İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiye sürecine alınmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

'Fon krizi bir mülkiyet hakkı meselesidir, tasfiye süreci hak temelli yürütülmelidir' denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: 'Sermaye Piyasası Kurulu'nun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu tasfiye sürecine alınmıştır. Kurulun açıkladığı verilere göre bu fonlarda yaklaşık 455 bin tekil yatırımcı bulunmakta ve bu yatırımcıların bir kısmını da birikimlerini, emekli ikramiyelerini, konut ya da eğitim için ayırdıkları tasarruflarını bu fonlara yatırmış insanlar oluşturmaktadır.

Yaşanan kriz, sadece bir piyasa dalgalanması niteliğinde değildir. Anayasa güvencesinde bulunan mülkiyet hakkı, yüz binlerce insan için tehdit altına girmiştir. Mülkiyet hakkı devletlere, sadece kişilerin malvarlığına müdahale etmeme yükümlülüğü yüklemez. Devlet aynı zamanda bu hakkı koruyacak düzenleyici ve denetleyici bir çerçeve kurmakla ve bilinen risklere karşı zamanında tedbir almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük sermaye piyasalarının etkili denetimini de içermektedir.

Kamuoyuna yansıyan bilgiler, fonlardaki olağandışı getiri ve piyasadaki manipülasyon riskine ilişkin uyarıların yaklaşık 1 yıldır yetkili makamların gündeminde olduğunu göstermektedir. Kasım 2025'te bu yönde resmi uyarılar yapılmış, 3 Aralık 2025'te Kurul bünyesinde bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Buna rağmen kapsamlı düzenleme ancak Ağustos 2026 sonunda hayata geçirilebilmiştir. Bu süre zarfında fonlara yeni yatırımcıların girmeye devam ettiği ve içlerinde kamu görevi icra eden bazı isimler ile yakınlarının da bulunduğu bazı yatırımcıların SPK müdahalesinden kısa süre önce çok yüksek rakamlarla sistemden çıktıkları dikkate alındığında, denetim yükümlülüğünün zamanında ve etkili biçimde yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.'

Çocuk Gelişimi ve Aile Danışmanı Aslan: Çocuklarda artan şiddet eğilimini tek bir nedene bağlamak mümkün değil
Çocuk Gelişimi ve Aile Danışmanı Aslan: Çocuklarda artan şiddet eğilimini tek bir nedene bağlamak mümkün değil
İçeriği Görüntüle

Açıklamanın devamında, 'Bundan sonraki süreç de tümüyle kamu otoritelerinin sorumluluğundadır. İhmallere acil tedbir geliştirilmesi, tasfiyenin hak temelli ve hakkaniyete uygun yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Tasfiye süreci şeffaf biçimde yürütülmeli; varlık satışları, elde edilen tutarlar ve dağıtım esasları, düzenli aralıklarla kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Fonlardan yapılan olağan dışı para hareketleri ve ilişkili taraflara yapılan para transferleri incelenmeli, hukuken geri alınabilir tutarlar tasfiye havuzuna kazandırılmalıdır. Soruşturmalar etkili, bağımsız ve makul sürede yürütülmeli; sorumluluğu bulunan bütün gerçek ve tüzel kişiler, kamu görevlileri dahil, hukuk önünde hesap vermelidir. Yatırımcılar için erişilebilir bir bilgilendirme, başvuru ve itiraz mekanizması oluşturulmalı; etkili başvuru hakkı güvence altına alınmalıdır. Kamu otoritelerinin denetim süreçleri bağımsız bir değerlendirmeye tabi tutulmalı, benzer mağduriyetlerin önlenmesi için gerekli yapısal düzenlemeler yapılmalıdır.' denildi. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA