Geçtiğimiz yıl Şanlıurfa'nın Siverek ilçesi ile Kahramanmaraş ilinin ardından en son dün Manisa'nın Turgutlu İlçesinde yaşanan okula silahlı saldırı olaylarını değerlendiren Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı ve Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Ramazan Tekdemir; bu tür saldırılarda okul güvenliğinin sadece öğretmenin ve velinin sorumluluğunda olmadığını, ortak mücadele edilmesi gerektiğini ifade ederek okullarda şiddetin bireysel bir sorun olmadığı gibi bütüncül yaklaşımla önlenebileceğine dikkat çekti.

Manisa'nın Turgutlu İlçesinde yaşanan hadiseden duyduğu üzüntüyü paylaşan Tekdemir 'Öncelikle dün yaşanan hadise hepimiz için çok üzücü oldu. Milletçe bu olaydan dolayı derin bir üzüntü içerisindeyiz. Olaydan etkilenen bütün çocuklarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, Rabbimden bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını niyaz ediyoruz. Duamız, bir daha böyle acı hadiselerin yaşanmamasıdır.' dedi.

'Çözüm, bir kurumu iyileştirmek değil; bütüncül bir yaklaşımla meselenin tamamını ele almaktır'

Okullarda yaşanan şiddet ve saldırı olaylarının bireysel bir disiplin sorununun ötesinde; sosyal, psikolojik, ailevi ve kurumsal birçok bileşenin etkili olduğu çok katmanlı bir problem olduğunu söyleyen Tekdemir 'Çözüm, tek bir alanı onarmak ya da tek bir kurumu iyileştirmek değil; bütüncül bir yaklaşımla meselenin tamamını ele almaktır. Bu tür vakalar yaşanmadan önce önleyici ve koruyucu çalışmalara ağırlık verilmelidir. Çünkü bu olaylar meydana gelmeden önce mutlaka birtakım sinyaller verir. Aile iş birliği, okulun kurumsal iklimi, sosyal medya ve çevre etkisi gibi unsurların tamamı güvenli hâle getirilmeli; iş birliği imkânları da bu bileşenlerin tamamını kapsayacak şekilde değerlendirilmelidir. Bunun için sorunun kök nedenlerinin doğru analiz edilmesi büyük önem taşımaktadır.' ifadelerini kullandı.

Çocukların içinde bulunduğu ortamın bu tür davranışların ortaya çıkmasında belirleyici olabileceğine dikkat çeken Tekdemir 'Aile ile iş birliği hayati öneme sahiptir. Aile, çocuğunu tanımalı; onun gelişimini ve davranışlarını düzenli olarak takip edebileceği bir geri bildirim mekanizmasını işletmelidir. Çocuğuyla vakit geçirmeyen, zamanını ve çevresini takip edemeyen aile yapıları, maalesef bu tür tehditlere daha açık hâle gelebilmektedir. Elbette bütün tedbirlere rağmen sıkıntılar yaşanabilir. Böyle durumlarda ailelerin kurumlarla iş birliği içinde hareket etmesi, psikososyal destek mekanizmalarına yönelmesi ve profesyonel destek alması gerekmektedir.' şeklinde konuştu.

'Çocukları şiddete teşvik eden dizi, film ve sosyal medya içeriklerinden koruyacak tedbirler alınmalı'

'Okullar da psikososyal destek süreçleri etkin şekilde planlanmalı, rehberlik hizmetleri donanımlı hâle getirilmeli, öğretmenler ve okul personeli şiddeti önleme konusunda düzenli eğitimlerden geçirilmelidir.' Diyerek konuşmasını sürdüren Tekdemir, şu ifadelere yer verdi:

'Bu mesele yalnızca Millî Eğitim'in omuzlarına bırakılacak bir konu değildir. İşin güvenlik boyutu, rehberlik boyutu ve diğer kamu kurumlarının katkı sunacağı alanlar bulunmaktadır. Bu nedenle kurumlar arası koordinasyonu sağlayacak güçlü bir mekanizmaya ihtiyaç vardır.'

Şiddetin yaygınlaşmasında çevre faktörü ve özellikle sosyal medyanın önemli olduğuna vurgu yapan Tekdemir 'Çocukları şiddete özendiren her türlü program ve içerik mutlaka gözden geçirilmelidir. Şiddeti teşvik eden rol modellerin sunumu sorgulanmalı; şiddet içerikli yapımlar, diziler, filmler ve sosyal medya içerikleri konusunda çocukları koruyacak etkili tedbirler alınmalıdır. Toplumda şiddeti normalleştiren hiçbir figürün çocuklara örnek olarak sunulmaması gerekir.' ifadelerine yer verdi.

'Basında olumsuz örneklik oluşturabilecek olaylar aktarılırken dikkatli bir dil kullanılmalı'

Basın-yayın alanında kişi ve kurumlara düşen sorumluluklara da dikkat çeken Tekdemir 'Basın yayın etiği açısından da haberlerin sunuluş biçimi büyük önem taşımaktadır. Şiddet, kavga, ölüm veya ahlaki açıdan olumsuz örneklik oluşturabilecek olaylar aktarılırken son derece dikkatli bir dil kullanılmalıdır. Bu tür haberler, olayı adeta canlandıran ayrıntılarla verilmemeli; çünkü yanlış bir haber dili, farkında olmadan yeni olumsuz örnekliklerin önünü açabilir. Bu konuda toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerekmektedir.' diye belirtti.

Bu tür olayların artmasında cezasızlık algısı ya da orantılı yaptırımların yetersiz kalması etkili olabildiği gibi toplumda infial oluşturan suçlara yönelik cezaların daha caydırıcı hâle getirilmesi ve bu konuda gerekli hassasiyetin gösterilmesinin de önemli olduğunun altını çizen Tekdemir, aksi takdirde bu olaylar zincirin halkaları gibi birbirini tetikleyen sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

'Çocuklara mutlaka manevi bilinç verilmelidir'

e-YDTS/2 Türkçe sınavı yarın gerçekleştirilecek
e-YDTS/2 Türkçe sınavı yarın gerçekleştirilecek
İçeriği Görüntüle

Değerlendirmelerinde okullarda fiziki güvenlik unsurlarına da yer veren Tekdemir 'Güvenlik hizmetleri, bu alanda eğitim almış ve gerekli niteliklere sahip profesyonel personel tarafından yürütülmeli; yetersiz eğitim almış kişilerle bu sorumluluğun yerine getirilmesi beklenmemelidir. Bunun yanında okullarda hiçbir kör nokta bırakılmamalı, teknik ve fiziki güvenlik tedbirleri eksiksiz şekilde uygulanmalıdır.' ifadelerini kullandı.

Tekdemir 'Aynı zamanda çocuklarımıza sorumluluk bilinci kazandırmamız gerekiyor. Çocuğu aşırı koruyup başkasının acısını hissedemeyen, empati kuramayan ve birlikte yaşama kültürünü öğrenemeyen bireyler olarak yetiştirmek, bu tür problemlerin oluşmasına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle çocuklara mutlaka manevi bilinç verilmelidir. Çocuk; günahın ve sevabın, iyiliğin ve kötülüğün ne olduğunu bilmeli, hangi davranışın doğru olduğunu kavrayacak bir şuura sahip olmalıdır. Bu bilinç öncelikle ailede kazandırılmalı, okul tarafından desteklenmeli ve gerekli müfredat düzenlemeleriyle güçlendirilmelidir. Manevi açıdan ciddi boşluklar yaşayan çocukların başkasına zarar verecek davranışlar geliştirme riski daha yüksek olabilmektedir. Bu alanda mutlaka kalıcı çözümler üretilmelidir.' dedi.

'Toplumun bütün kesimleri ortak bir bilinç etrafında buluşmalı'

Konuşmasını sürdüren Tekdemir, son olarak şunları söyledi:

'Çocuklarımızın sağlıklı ve güvenli ortamlarda yetişmesini istiyoruz. Her türlü güvenlik önleminin alındığı, kurumlar arası iş birliğinin tesis edildiği, güvenlik protokollerinin uygulanarak sahada etkin şekilde hayata geçirildiği bir okul iklimi hedefliyoruz. Bu konuda toplumun bütün kesimlerinin ortak bir bilinç etrafında buluşmasını bekliyoruz. Okulların güvenliğini yalnızca okul yöneticilerine, öğretmenlere veya velilere bırakmak doğru değildir. Bu çok yönlü bir meseledir. Tüm kurumların ve toplumun bütün bileşenlerinin ortak bir destek mekanizması etrafında bir araya gelerek çocuklarımız için birlikte çaba göstermesi gerekmektedir.' (İLKHA)

Kaynak: İLKHA