Akaryakıt fiyatlarının 100 liranın üzerine çıkması, taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren esnafın maliyetlerini artırırken, artan nakliye giderlerinin temel tüketim ürünlerinden sebze ve meyveye kadar birçok ürüne yansıdığı belirtiliyor.
Ekonomide yaşanan sorunların özellikle dar gelirli vatandaşların alım gücünü olumsuz etkilediğini belirten Ege Bölgesi Evden Eve Nakliyeciler Derneği Başkanı Hasan Aşkın, akaryakıt fiyatlarındaki artışın yalnızca nakliyeciyi değil, hayatın her alanını etkilediğini dile getirdi.
'Ekonomi her anlamda ciddi sıkıntı ve sorunlar yaşıyor'

Hasan Aşkın
Türkiye'nin gündemindeki en önemli konulardan birinin ekonomi olduğunu belirten Aşkın, 'Doğrusunu söylemek gerekirse bugün Türkiye'nin genel olarak en önemli gündem maddesi bize göre de ekonomidir. Maalesef ekonomi her anlamda ciddi anlamda sıkıntı ve sorunlar yaşıyor. Özellikle vatandaşların alım gücü noktasında çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Vatandaşlar gerçekten zorlanıyor.' dedi.
Pandemi sonrasında ekonomik sorunların daha fazla hissedildiğini savunan Aşkın, 'Özellikle son 6 yıldır, her geçen gün yanlış politikalar da üzerine eklenince, özellikle dar gelirli vatandaşlarımızın daha çok sıkıntıya düştüğünü görüyoruz. Orta kesim dediğimiz maalesef orta kesimin kalmadığını, daha çok vatandaşlarımızın özellikle ekonomik anlamda güç kaybettiğini görüyoruz. İşin daha da vahim tarafı, az bir kesimin zenginleştiğini fakat bununla beraber enflasyon ve faiz derken bugün orta kesimin tamamen ortadan kalktığını görüyoruz.' ifadelerini kullandı.
'Pompadaki rakamlara değil, cepteki alım gücüne de bakmak lazım'
Dünyada yaşanan savaşlar ve gelişmelerin de akaryakıt fiyatları üzerinde etkili olduğunu ifade eden Aşkın, hükümetin alacağı bazı tedbirlerle vatandaşın ve esnafın yükünü azaltabileceğini söyledi.
Aşkın, 'Evet, pandemi oldu. Dünyada bizim dışımızda gelişen savaşlar olsun, diğer durumlar olsun gerçekleşti. Özellikle son İran-Amerika savaşında gördüğünüz gibi geldiğimiz noktada akaryakıta ulaşmak zorlaştı. Bunların da bunu tetiklediğini söylemek zorundayız. Sadece hükümete yüklenmek doğru bir yaklaşım değil. Bunların da tabii ki ekonomiye ve akaryakıt fiyatlarına etkisi var.' diye konuştu.
Hükümetin vatandaşın üzerindeki yükü azaltabileceğini belirten Aşkın, 'Hükümet kendinden taviz vererek, kendinden biraz ödün vererek atacağı bazı adımlarla vatandaşı rahatlatabilir, sektörün çarkının durmasını engelleyebilir.' dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in akaryakıt fiyatlarına ilişkin açıklamasını eleştiren Aşkın, 'Dün akşam itibarıyla Mehmet Şimşek Bey'in bana göre talihsiz bir açıklaması çok kötüydü. Yaranın üstüne tuz biber ekmek gibi bir şey oldu. 'Birçok Avrupa ülkesinde akaryakıt bize kıyasladığımızda litre 150 liraya denk geliyorken, bizde halen daha yeni 100'e yaklaştı, 100 oldu.' gibi talihsiz bir açıklamasını ben esefle kınıyorum. Çok yanlış bir yaklaşım söz konusu. Pompadaki rakamlara değil, bir de cepteki alım gücüne bakmak lazım. Cüzdandaki alım gücüne bakmak lazım.' ifadelerini kullandı.
'Türkiye'de bir asgari ücretli 39 dakika çalışırsa bir litre akaryakıt alabiliyor'

Avrupa ile Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarının karşılaştırılmasında alım gücünün de dikkate alınması gerektiğini savunan Aşkın, 'Basit bir kıyaslama yapalım. Bugün Avrupa'nın birçok ülkesinde asgari ücretlinin aldığı ücret ile alacağı akaryakıt miktarı 750 litre iken, Türkiye'de maalesef bu 350 litreye tekabül ediyor.' dedi.
Aşkın, 'Başka bir ifadeyle bugün bir asgari ücretlinin çalışmasıyla Avrupa'da 10 dakikada bir litre akaryakıt alabiliyorken, Türkiye'de maalesef bir asgari ücretli 39 dakika çalışırsa bir litre akaryakıt alabiliyor.' diye konuştu.
'Akaryakıt ciddi giderler haline geldi'
Akaryakıt fiyatlarının kara taşımacılığı sektöründe önemli bir maliyet kalemi haline geldiğini belirten Aşkın, artan maliyetlerin tüketicilere de yansıdığını ifade etti.
Aşkın, 'Biz meseleyi piyasanın bir bütünü olarak değerlendirdiğimiz zaman kara taşımacılığı unsurunda akaryakıt ciddi giderler haline geldi. Bu da doğal olarak yaşamın her alanını etkiliyor. Ekmeği etkiliyor, sebzeyi, meyveyi etkiliyor. Tarladan sebzenin vatandaşa ulaşmasındaki ara nakliye kısmını etkiliyor.' dedi.
Nakliye sektöründeki giderlerin yalnızca akaryakıttan oluşmadığını belirten Aşkın, 'Bizim diğer giderlerimiz de var. Lastik giderlerimiz var, parça giderlerimiz var, diğer giderlerimiz var. Her sektörümüz etkileniyor ve gittikçe çarkı döndürmek daha zor hale geliyor.' ifadelerini kullandı.
'Bu yükü sadece esnafa ve vatandaşa yüklememek lazım'
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın küresel gelişmelerle de bağlantılı olduğunu belirten Aşkın, oluşan maliyetin yalnızca vatandaş ve esnafın üzerine bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Aşkın, 'Çark durduğunda burada hükümet de olumsuz bir şekilde etkilenecek. Evet, bugün küresel piyasayı ele aldığımız zaman akaryakıtta kriz var. Fakat bu krizi finanse edecek yükü sadece vatandaşa yüklememek lazım, sadece kara taşımacılığındaki esnafa yüklememek lazım. Hükümet de bu yükün altına elini atmalı, vergisini düşürmeli. Çünkü biz bir litre yakıt alırken birkaç katını vergi olarak veriyoruz.' diye konuştu.
Hükümetin zor zamanlarda vatandaşın yükünü hafifletmesi gerektiğini ifade eden Aşkın, 'Eğer bugün hükümet bu zor günlerde, bu zor zamanlarda bizim yükümüzü almaya, yükümüzü hafifletmeye destek vermezse ne zaman atacak? Dolayısıyla bugün akaryakıtın geldiği nokta 3 haneli noktaya geldi, 100,02 lirayı buldu. Bu çok ağır bir sorun, çok büyük bir problem ve her sektörü, her alanı olumsuz etkileyecektir. Bunu oturup değerlendirmek lazım. Kesinlikle bu yükü sadece esnafa ve vatandaşa yüklememek lazım. Bunu hafifletmek lazım. Alınan 2-3 kat verginin mutlaka düşürülmesi lazım.' ifadelerini kullandı.
'Hükümetler vatandaşların zor zamanında yanlarında olmakla mükelleftir'
Hükümetlerin vatandaşların temel ihtiyaçlara ulaşmasını kolaylaştırması gerektiğini belirten Aşkın, özellikle dar gelirli ailelerin çocuklarının beslenme konusunda yaşadığı sorunlara dikkat çekti.
Aşkın, 'Hükümetler vatandaşların zor zamanında yanlarında olmakla mükelleftirler. Hükümetler vatandaşın gıdaya ulaşmasını, ilaca ulaşmasını, sağlık sektöründe yeterli derecede hizmete ulaşmasını, eğitime ulaşmasını sağlamak için katkı sunmak zorundadır ve bu konuda ciddi adımlar atmalıdır.' dedi.
Dar gelirli ailelerin çocuklarının temel gıdalara ulaşmakta zorlandığını ifade eden Aşkın, 'Bugün basit bir kıyas yapalım. Birçok dar gelirli vatandaşımız, okula giden çocuklarının beslenme çantasına, gelişmekte olan çocukların ihtiyacı olan temel besinleri maalesef alamıyor. Çünkü ailenin alım gücü yok. En basitinden yumurtaya, kahvaltılık peynire, zeytine ulaşmakta aileler zorlanıyor.' ifadelerini kullandı.

'Çocuklarımızın beslenmesini devlet üstlensin'
Okullarda çocukların beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çağrıda bulunan Aşkın, 'Çocuklarımızın okulda öğlen arası yemek yiyebilmesi için verebileceği rakam 50 lira. 50 lirayla siz basit, içi bomboş bir tost alabiliyorsunuz. Çocuklarımız yeterince beslenmediği için maalesef başarısız oluyor. Başarısız olmanın temel sebeplerinden bir tanesi de çocuklarımızın yeteri derecede gıdayı alamamasıdır.' diye konuştu.
TBMM'de milletvekilleri ve misafirlere sunulan yemeklerle okul kantinlerindeki fiyatları karşılaştıran Aşkın, 'Bugün Meclis'te milletvekillerimize ve misafirlerine, kısacası Meclis mutfağında sunulan dört çeşit, tatlısıyla, çorbasıyla, ana menüsüyle, yan menüsüyle toplamda maliyeti 149 liraya mükellef bir sofraya ulaşabiliyorlar. Peki aynı çocuklarımız öğlen okul kantininde aldıkları tostun ya da yanına bir de içecek koydukları zaman 150-200 liradan aşağı ulaşamıyorlar. Bu kıyası yapar mısınız? Elinizi vicdanınıza koyabilir misiniz? Bu soruyu kendinize sorabilir misiniz? Krallar yer, köleler bakar.' ifadelerini kullandı.
Yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı olması temennisinde bulunan Aşkın, çocukların sağlıklı beslenmesi için devletin ve yerel yönetimlerin ortak çalışma yürütmesi gerektiğini söyledi.
Aşkın, 'Yeni eğitim ve öğretim yılımız hayırlı uğurlu olsun. Çocuklarımıza buradan bir kez daha başarı diliyoruz. Ama lütfen bu çocuklarımızın beslenmesine, gıdaya ulaşmasına yardımcı olalım. Bizim önerimiz şu olsun. Yerel yönetimlerle birlikte her ilkokul, ortaokul ve lise öğrencimizin beslenmesini devlet üstlensin. Devlet bu görevi yerine getirsin, bu sorumluluğu alsın. Çocuklarımızı gelişim yaşlarına göre, temel ihtiyaç öncelikleri neyse ona göre bir menü ile besleyelim ki sağlıklı çocuklar, sağlıklı zihinler ve sağlıklı gelecek nesiller yetişsin.' dedi. (İLKHA)




