabi'yi Irak hükümetine dağıttıracaklar'

Ceylan, şöyle devam etti: 'Burada Irak hükümetinin talebi üzerine Amerikan şeklen çekilmiş oluyor ama Amerika burada bir taşla iki kuş vuruyor: Birincisi, Haşdi Şabi'yi Irak hükümetine dağıttırmak, böylece kendisi saldırıya uğramaktan kurtulmak. İkincisi, Irak'ta Amerika üslerine saldırılar yapılıyor ve rahat olmayıp ciddi manada kayıplar vermekteler. Artık Irak'ı kendilerine rahat, güvenli görmemekteler. Dolayısıyla daha güvenli bölgelere çekildiler. Bir diğer husus ise Irak hükümeti ile Haşdi Şabi'yi karşı karşıya getiriyorlar. Dağıtamadıkları Haşdi Şabi'yi Irak hükümetine dağıttıracaklar..

'Irak'ta yeni bir zaafiyet, iç karışıklık dönemi başlayabilir'

Ceylan, sürecin Irak'ta yeni bir güvenlik boşluğuna yol açabileceği değerlendirmesinde bulunarak, 'Üçüncü olası sonuç: Irak'ta yeni bir zaafiyet, iç karışıklık dönemi başlayabilir. Amerika emperyalist, işgalci bir güçtür, bu kesin ama aynı zamanda Irak'ta belli kesimlerin güvenliğin yatıştırılmasını da sağlıyordu. Denge ve güvenlik sağlıyordu. Amerika çekildikten sonra Haşdi Şabi'nin dağıtılması maddesi ile birlikte Irak hükümeti Peşmerge güçlerinin de dağıtılmasını istiyor. Ancak Peşmerge güçleri Irak anayasasında meşru bir güçtür, ancak bu güçleri merkezi orduya bağlamasını istedi. Bu talep de kabul edildi.' dedi.

'Irak'ta yine iç savaş başlayabilir'

Irak'ın özellikle Sünni Arap nüfusunun geçmişte yaşadığı çatışmaların da gelecekteki güvenlik ortamını etkileyebileceğini söyleyen Ceylan, 'Peki bunun sonucunda ne olacak? Irak Kürt yönetimi şu anda çok huzursuz. 'Amerika gittikten sonra merkezi hükümete karşı kendimizi koruyacak gücümüz kalmayacak' diyor. İkinci nokta olarak, özellikle 1991'deki Birinci Körfez Savaşı'ndan sonra, 93'te Irak'ın işgal edilmesi ve ardından Bağdat, Musul, Enbar üçgeninde -özellikle Felluce'de- bugünkü Gazze'ye benzer şekilde Sünni Araplara yönelik katliamlar yapılmış olması, Sünni Araplarda büyük bir öfke ve kin birikimine yol açmıştır. Amerika çekilirse bu kesimler dışarıdan -Suudi Arabistan, Ürdün, şimdiki Suriye, Türkiye gibi yerlerden- destek bulur ve kendilerini güçlü hissederlerse bazı uzmanlara göre Irak'ta yine iç savaş başlayabilir.' diye belirtti.

Ceylan, ABD'nin kendisini daha güvenli bölgelere çekildiği belirterek, 'Her halükarda Amerika Irak'tan çekildi, kendisini daha güvenli gördüğü bölgelere kaydırdı. Aynı zamanda Irak hükümetine ve İran'a da şu mesajı veriyor: Haşdi Şabi dağılmazsa gözdağı veriyor: 'Ben çekildim, sadece sizin menzilinizin dışına çıktım ama gözüm sizin üzerinizde. Uzun menzilli füzelerimle sizi her an vurabilirim.' Nitekim Amerika, nükleer denizaltıları ve uçak gemileriyle dünyanın her noktasını vurabilecek konumda. 'Çekildim diye kendinizi güvende hissetmeyin' diyor. Irak hükümetine de 'Yanınızdayım' diyor. Haşdi Şabi dağılmazsa Güney Kıbrıs, Yunanistan ve benzeri noktalardan harekatla yine vurabilirim mesajını veriyor.' dedi.

Başbakan Ali el-Zeydi, 30 Haziran 2027'ye kadar silahların devlet kontrolüne alınmasını öngören aşamalı bir plan açıkladı. Plana göre süreç, silahlı grupların saldırıları durduracağı 90 günlük bir dönemle başlayacak ve daha sonra silahların devlete devredilmesi aşamasına geçilecek.

Ceylan ise bu gelişmeyi şöyle değerlendirdi: 'Irak Başbakanı Zeydi, 30 Eylül'de Haşdi Şabi'yi dağıtacaktı, Amerika da tamamen çekilecekti. Zeydi bunu gerçekleştiremedi, süreci 30 Haziran 2027'ye erteledi. O tarihe kadar tüm Haşdi Şabi güçlerini yanı sıra Peşmerge'yi de ulusal orduya entegre edeceğini, böylece Irak'ta tek bir ordu olacağını duyurdu. Şu anki Haşdi Şabi, Peşmerge ve diğer tüm unsurlar mevcut Irak ordusuna katılacak; tıpkı Suriye'de SDG'nin Suriye ordusuna entegre edilmeye çalışılması gibi. Umarım bu durum Irak'ta bir iktidar boşluğuna yol açmaz. Eğer boşluk oluşursa herkes kendi başına doldurmaya çalışır, bu da iç karışıklığa yol açar. Bunu önlemenin yolu olarak -Müslüman olarak idealist bir yaklaşım olabilir, belki gerçekçi bulunmayabilir- ama oradaki Müslümanlar akıllı davranır, anlaşır ve bu boşluğu barışçıl yollarla doldurursa en doğrusu olur.'

Boşaltılan üslerde ne bırakıldı?

Ceylan, ABD'nin Irak'tan çekilirken ağır silah ve hava savunma sistemlerini geride bırakmayacağını belirterek 'Amerika ağır silahları, hava savunma sistemlerini ve uçakları kesinlikle geride bırakmıyor, hepsini götürüyor. Hafif silahlar, zırhlı taşıyıcılar, araçlar ise bulunduğu yerdeki güçlere, Irak tarafına teslim edilebilir; ama kesin bilgim yok. Önemli olan hava savunma sistemleri ve ağır teçhizat: Ürdün, Diego Garcia Adası, israil ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki üslere naklediliyor.' ifadelerini kullandı.

'Bölgede Amerika'dan çok israilin en istediği sonuç bölgesel savaşın çıkmasıdır'

Ceylan, ABD'nin çekilmesinin İran'la ilişkiler açısından en kritik başlığının Haşdi Şabi'nin geleceği olduğunu belirterek şöyle konuştu: 'Meselenin özü şu: Haşdi Şabi gerçekten Irak hükümetinin denetimine girecek mi, girmeyecek mi? Eğer denetim altına girer ve bir boşluk oluşmazsa, İran da Irak üzerinden Körfez ülkelerine saldırılarını sürdürmezse o zaman büyük bir sorun çıkmaz. Ancak Haşdi Şabi güçleri dağıtılmazsa özellikle İran, Haşdi Şabi üzerinden Kuveyt ve Suudi Arabistan'a saldırılarına devam ederse hatta oradan Suriye sınırlarını aşarak Suriye'nin iç işlerini karıştırmaya kalkışırsa Suudi Arabistan, Suriye ve diğer Körfez ülkeleri buna karşılık vermeye çalışırsa bölgesel bir savaş çıkabilir. En kötü senaryo budur. Aslında bölgede Amerika'dan çok israilin en istediği sonuç da tam olarak budur: Bölgesel savaşın çıkması.'

Yemen ve Babülmendep Boğazı'na ilişkin değerlendirmelerinde ise Ceylan, 'Şu anda İran, Yemen üzerinden Babülmendep Boğazı'nı kontrol ediyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ın ihracat-ithalatının, hatta dünya enerji ticaretinin yaklaşık yüzde 8'i buradan geçiyor. Bu yolu denetim altında tutuyor. İran gözü kara bir devlettir. Suudi Arabistan'ı kontrol altında tutmak için Husi güçleri yanında Haşdi Şabi'yi de kullanırsa bölgesel savaşlar kaçınılmaz olabilir.' ifadelerini kullandı.

Mekke Savunma İttifakı ve Türkiye'nin olası rolü

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan savunma mekanizmasına da dikkat çeken Ceylan, Irak merkezli bir çatışmanın genişlemesi halinde Türkiye ve Pakistan'ı da etkileyebileceğini söyleyerek, 'Bilindiği üzere geçen ay Mekke İttifakı kuruldu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan. Irak'a yapılacak bir saldırı, bu üç ülkeye yönelik sayılacak ve muhtemelen yardım istenecek. Bu yardım doğrudan asker göndermek şeklinde olmasa bile teknik destek, istihbarat, teçhizat, silah ve mühimmat yardımı olarak gelecektir. Bu düzeyde Türkiye ve Pakistan'ın da bölgesel savaşa dahil olma ihtimali, bulaşma ihtimali vardır.' şeklinde belirtti.

Ehliyet sınavlarında ezber dönemi sona eriyor
Ehliyet sınavlarında ezber dönemi sona eriyor
İçeriği Görüntüle

Ceylan, değerlendirmesinin sonunda bölge ülkelerine diplomasi çağrısı yaptı: 'Gönlüm arzu ediyor ki, başta İran, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan olmak üzere tüm Müslüman ülkeler birbirleriyle iletişim kursun, güven verici, diplomatik adımlar atsınlar. Aralarındaki sorunları dışarıdan hiçbir küresel gücü katmadan kendi aralarında çözsünler. Bunu yaparken hiçbir tarafın gözü kararmasın, aşırı taleplerde bulunmasın; daha adil, daha vicdanlı yaklaşımlarla birbirlerine yaklaşsınlar. Böyle olursa bölgenin ne Amerika'ya ne başkasına ihtiyacı kalmaz, kendi sorunlarını kendileri çözer. Şu anda özellikle Irak'taki Kürtler kendilerini çok huzursuz hissediyor; bu aynı zamanda Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Eğer bu sağlanamazsa yeni göç dalgaları, ekonomik krizler, iç çatışmalar, kargaşalar ve bölgesel savaşlar kaçınılmaz olur. Bunlar gerçekten de üzücü ihtimaller olarak önümüzde duruyor. Bunun tek çaresi, bu ülkelerin bir araya gelmesi, güven tesis edecek politikalar geliştirmesi ve diplomatik girişimlerde bulunmasıdır.' (İLKHA)

Kaynak: İLKHA