<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ergani Haber - Son Dakika Ergani Haberleri</title>
    <link>https://erganigazetesi.com.tr</link>
    <description>Ergani haberleri ile ilgili son dakika gelişmeleri, en sıcak haberler ve geçmişten bugüne tüm detayları Ergani Haber Gazetesi sayfasından takip edebilirsiniz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://erganigazetesi.com.tr/rss/analiz" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 25 Aug 2026 06:10:43 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/rss/analiz"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[57 yıl sonra Mescid-i Aksa yangını: Kudüs'te değişmeyen işgal ve tehdit]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/57-yil-sonra-mescid-i-aksa-yangini-kuduste-degismeyen-isgal-ve-tehdit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/57-yil-sonra-mescid-i-aksa-yangini-kuduste-degismeyen-isgal-ve-tehdit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mescid-i Aksa, 21 Ağustos 1969'da Avustralyalı siyonist Denis Michael Rohan tarafından kundaklandı. Yangında Kıble Mescidi'nin önemli bölümleri ve Selahaddin Eyyubi döneminden kalan tarihi minber büyük zarar görürken saldırı İslam dünyasında derin bir infiale yol açtı. Aradan geçen 57 yıla rağmen Kudüs'te işgal, baskınlar ve Mescid-i Aksa'nın statüsüne yönelik siyonist faaliyetler devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kudüs'ün simge mekanlarından Mescid-i Aksa, 21 Ağustos 1969 sabahı tarihinin en ağır saldırılarından biriyle karşı karşıya kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avustralya vatandaşı siyonist Denis Michael Rohan, Mescid-i Aksa'nın Kıble Mescidi bölümünde yangın çıkardı. Kundaklama sonucu yapının güney ve güneydoğu bölümleri ağır hasar gördü. Yangında 12. yüzyıldan kalma Selahaddin Eyyubi'nin minberi de tamamen yandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Rohan'ın saldırıyı 'dini fanatizm' temelinde gerçekleştirdiği ve Mescid-i Aksa'nın bulunduğu bölgedeki Yahudi mabedinin yeniden inşasına zemin hazırlayacağına inandığı aktarılmıştı. Rohan saldırının ardından yakalandı, yargılandı ve akıl sağlığının yerinde olmadığı bahanesiyle hastaneye gönderildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yangın yalnızca bir yapıyı hedef almadı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mescid-i Aksa yangını, yalnızca tarihi bir ibadethanenin kundaklanması olarak kalmadı. Olay, 1967'de Kudüs'ün işgal edilmesinin üzerinden henüz iki yıl geçmişken yaşandı ve Müslüman dünyasında büyük tepkiye neden oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yangında Selahaddin Eyyubi döneminden kalan tarihi minberin yok edilmesi, saldırının sembolik boyutunu daha da artırdı. Minberin yeniden yapılması için yıllar süren çalışmalar yürütüldü ve tarihi eserin aslına uygun yeniden inşası ancak 2007'de tamamlanabildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yangının ardından İslam dünyasında geniş çaplı protestolar düzenlendi. Olay, Kudüs'ün ve Mescid-i Aksa'nın korunması konusunda İslam ülkelerinin ortak hareket etmesi gerektiği yönündeki çağrıları güçlendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Nitekim 1969'daki yangının ardından İslam ülkelerinin liderleri Rabat'ta bir araya geldi. Bu süreç, daha sonra İslam Konferansı Örgütü'nün, bugünkü adıyla İslam İşbirliği Teşkilatının kuruluşuna giden gelişmelerin önemli unsurlarından biri oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Bir yangından daha fazlası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mescid-i Aksa yangınının üzerinden 57 yıl geçmesi, Kudüs'teki sorunun yalnızca 1969'da yaşanan bir kundaklama vakasından ibaret olmadığını gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1967'den bu yana Doğu Kudüs'ün işgali altında bulunması, Mescid-i Aksa çevresindeki güvenlik uygulamaları, baskınlar ve ibadet özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar, Kudüs'ü bölgesel gerilimlerin merkezlerinden biri haline getirmeyi sürdürüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle 1969 yangını, Filistinliler ve İslam dünyasında yalnızca geçmişte kalmış bir saldırı olarak değil, Kudüs'ün statüsü ve Mescid-i Aksa'nın geleceğine ilişkin daha geniş mücadelenin sembollerinden biri olarak hatırlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yangının izi bugün de sürüyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mescid-i Aksa yangını, bir taraftan tarihi ve dini mirasın ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyarken diğer taraftan Kudüs'teki çatışmanın yalnızca siyasi ve askeri bir mesele olmadığını da gözler önüne serdi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aradan geçen onlarca yılda Mescid-i Aksa defalarca gerilimin merkezine yerleşti. Baskınlar, giriş kısıtlamaları ve statükoya ilişkin tartışmalar, kutsal mekânın çevresindeki tansiyonu yeniden yükseltti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün 21 Ağustos, Müslüman dünyasında Mescid-i Aksa'nın yakıldığı gün olarak anılırken, 1969'da başlayan yangının yalnızca taş ve ahşabı değil, Kudüs meselesinin ne kadar derin ve kalıcı olduğunu da ortaya koyduğu görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>57 yıl önce Mescid-i Aksa'da yükselen alevler söndürülmüş olsa da Kudüs etrafındaki çatışma ve işgal sona ermiş değil. Bu nedenle 21 Ağustos, geçmişte yaşanan bir kundaklamanın yıl dönümünden öte Mescid-i Aksa'nın ve Kudüs'ün karşı karşıya olduğu tehditlerin yeniden hatırlandığı bir gün olmayı sürdürüyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/57-yil-sonra-mescid-i-aksa-yangini-kuduste-degismeyen-isgal-ve-tehdit</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:16:48 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/08/57-yil-sonra-mescid-i-aksa-yangini-kuduste-degismeyen-isgal-ve-tehdit.jpg" type="image/jpeg" length="71934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tunus'ta muhalefet üzerindeki baskı derinleşiyor: Gannuşi hastanede açlık ve ilaç grevinde]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/tunusta-muhalefet-uzerindeki-baski-derinlesiyor-gannusi-hastanede-aclik-ve-ilac-grevinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/tunusta-muhalefet-uzerindeki-baski-derinlesiyor-gannusi-hastanede-aclik-ve-ilac-grevinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tunus'ta Nahda Hareketi lideri ve eski Meclis Başkanı Raşid Gannuşi, hastanede ailesi ve avukatlarıyla görüşmesine izin verilmemesini protesto etmek amacıyla yemek ve ilaç almayı bıraktı. 85 yaşındaki Gannuşi'nin sağlık durumunun kritik olduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tunus'ta Arap Baharı'nın ardından sembol haline gelen siyasi aktörlerden Raşid Gannuşi, bugün ülkesindeki siyasi dönüşümün en çarpıcı mağdurlarından biri olarak cezaevinde bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Nahda Hareketi lideri ve eski Meclis Başkanı Gannuşi'nin savunma heyeti, 10 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, 85 yaşındaki siyasetçinin ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmemesini protesto etmek amacıyla açlık ve ilaç grevine başladığını duyurdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savunma heyetine göre Gannuşi, 29 Temmuz'da hastaneye kaldırılmasının ardından tamamen tecrit edildi. Ailesinin ve avukatlarının kendisini ziyaret etmesine, kendisiyle iletişim kurmasına ve hatta sağlık durumu hakkında bilgi almasına izin verilmediği belirtildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savunma heyeti, Gannuşi'nin 6 Ağustos'tan itibaren yemek ve ilaç almayı reddettiğini ve bunun 'haklarını savunmak için başvurduğu son araç' olduğunu açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>85 yaşındaki Gannuşi'nin sağlık durumunun hassas olduğu vurgulanırken, savunma ekibi yaşananları insanlık dışı bir uygulama olarak nitelendirdi ve Tunus makamlarından ailesi ile avukatlarının Gannuşi'yi ziyaret etmesine izin verilmesini istedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Bir ayda altıncı kez hastaneye kaldırıldı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi'nin sağlık sorunları cezaevi sürecinin önemli bir boyutunu oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savunma heyetinin açıklamasına göre Gannuşi, yüksek tansiyonu ve sağlık durumundaki kötüleşme nedeniyle temmuz ayı içerisinde altıncı kez hastaneye kaldırıldı. Hastaneye sevk edilmesinin ardından ise ailesi ve avukatlarıyla iletişiminin tamamen kesildiği bildirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savunma heyeti üyesi Mami Muhtar da Gannuşi'nin hastaneden ayrılıp ayrılmadığı konusunda dahi net bilgiye sahip olmadıklarını belirterek, avukatların ve ailesinin kendisini görmesine izin verilmediğini söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, Gannuşi'nin yalnızca siyasi geleceğini değil, sağlık durumunu da doğrudan etkileyen bir sürece işaret ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle ileri yaşı ve mevcut sağlık sorunları nedeniyle yemek ve ilaç almayı bırakmasının ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtilirken, savunma ekibi Tunus makamlarını doğabilecek sonuçlardan sorumlu tuttu.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gannuşi neden cezaevinde?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi'nin cezaevindeki durumu, Tunus'un son yıllarda yaşadığı siyasi dönüşümden bağımsız değerlendirilemiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2011'de Zeynel Abidin Bin Ali'nin devrilmesinin ardından Tunus'un en önemli siyasi aktörlerinden biri olan Gannuşi, Nahda Hareketi'nin lideri olarak ülkenin siyasi hayatında uzun süre belirleyici rol oynadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2019 seçimlerinden sonra Tunus Meclis Başkanlığı görevine getirilen Gannuşi, 2021'de Cumhurbaşkanı Kays Said'in parlamentonun çalışmalarını askıya almasıyla görevini fiilen kaybetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Said'in 25 Temmuz 2021'de parlamentonun çalışmalarını durdurması, başbakanı görevden alması ve yürütme yetkilerini giderek kendi elinde toplaması, ülkenin siyasi sisteminde büyük bir kırılma oluşturdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cumhurbaşkanı Said bu adımlarını ülkeyi siyasi ve ekonomik krizden çıkarmak, yolsuzlukla mücadele etmek ve devlet kurumlarını yeniden düzenlemek gerekçeleriyle savundu. Ancak muhalefet ve insan hakları örgütleri, sonraki süreçte parlamentonun etkisizleştirilmesi, siyasi rakiplerin tutuklanması ve yargı süreçlerinin muhaliflere karşı kullanılması nedeniyle Tunus'ta 'demokratik' kazanımların ciddi biçimde gerilediğini belirtti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi'nin bugün yaşadığı süreç de bu dönüşümün en görünür örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Müebbet hapis ve 30 yıl daha</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi hakkında son yıllarda çok sayıda dava açıldı ve ağır hapis cezaları verildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haziran 2026'da Tunus'taki bir mahkeme, 'gizli yapı' davası kapsamında Gannuşi'yi müebbet hapis cezasına çarptırdı. Bu cezaya ayrıca 30 yıl hapis cezası eklendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu karar, Gannuşi hakkında daha önce verilen ağır cezaların üzerine geldi. Nahda lideri 'devlete karşı komplo' ve Ulusal Kurtuluş Cephesi tarafından düzenlenen 'Ramazan sohbetleri' gibi davalarda da 14 ila 20 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi ve Nahda Hareketi ise kendilerine yöneltilen suçlamaları reddediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu ağır cezalar, Gannuşi'nin artık yalnızca siyasi bir rakip olarak değil, uzun yıllar boyunca siyasi sistemin önemli aktörlerinden biri olmuş bir muhalif olarak cezaevinde tutulduğu yönündeki tartışmaları büyütüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gannuşi dosyası Tunus'taki dönüşümün aynası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi'nin hikayesi, Tunus'un 2011 sonrası yaşadığı siyasi değişimin neredeyse tamamını kendi üzerinde taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir dönem seçimlerle Meclis Başkanlığı görevine gelen, siyasi partiler arasında uzlaşma arayışlarının merkezinde bulunan Gannuşi, bugün hastanede dahi ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmediği bildirilen 85 yaşındaki bir mahkum durumunda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu değişim, Tunus'ta siyasi sistemin geldiği noktaya ilişkin önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2011 sonrasında siyasi çoğulculuğun genişlediği, farklı partilerin parlamentoda temsil edildiği ve iktidarın seçimlerle el değiştirebildiği bir sistem kurulmuştu. Ancak 2021'de başlayan süreçte yürütme gücü cumhurbaşkanlığı makamında giderek daha fazla toplandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Parlamentonun yetkilerinin azaltılması ve siyasi muhalefetin hareket alanının daralmasıyla birlikte Gannuşi gibi ülkenin en önemli siyasi figürlerinden birinin uzun süreli hapis cezalarıyla karşı karşıya kalması, bu dönüşümün sembollerinden biri haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Muhaliflere yönelik davalar genişledi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tunus'taki baskı tartışmaları yalnızca Gannuşi ile sınırlı değil.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son yıllarda siyasetçiler, avukatlar, aktivistler, gazeteciler ve hükümeti eleştiren farklı kesimlerden isimler hakkında çok sayıda soruşturma ve dava yürütüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle 'devlete karşı komplo' gibi suçlamalar üzerinden açılan davalarda çok sayıda muhalif hakkında uzun süreli hapis cezaları verilmesi, ülkedeki siyasi alanın giderek daraldığı eleştirilerine neden oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi'nin aldığı müebbet ve 30 yıllık hapis cezası da bu tablonun en ağır örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Gannuşi'nin hastanede başlattığı açlık ve ilaç grevi, yalnızca bir mahkûmun cezaevi koşullarına yönelik protestosu olarak görülmüyor. Olay, Tunus'ta siyasi muhalefetin karşı karşıya olduğu baskının geldiği noktayı yeniden gündeme taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Arap Baharı tersine mi dönüyor?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tunus'un yaşadığı dönüşüm, Gannuşi'nin kişisel hikayesini aşan daha büyük bir çelişkiyi de ortaya çıkarıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2011'de Bin Ali yönetiminin devrilmesiyle başlayan Arap Baharı'nın ilk ve en önemli sonuçlarından biri Tunus'ta ortaya çıkmıştı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ülke, seçimler, yeni anayasa ve siyasi çoğulculuk konusunda bölgedeki diğer ülkelere kıyasla daha başarılı bir geçiş gerçekleştirmişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak 2021'de Cumhurbaşkanı Kays Said'in aldığı kararlarla bu model tersine dönmeye başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Said'in parlamentoyu askıya alması ve ardından yeni siyasi sistem kurması, destekçileri tarafından 'devletin yeniden ayağa kaldırılması' olarak görülürken, muhalifleri tarafından 'kazanımların tasfiyesi' olarak değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aradan geçen yıllarda Gannuşi'nin tutuklanması, Nahda Hareketi'nin etkisizleştirilmesi, muhalif isimlerin ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya kalması ve siyasi faaliyet alanının daralması, Tunus'un giderek daha otoriter bir yönetime kaydığı eleştirilerini güçlendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu açıdan bakıldığında Gannuşi'nin bugün hastanede yaşadığı tecrit, Tunus'taki siyasi dönüşümün yalnızca bir sonucu değil, aynı zamanda bu dönüşümün sembolik bir görüntüsü haline geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>85 yaşındaki Gannuşi'nin hayatı için kritik günler</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi'nin açlık ve ilaç grevine başlamasıyla birlikte gözler şimdi Tunus makamlarının atacağı adıma çevrilmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savunma heyeti, Gannuşi'nin ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmesini ve sağlık durumunun yakından takip edilmesini istiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak Gannuşi'nin sağlık durumunun hassas olması nedeniyle birkaç günlük bir açlık ve ilaç grevinin dahi ciddi sonuçlar doğurma ihtimali bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Gannuşi'nin hastanedeki durumu, Tunus'ta insan hakları ve siyasi özgürlükler konusundaki tartışmaların yeniden merkezine yerleşmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir tarafta 2011 devriminin ardından sembol isimlerden biri olan 85 yaşındaki bir siyasetçi diğer tarafta ise yıllar içinde giderek güçlenen cumhurbaşkanlığı ve daralan siyasi alan bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi'nin cezaevinde geçirdiği süreç, Tunus'un son 15 yıldaki siyasi hikayesinin adeta özeti niteliğinde: Devrimle başlayan umut, seçimlerle kurulan çoğulcu siyaset, ardından 2021'de yaşanan kırılma ve bugün muhalefetin en önemli isimlerinden birinin hastanede dahi ailesi ve avukatlarıyla görüşemediği bir tablo.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Gannuşi'nin başlattığı açlık ve ilaç grevi, yalnızca bir mahkûmun protestosu değil Tunus'ta siyasi özgürlükler ve muhalefetin geleceği açısından yeni bir sınav olarak görülüyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/tunusta-muhalefet-uzerindeki-baski-derinlesiyor-gannusi-hastanede-aclik-ve-ilac-grevinde</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 13:35:51 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/08/tunusta-muhalefet-uzerindeki-baski-derinlesiyor-gannusi-hastanede-aclik-ve-ilac-grevinde.jpg" type="image/jpeg" length="50503"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hiroşima'nın 81. yılı: İnsanlık atom bombasını kınadı, peki Gazze için ne yaptı?]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/hirosimanin-81-yili-insanlik-atom-bombasini-kinadi-peki-gazze-icin-ne-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/hirosimanin-81-yili-insanlik-atom-bombasini-kinadi-peki-gazze-icin-ne-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün, Hiroşima'nın üzerinden 81 yıl geçti. Dünya her yıl nükleer silahların dehşetini anıyor, 'bir daha asla' mesajı veriyor. Ancak aynı dünya, son yıllarda Gazze'de yaşanan büyük insani yıkım karşısında benzer bir kararlılığı ortaya koyup koymadığı sorusuyla karşı karşıya bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hiroşima'nın küllerinden yükselen 'Bir daha asla' sözü, 81 yıl sonra Gazze'nin enkazı altında yeniden sorgulanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>6 Ağustos 1945 sabahı, Japonya'nın Hiroşima kenti insanlık tarihinin ilk nükleer saldırısıyla karşı karşıya kaldı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD tarafından atılan 'Little Boy' adlı atom bombası, birkaç saniye içinde bir şehri haritadan sildi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yaklaşık 140 bin kişi hayatını kaybetti, on binlerce insan ise yıllar boyunca radyasyonun neden olduğu hastalıklarla hayatını kaybetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aradan yalnızca üç gün geçmişken, 9 Ağustos'ta bu kez Nagazaki hedef alındı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Fat Man' adı verilen ikinci atom bombası yaklaşık 70 ila 80 bin insanın ölümüne yol açtı. Böylece insanlık, tarihin en büyük kitlesel sivil yıkımlarından ikisine aynı hafta içinde tanıklık etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün, Hiroşima'nın üzerinden 81 yıl geçti. Dünya her yıl nükleer silahların dehşetini anıyor, 'bir daha asla' mesajı veriyor. Ancak aynı dünya, son yıllarda Gazze'de yaşanan büyük insani yıkım karşısında benzer bir kararlılığı ortaya koyup koymadığı sorusuyla karşı karşıya bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Tarihin en tartışmalı askeri kararı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD yönetimi, Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atılmasını savaşın daha kısa sürede sona erdirilmesi ve daha fazla can kaybının önlenmesi gerekçesiyle savundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak tarihçiler, hukukçular ve uluslararası ilişkiler uzmanları arasında bu gerekçeler uzun yıllardır tartışılıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birçok araştırmacıya göre Japonya zaten teslim olmanın eşiğindeydi ve atom bombalarının kullanılması askeri zorunluluktan çok siyasi bir güç gösterisiydi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle Sovyetler Birliği'ne yönelik caydırıcılık mesajı verilmek istendiği yönündeki değerlendirmeler akademik literatürde önemli yer tutuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uluslararası insancıl hukuk açısından bakıldığında ise ayrım gözetmeyen, sivilleri topluca hedef alan ve nesiller boyunca etkisini sürdüren bir silahın kullanılması, bugün kabul edilen hukuk ilkeleriyle bağdaşmıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hiroşima ve Nagazaki, savaşın yalnızca cephede değil, şehirlerin tam ortasında da yürütülebileceğini gösteren acı örnekler olarak tarihe geçti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İki bomba, yüz binlerce hayat</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hiroşima'da bombanın patladığı merkezden kilometrelerce uzaktaki insanlar dahi ağır yanıklarla mücadele etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Şehirde hastaneler, okullar, ibadethaneler ve kamu binaları birkaç saniye içinde yok oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Radyasyonun etkileri ise saldırının ardından onlarca yıl sürdü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kanser vakaları arttı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yeni doğan çocuklarda ciddi sağlık sorunları görüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Binlerce kişi psikolojik travmalarla hayatını sürdürmek zorunda kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Nagazaki'de de benzer bir tablo yaşandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İkinci atom bombası, ilk saldırının şoku atlatılamadan gerçekleştirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle birçok tarihçi, ikinci bombanın gerekliliğini ayrıca sorgulamaya devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>'Bir daha asla' sözü ne kadar karşılık buldu?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hiroşima'nın ardından dünya nükleer silahların sınırlandırılması için çok sayıda anlaşmaya imza attı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT), Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması (CTBT) ve daha sonra kabul edilen Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması gibi girişimler, atom bombasının tekrar kullanılmaması hedefiyle oluşturuldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak aynı süreçte dünya, Vietnam'dan Irak'a, Afganistan'dan Suriye'ye, Yemen'den Gazze'ye kadar milyonlarca sivili etkileyen büyük savaşlara da tanıklık etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yöntemler değişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Silahlar değişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak sivillerin ödediği bedel değişmedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gazze: Atom bombası kullanılmadı ama yıkımın ölçeği tartışılıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de yaklaşık üç yıldır devam eden saldırılar, uluslararası kuruluşların raporlarında modern dönemin en ağır insani krizlerinden biri olarak tanımlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kentlerin büyük bölümü ağır hasar gördü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Konut alanları, hastaneler, okullar, su ve elektrik altyapısı büyük ölçüde tahrip oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>On binlerce aile defalarca yerinden edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler kuruluşları, Gazze'de sağlık sisteminin büyük ölçüde çöktüğünü, temiz suya erişimin kritik seviyelere gerilediğini ve kıtlık riskinin ciddi boyutlara ulaştığını defalarca açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistinli yetkililerin verilerine göre on binlerce sivil şehit oldu, yüz binlerce kişi yaralandı veya sakat kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tablo, uluslararası toplumda sivillerin korunmasına ilişkin yükümlülüklerin ne ölçüde yerine getirildiği tartışmasını da beraberinde getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Aynı acının farklı yüzleri</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hiroşima ile Gazze birebir aynı değildir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birinde tek bir nükleer saldırı vardır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Diğerinde ise uzun süreye yayılan yoğun konvansiyonel bombardımanlar söz konusudur.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak iki örnek arasında dikkat çeken ortak noktalar bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Her ikisinde de en ağır bedeli siviller ödedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çocuklar, kadınlar ve yaşlılar savaşın doğrudan hedefi olmasa da sonuçlarından en fazla etkilenen kesim oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hastaneler hizmet veremez hale geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Okullar kapandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Şehirlerin sosyal dokusu çöktü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsanlar yalnızca hayatlarını değil, geleceklerini de kaybetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savaş hukukunun temel ilkelerinden olan sivillerin korunması ilkesi, her iki örnek üzerinden de uluslararası kamuoyunda yeniden tartışılıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çifte standart tartışmaları</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hiroşima'nın yıldönümünde dünya liderleri nükleer silahların insanlık için oluşturduğu tehdide dikkat çekiyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Anma törenlerinde barış mesajları veriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak aynı dönemde dünyanın farklı bölgelerinde devam eden çatışmalarda sivillerin korunmasına yönelik benzer hassasiyetin gösterilip gösterilmediği sorusu sık sık gündeme geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uluslararası hukuk uzmanları, savaş suçlarının failine göre değil, eylemin niteliğine göre değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları örgütleri de sivillerin hedef alınması, zorla yerinden edilme, sağlık altyapısının çökertilmesi ve temel yaşam ihtiyaçlarının engellenmesine ilişkin iddiaların bağımsız biçimde soruşturulmasını talep ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Gazze'de yaşananlar, yalnızca bölgesel bir çatışma değil uluslararası hukuk düzeninin işleyişine ilişkin küresel bir sınav olarak da değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Hiroşima'nın gerçek mirası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hiroşima yalnızca geçmişte yaşanmış bir felaket değildir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aynı zamanda savaşın ulaştığı en yıkıcı noktayı simgeleyen tarihsel bir uyarıdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>81 yıl önce ortaya çıkan küresel vicdan, 'bir daha asla' sözü etrafında şekillendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu ilkenin yalnızca nükleer silahlar için değil, sivilleri kitlesel biçimde etkileyen tüm savaş yöntemleri için geçerli olması gerektiği yönündeki çağrılar her geçen yıl daha yüksek sesle dile getiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hiroşima'nın üzerinden 81 yıl geçti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsanlık atom bombasını tarihin en büyük felaketlerinden biri olarak hafızasına kazıdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak savaşların değişen biçimleri, şehirlerin yine harabeye dönmesi ve sivillerin yine en ağır bedeli ödemesi, geçmişten çıkarılan derslerin yeterince hayata geçirilmediği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Hiroşima anılırken sorulması gereken temel soru yalnızca '81 yıl önce ne yaşandı?' değildir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Asıl soru şudur:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsanlık, Hiroşima'nın acısından gerçekten ders çıkardı mı yoksa savaşların yöntemi değişirken sivillerin ödediği bedel değişmeden mi kaldı? <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/hirosimanin-81-yili-insanlik-atom-bombasini-kinadi-peki-gazze-icin-ne-yapti</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 12:20:07 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/08/hirosimanin-81-yili-insanlik-atom-bombasini-kinadi-peki-gazze-icin-ne-yapti.png" type="image/jpeg" length="55038"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsmail Heniyye: Sürgünlerden liderliğe, mücadeleden şehadete uzanan yol]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/ismail-heniyye-surgunlerden-liderlige-mucadeleden-sehadete-uzanan-yol</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/ismail-heniyye-surgunlerden-liderlige-mucadeleden-sehadete-uzanan-yol" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin davasının önemli siyasi liderlerinden İsmail Heniyye, şehadetinin ikinci yılında anılıyor. Gazze Şati Mülteci Kampı'nda başlayan hayatı, hapis, sürgün, siyasi mücadele ve savaşlarla şekillenen Heniyye, HAMAS Siyasi Büro Başkanlığı'na kadar yükselerek Filistin direnişinin en etkili isimlerinden biri oldu. 31 Temmuz 2024'te Tahran'da gerçekleştirilen suikastla şehit edilen Heniyye, geride sabır, kararlılık ve Filistin davasına adanmış bir mücadele mirası bıraktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya Müslümanları ve Filistin halkı bugün, şehadetinin ikinci yılında yalnızca bir siyasi lideri değil ömrünü Filistin davasına adamış, mücadelesiyle milyonlarca insanın hafızasında yer edinen bir önderi anıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin direniş hareketinin önemli isimlerinden İsmail Abdüsselam Ahmed Heniyye, 31 Temmuz 2024'te İran'ın başkenti Tahran'da gerçekleştirilen suikast sonucu şehit edildi. Heniyye, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın yemin törenine katılmak üzere Tahran'daydı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Ebu'l-Abd' künyesiyle tanınan Heniyye, hayatı boyunca Filistin davasının siyasi, diplomatik ve toplumsal alanlarda savunuculuğunu yapan bir isim olarak öne çıktı. Onun hayatı, mültecilik, kuşatma, hapis, sürgün ve savaşlarla şekillenen Filistin tarihinin önemli bir bölümünü yansıttı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Mülteci kampından liderliğe uzanan hayat</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İsmail Heniyye, 29 Ocak 1962 veya 1963'te Gazze Şati Mülteci Kampı'nda dünyaya geldi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ailesi, 1948'de yaşanan Nekbe sırasında Filistin'in Al-Cura bölgesinden (bugünkü Askalan) sürülerek Gazze'ye yerleşmek zorunda kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mülteci kampında geçen çocukluğu, Filistin halkının yaşadığı sürgün ve mahrumiyetlerle iç içe oldu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Heniyye, küçük yaşlardan itibaren işgalin ve kuşatmanın etkilerini yaşayarak büyüdü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>UNRWA okullarında başlayan eğitim hayatını Gazze İslam Üniversitesi'nde sürdürdü. Arap Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olan Heniyye, üniversite yıllarında öğrenci hareketleri içerisinde aktif rol aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gençlik yıllarında başlayan mücadele</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1987 yılında başlayan Birinci İntifada döneminde Filistin siyasi hareketleri içinde daha aktif hale gelen Heniyye, aynı yıl kurulan HAMAS'ın ilk kadroları arasında yer aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin davasına bağlılığı nedeniyle siyonist rejim tarafından birçok kez alıkonuldu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1988 ve 1989 yıllarında hapis cezalarına çarptırılan Heniyye, 1992 yılında yüzlerce Filistinliyle birlikte Lübnan'a sürgün edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sürgün döneminin ardından Gazze'ye dönen Heniyye, HAMAS'ın kurucu liderlerinden Şeyh Ahmed Yasin'in en yakın çalışma arkadaşlarından biri oldu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Şeyh Ahmed Yasin'in özel kalem müdürlüğünü yapan Heniyye, hareketin siyasi çizgisinin şekillenmesinde önemli görevler üstlendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>HAMAS'ın siyasi yüzü ve Filistin yönetimindeki rolü</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2006 yılında gerçekleştirilen Filistin yasama seçimlerinde HAMAS'ın elde ettiği başarı sonrası İsmail Heniyye, Filistin Başbakanı olarak görevlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Heniyye, görevi boyunca ağır ambargo, siyasi baskılar ve kuşatma altında yönetim sorumluluğunu üstlendi. Gazze'nin ekonomik ve insani krizlerle karşı karşıya kaldığı dönemde halkla iç içe bir yönetim anlayışı sergiledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Onun döneminde Gazze'de sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerin devam ettirilmesi için çalışmalar yürütüldü. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Heniyye, siyasi mücadele ile toplumsal sorumluluğun birlikte yürütülmesi gerektiğini savundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kendisini anlatan en önemli ifadelerden biri şu sözleri oldu: 'Bir elimizle okullar ve hastaneler inşa ederken, diğer elimizle işgale karşı direnmeye devam edeceğiz.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Siyasi Büro Başkanlığı ve diplomasi dönemi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İsmail Heniyye, 2017 yılında HAMAS Siyasi Büro Başkanlığı görevine seçildi. Bu dönemle birlikte hareketin uluslararası temaslarında daha görünür bir rol üstlendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Doha merkezli çalışmalar yürüten Heniyye; bölge ülkeleri, İslam dünyası temsilcileri ve uluslararası aktörlerle temaslarda bulundu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin meselesinin dünya kamuoyunda daha fazla gündeme gelmesi için siyasi ve diplomatik girişimlerde bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Heniyye, bir yandan Filistin halkının haklarını savunurken diğer yandan ateşkes, esir takası ve insani yardım görüşmelerinde önemli roller üstlendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Aksa Tufanı sürecinde liderlik</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>7 Ekim 2023'te başlayan Aksa Tufanı süreci ve ardından Gazze'ye yönelik saldırılar, Heniyye'nin liderliğinin en kritik dönemlerinden biri oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de yaşanan ağır saldırılar, yıkım ve insani kriz karşısında Heniyye, Filistin halkının yanında durmaya devam etti. Savaşın en ağır günlerinde yaptığı açıklamalarla halkına sabır ve kararlılık çağrısı yaptı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2024 yılında üç oğlu ve torunlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda aile ferdinin saldırılarda şehit edilmesi, Heniyye'nin yaşadığı en büyük acılardan biri oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak Heniyye, kişisel kaybına rağmen mücadelesinden vazgeçmedi. O süreçte yaptığı açıklamalar, Filistin halkının hafızasında yer etti:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Evlatlarımızı kaybettik ama davamızı değil. Kan, zaferin en sadık şahididir.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu sözleri, onun için mücadelenin sadece siyasi bir tercih değil, inandığı bir dava olduğunu gösteren ifadeler olarak değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Şehadet: Bir liderin ardından kalan miras</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>31 Temmuz 2024'te Tahran'da gerçekleştirilen suikast sonucu şehit edilen Heniyye'nin ölümü, Filistin halkı ve dünya Müslümanları arasında büyük yankı uyandırdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Heniyye'nin cenaze töreni Katar'ın başkenti Doha'da gerçekleştirildi. Törene çok sayıda siyasi lider, temsilci ve binlerce kişi katıldı. Filistin bayraklarıyla yürüyen kalabalıklar, Heniyye'ye veda etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Onun şehadeti, Filistin davasına adanmış bir ömrün son halkası olarak değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Heniyye'nin İran İslam İnkılabı eski Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamaney ile vedalaşması sırasında söylediği belirtilen şu sözleri de son mesajları arasında yer aldı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Gitmek bir şeydir ama yeni biri mutlaka gelir.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu ifade, mücadelenin kişilerle sınırlı olmadığı, bir dava anlayışının nesiller boyunca devam edeceği yönündeki mesajı olarak yorumlandı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>'Geri dönmeyin' mesajı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İsmail Heniyye'nin hayatı boyunca verdiği en güçlü mesajlardan biri kararlılık ve sabır oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Bu yol kolay değil ama hak yoldur. Yürümeye devam edin. Sakın geri dönmeyin.' sözleri, onun siyasi anlayışının temelini oluşturan ifadeler arasında gösterildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Heniyye, Filistin halkının yaşadığı acıları yalnızca anlatan değil, bu acıların içinde yaşayan bir lider olarak tanındı. Mülteci kampından başlayan hayatı, Filistin siyasi hareketinin en üst noktalarından birine uzandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Filistin davasında sembolleşen isim</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İsmail Heniyye'nin mirası, siyasi mücadele, sabır, diplomasi, direniş ve Filistin davasına bağlılık kavramlarıyla anılıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>O, yalnızca bir siyasi lider değil zor zamanlarda halkının yanında duran, ailesini ve kendisini bu davanın bir parçası olarak gören bir önder olarak hatırlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Şehadetinin ardından Heniyye'nin adı, Filistin sokaklarında bir hatıra ve mücadele sembolü olarak yaşamaya devam ediyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/ismail-heniyye-surgunlerden-liderlige-mucadeleden-sehadete-uzanan-yol</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 09:54:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/ismail-heniyye-surgunlerden-liderlige-mucadeleden-sehadete-uzanan-yol.png" type="image/jpeg" length="54219"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD baskısı büyüyor: UCM üyeleri peş peşe çekiliyor]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/abd-baskisi-buyuyor-ucm-uyeleri-pes-pese-cekiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/abd-baskisi-buyuyor-ucm-uyeleri-pes-pese-cekiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), kuruluşundan bu yana en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. 2002'de Roma Statüsü ile kurulan ve savaş suçları, soykırım ile insanlığa karşı suçların faillerini yargılamak amacıyla oluşturulan mahkeme, son dönemde artan siyasi baskılar, iç krizler ve üye ülkelerin peş peşe gelen çekilme kararlarıyla karşı karşıya kaldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkemenin yaşadığı kriz, yönetim kademesindeki belirsizliklerin yanı sıra ABD'nin yürüttüğü yoğun diplomatik baskıyla daha da derinleşti. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Washington, özellikle müttefiklerinin UCM tarafından soruşturulmasını engellemek amacıyla mahkemeye yönelik yaptırım ve baskı politikasını genişletirken, bu süreç bazı ülkelerin Roma Statüsü'nden çekilme kararlarını da beraberinde getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çad'ın kararı yeni dalgayı başlattı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son çekilme kararını alan Çad, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e Roma Statüsü'nden ayrılma talebini resmen iletti. Böylece Çad, son dönemde Venezuela, Burkina Faso, Mali ve Nijer'in ardından aynı yönde adım atan beşinci ülke oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çad yönetimi, UCM'yi 'coğrafi seçicilik' yapmakla suçlayarak soruşturmaların büyük bölümünün Afrika ülkelerine yöneldiğini savundu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hükümet, mahkemenin bugüne kadar açtığı 13 soruşturmanın 9'unun Afrika'da yürütüldüğünü, diğer bölgelerde açılan dosyalarda ise somut ilerleme sağlanamadığını belirterek UCM'yi 'yeni sömürgeciliğin aracı' olarak nitelendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çad Dışişleri Bakanlığının yayımladığı açıklamaya göre, çekilme kararında ABD'nin çağrısı da etkili oldu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Açıklamada, ABD yönetiminin mahkemenin faaliyetlerine ilişkin endişelerini dile getirerek Çad'dan üyeliğini yeniden değerlendirmesini istediği ifade edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Roma Statüsü'nün 127'nci maddesine göre bir ülkenin çekilme kararı, resmi bildirimin ardından bir yıl sonra yürürlüğe giriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>ABD ile UCM arasındaki uzun gerilim</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD hiçbir zaman UCM'ye taraf olmadı. Başkan Bill Clinton döneminde Roma Statüsü müzakerelerine katılmasına rağmen Washington, Amerikan askerleri ve yetkililerinin siyasi saiklerle yargılanabileceği endişesiyle statüyü onaylamadı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Başkan George W. Bush ise 2002 yılında ABD'nin imzasını geri çekti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aynı yıl kabul edilen 'Amerikan Hizmet Mensuplarını Koruma Yasası', UCM'ye Amerikan vatandaşlarını teslim eden ülkelere yaptırım uygulanmasının önünü açarken, ABD yönetimine mahkeme tarafından gözaltına alınan Amerikan vatandaşlarının kurtarılması için geniş yetkiler tanıdı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Washington ayrıca birçok ülkeyle ikili anlaşmalar yaparak Amerikan vatandaşlarının UCM'ye teslim edilmesini engellemeye çalıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buna karşın Bush ve Barack Obama dönemlerinde bazı dosyalarda mahkemeyle sınırlı iş birliği yapıldı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD, 2005'te Darfur dosyasının, 2011'de ise Libya dosyasının UCM'ye sevk edilmesine engel olmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Trump döneminde sertleşen politika</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde ilişkiler yeniden gerildi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>UCM'nin Afganistan'da ABD askerleri ve CIA personeli hakkında olası savaş suçlarını soruşturması ile Filistin topraklarında işlenen suçlara ilişkin inceleme başlatması, Washington'un tepkisini çekti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2018'de dönemin Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, ABD'nin mahkemeyle hiçbir şekilde iş birliği yapmayacağını açıkladı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ardından dönemin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun tehditlerinin ardından dönemin Başsavcısı Fatou Bensouda'nın ABD vizesi iptal edildi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump yönetimi 2020 yılında da UCM yetkililerine yaptırım uyguladı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Joe Biden yönetimi göreve geldikten sonra bu yaptırımları kaldırsa da UCM'nin 2024 yılında siyonist rejim Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama kararı talep etmesi Washington ile mahkeme arasındaki gerilimi yeniden artırdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İkinci Trump döneminde baskı genişledi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Donald Trump'ın yeniden başkan seçilmesinin ardından ABD yönetimi, Şubat 2025'te UCM'ye yönelik yaptırımları yeniden yürürlüğe koydu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Washington, mahkemenin ABD ve siyonist rejime yönelik girişimlerini 'hukuki dayanağı olmayan işlemler' olarak nitelendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Temmuz 2026'da ABD Dışişleri Bakanlığı, UCM'yi sistematik biçimde etkisiz hale getirmeyi amaçlayan kapsamlı bir hükümet stratejisinin yürütüldüğünü duyurdu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise mahkemeyi ABD'nin egemenliğine yönelik kabul edilemez bir tehdit olarak tanımlayarak yeni yaptırımlar uygulanabileceği uyarısında bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Mahkemenin geleceği belirsiz</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'nin uyguladığı baskının, yalnızca siyasi düzeyde kalmadığı değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre yaptırım tehdidi, UCM'nin yeni başsavcısını belirleme sürecini de olumsuz etkiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkemenin başına geçecek ismin otomatik olarak ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalabileceği endişesi, aday sayısını azaltabilecek önemli bir unsur olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Beyaz Saray'ın açıklamalarına göre yaptırımlar; mal varlıklarının dondurulması, finansal işlemlerin engellenmesi, UCM yetkilileri ile aile üyelerine ABD'ye giriş yasağı uygulanması gibi tedbirleri kapsayabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Art arda gelen çekilme kararları, Washington'un artan baskısı ve mahkemenin yönetim krizinin birleşmesi, UCM'nin uluslararası meşruiyeti ve etkinliği açısından kuruluşundan bu yana karşılaştığı en ciddi sınamalardan biri olarak değerlendiriliyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/abd-baskisi-buyuyor-ucm-uyeleri-pes-pese-cekiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 12:35:54 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/abd-baskisi-buyuyor-ucm-uyeleri-pes-pese-cekiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="37421"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Savaşlar ve iklim krizi buğday fiyatlarını yükseltiyor]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/savaslar-ve-iklim-krizi-bugday-fiyatlarini-yukseltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/savaslar-ve-iklim-krizi-bugday-fiyatlarini-yukseltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran ve Ukrayna savaşlarının küresel ticaret yolları üzerindeki baskısı, liman saldırıları ve aşırı sıcaklar nedeniyle buğday fiyatları son yılların en yüksek seviyelerine yaklaştı. Dünyanın en büyük buğday ihracatçılarından Rusya ve Ukrayna'daki gelişmeler, küresel gıda güvenliği konusunda yeni soru işaretleri oluşturuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Küresel tahıl piyasalarında savaş ve iklim kaynaklı endişeler nedeniyle buğday fiyatları yükselişini sürdürüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Chicago Ticaret Borsası'nda buğday fiyatları geçen hafta yüzde 4,1 artarak son üç yılın en yüksek seviyelerine yaklaştı. Temmuz ayı boyunca fiyatlardaki yükseliş yüzde 19'a ulaştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Piyasalardaki hareketliliğin temel nedenleri arasında İran savaşı nedeniyle Ortadoğu'da artan jeopolitik riskler, Rusya-Ukrayna savaşında tahıl ihracat yollarının hedef alınması ve büyük üretici ülkelerde yaşanan hava koşulları gösteriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Karadeniz hattı küresel buğday arzı için kritik</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Rusya ve Ukrayna, dünya buğday ihracatının dörtte birinden fazlasını karşılayan iki önemli üretici konumunda bulunuyor. Bu nedenle iki ülke arasındaki savaşta limanlara, tahıl depolarına ve ihracat güzergahlarına yönelik saldırılar küresel piyasaları doğrudan etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Chicago merkezli gıda emtia ticareti şirketi Futures International, Rusya'nın deniz taşımacılığına yönelik kısıtlamalarının ve liman altyapılarına yönelik saldırıların kısa vadede tahıl ihracatının güvenliği konusunda belirsizlik oluşturduğunu belirtti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Rusya'nın Karadeniz'deki önemli ihracat merkezlerinden Novorossiysk Limanı'nda gece deniz trafiğine yönelik sınırlamalar getirdiği, bazı Azak Denizi limanlarında ise güvenlik sorunları nedeniyle gemi hareketlerinin aksadığı bildirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ukrayna'nın Rusya içindeki enerji ve lojistik noktalarına yönelik insansız hava aracı saldırıları da Moskova'nın ihracat kapasitesi üzerindeki baskıyı artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İran savaşı enerji ve gıda piyasalarını etkiliyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ortadoğu'daki savaş ortamı da tahıl piyasaları üzerinde dolaylı baskı oluşturuyor. İran çevresindeki çatışmalar, enerji piyasalarında dalgalanmalara neden olurken, artan taşıma maliyetleri ve güvenlik riskleri gıda ticaretini de etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre, enerji fiyatlarındaki yükseliş tarımsal üretimde kullanılan gübre, yakıt ve lojistik maliyetlerini artırarak buğday başta olmak üzere temel gıda ürünlerinin fiyatlarına yansıyabilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle ithalata bağımlı ülkeler açısından bu gelişmeler, ekmek ve temel gıda fiyatlarında yeni artış riskini beraberinde getiriyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Avrupa'da sıcak hava üretimi düşürüyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buğday fiyatlarını artıran bir diğer önemli faktör ise iklim koşulları oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupa'da etkili olan aşırı sıcaklar, özellikle Fransa ve Almanya gibi önemli üreticilerde verim kayıplarına yol açtı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupa Birliği'nin bu yılki tahıl üretiminin yüzde 9'dan fazla gerilemesi bekleniyor. Bu düşüşün son 20 yıldan fazla sürenin en büyük yıllık kayıplarından biri olacağı belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Fransa'da sıcak hava dalgaları nedeniyle bazı bölgelerde erken hasat yapılırken, üreticiler düşük verim ve kalite sorunlarıyla karşı karşıya kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'de de benzer riskler yaşanıyor. Kuzey Dakota eyaletinde etkili olan yüksek sıcaklıkların, ülkenin önemli buğday üretim bölgelerinden birindeki rekolteyi olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>ABD buğday üretimi 55 yılın en düşük seviyesine gerileyebilir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD Tarım Bakanlığı'nın 10 Temmuz'da yayımladığı rapor, küresel arz endişelerini artıran önemli veriler içeriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Rapora göre, ABD'nin 2026/27 sezonunda buğday üretiminin yaklaşık 41,81 milyon ton olması bekleniyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu rakam, önceki tahmine göre 190 bin ton daha düşük ve 1970/71 sezonundan bu yana en düşük üretim seviyesi anlamına geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aynı dönemde ABD'nin dönem sonu buğday stoklarının da 19,66 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Bu miktar, geçen yıla göre yaklaşık yüzde 22'lik düşüş anlamına geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Küresel buğday stokları da geriliyor. Dünya genelindeki dönem sonu stoklarının 272,8 milyon tona düşmesi beklenirken, bu azalışta ABD, Hindistan, Arjantin ve Kanada'daki üretim düşüşleri etkili oluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gıda güvenliği yeniden küresel gündemde</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buğday fiyatlarındaki yükseliş, yalnızca tarım piyasalarını değil, dünya genelindeki tüketicileri de yakından ilgilendiriyor. Çünkü buğday, ekmek, makarna ve birçok temel gıda ürününün ana hammaddesi konumunda bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Rusya-Ukrayna savaşı sırasında yaşanan tahıl krizinin ardından küresel piyasalar yeniden savaşların gıda arzı üzerindeki etkilerini tartışmaya başladı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran çevresindeki gerilimlerin de bu tabloya eklenmesi, enerji ve lojistik risklerini artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, önümüzdeki dönemde buğday fiyatlarının seyrinde üç temel unsurun belirleyici olacağını ifade ediyor:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1.Karadeniz'deki savaşın tahıl ihracatına etkisi,</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2.Ortadoğu'daki çatışmaların enerji ve lojistik maliyetlerine yansıması,</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>3.Büyük üretici ülkelerde hava koşullarının rekolte üzerindeki etkisi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Küresel gıda piyasaları açısından yeni dönem, yalnızca üretim miktarlarıyla değil savaşlar, iklim değişikliği ve ulaşım güvenliği gibi jeopolitik faktörlerle de şekilleniyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle buğday fiyatlarındaki yükselişin kısa vadeli bir dalgalanmanın ötesinde, küresel gıda arzındaki kırılganlığın yeni bir göstergesi olabileceği değerlendiriliyor.<b> (İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/savaslar-ve-iklim-krizi-bugday-fiyatlarini-yukseltiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 10:45:18 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/savaslar-ve-iklim-krizi-bugday-fiyatlarini-yukseltiyor.jpg" type="image/jpeg" length="83102"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çin ve Rusya, İran'ın ABD üslerine yönelik operasyonlarında rol oynadı mı?]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/cin-ve-rusya-iranin-abd-uslerine-yonelik-operasyonlarinda-rol-oynadi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/cin-ve-rusya-iranin-abd-uslerine-yonelik-operasyonlarinda-rol-oynadi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran'ın ABD'nin bölgedeki askeri üslerine yönelik operasyonları, sadece füze gücünü değil, aynı zamanda istihbarat, uydu teknolojileri, elektronik harp ve modern savaş taktiklerini bir araya getiren yeni bir askeri doktrini ortaya koydu. Peki bu kapasitenin arkasında Çin ve Rusya'nın ne kadar etkisi var? Tahran gerçekten Moskova ve Pekin'den kritik destek aldı mı, yoksa İran yıllar içinde kendi imkanlarıyla geliştirdiği kapasiteyi mi sahaya sürdü?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran'ın ABD'nin bölgedeki askeri üslerine yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar, son dönemde Ortadoğu'daki askeri dengelerin en önemli tartışma başlıklarından biri haline geldi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tahran'ın kullandığı balistik füzelerin isabet oranı, insansız hava araçlarının koordineli kullanımı ve saldırı öncesi istihbarat faaliyetleri, İran'ın askeri kapasitesinde ciddi bir dönüşüm yaşandığını gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu operasyonların ardından en çok sorulan sorulardan biri ise şu oldu: İran bu kapasiteye kendi imkanlarıyla mı ulaştı yoksa Çin ve Rusya gibi ülkelerden aldığı destekle mi ABD üslerini hedef alabilecek seviyeye geldi?</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Batılı analizlerde, İran'ın son yıllardaki askeri gelişiminde Rusya ve Çin'in dolaylı etkisinin olabileceği belirtiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak uzmanların büyük bölümü, İran'ın ulaştığı seviyeyi yalnızca dış desteğe bağlamanın doğru olmayacağı görüşünde. Çünkü Tahran, özellikle ABD yaptırımları altında geçen onlarca yıl boyunca kendi füze, insansız hava aracı ve elektronik harp altyapısını geliştirmeye odaklandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün İran'ın sahip olduğu kapasite yerli üretim, bölgesel savaş deneyimleri, teknolojik yatırımlar ve farklı ülkelerden elde edilen sınırlı teknik kazanımların birleşimi olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İran'ın füze programı nasıl değişti?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran'ın füze programı uzun yıllardır ülkenin savunma stratejisinin merkezinde bulunuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tahran yönetimi, hava kuvvetleri alanında ABD ve Batılı ülkelerle rekabet edemeyeceğini görerek asimetrik savaş kapasitesine yatırım yaptı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu kapsamda balistik füzeler, seyir füzeleri, insansız hava araçları ve elektronik harp sistemleri İran'ın temel askeri araçları haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Geçmişte İran'ın füze kapasitesi daha çok 'çok sayıda füze kullanarak düşmanı zorlamak' şeklinde değerlendirilirken, son yıllarda farklı bir tablo ortaya çıktı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran artık sadece füze sayısını artırmaya değil aynı zamanda bu füzelerin hedefe ulaşma ihtimalini yükseltmeye odaklanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uydu görüntüleri, gelişmiş navigasyon sistemleri, hassas güdüm teknolojileri ve elektronik harp kabiliyetleri, İran'ın operasyon kapasitesinin önemli parçaları haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle İran'ın ABD üslerine yönelik operasyonları, klasik füze saldırılarından daha farklı bir anlayışı yansıtıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Rusya'nın etkisi: Doğrudan destek mi, savaş tecrübesi mi?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran ile Rusya arasındaki askeri ilişkiler son yıllarda önemli ölçüde gelişti. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İki ülke özellikle Batı yaptırımlarına karşı ortak hareket ederken, savunma alanında da çeşitli iş birlikleri yürüttü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Rusya'nın Ukrayna savaşında elde ettiği deneyimlerin İran tarafından yakından takip edildiği değerlendiriliyor. Özellikle insansız hava araçlarının kullanımı, hava savunma sistemlerinin zorlanması ve çok katmanlı saldırı yöntemleri konusunda Moskova'nın uyguladığı bazı taktiklerin İran'ın operasyon anlayışında etkili olduğu belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Modern savaşlarda artık yalnızca büyük silah sistemleri değil saldırının nasıl planlandığı da büyük önem taşıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Rusya'nın Ukrayna'da kullandığı yöntemlerden biri, önce düşük maliyetli insansız hava araçlarıyla düşmanın radar ve hava savunma sistemlerini yormak, ardından daha güçlü füzelerle kritik hedefleri vurmaktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran'ın bazı operasyonlarında buna benzer bir yaklaşım görülmesi, iki ülkenin savaş deneyimleri konusunda dolaylı bir etkileşim içinde olduğunu düşündürüyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu durum, Rusya'nın İran'ın operasyonlarını yönettiği veya doğrudan savaşa dahil olduğu anlamına gelmiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Daha çok, iki ülkenin modern savaş alanındaki deneyimlerinden karşılıklı şekilde yararlandığı bir süreç olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çin'in rolü: Uydu teknolojisi ve hedef belirleme kapasitesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çin'in İran'ın askeri kapasitesindeki rolü ise daha çok teknoloji ve uydu alanında tartışılıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Günümüz savaşlarında hedefi vurmak kadar, hedefi doğru belirlemek de kritik öneme sahip. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir füzenin etkili olabilmesi için hedef koordinatlarının doğru hesaplanması, askeri tesislerin yapısının analiz edilmesi ve savunma sistemlerinin konumlarının bilinmesi gerekiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu noktada uydu görüntüleri büyük önem taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çin, dünyanın en gelişmiş uydu ağlarından birine sahip ülkelerden biri. Bu nedenle bazı uzmanlar, İran'ın ticari uydu görüntüleri ve uzaktan algılama teknolojilerinden yararlanmış olabileceğini değerlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak İran'ın kullandığı hedef belirleme kapasitesinin tamamen Çin desteğine dayandığına ilişkin kesin bir kanıt bulunmuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle sabit askeri hedeflerin, ticari uydu görüntüleri ve açık kaynak istihbaratıyla da analiz edilebileceği belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İran ABD savunmasını nasıl zorluyor?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran'ın operasyon kapasitesinin en önemli unsurlarından biri, ABD'nin pahalı savunma sistemleri karşısında daha düşük maliyetli saldırı araçları kullanabilmesi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'nin bölgede Patriot ve THAAD gibi gelişmiş hava savunma sistemleri bulunuyor. Ancak bu sistemlerin sınırsız kapasitesi yok.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Modern savaşlarda saldıran tarafın avantajlarından biri, savunma sistemlerini aşırı yükleyebilmesi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Örneğin çok sayıda insansız hava aracı ve füzenin aynı anda kullanılması, radar sistemlerini ve önleme füzelerini zorlayabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, ABD açısından ciddi bir maliyet sorunu da oluşturuyor. Çünkü düşük maliyetli bir saldırı aracını engellemek için çok daha pahalı savunma mühimmatları kullanmak gerekiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yeni savaş modeli: Füze, İHA ve istihbarat birleşimi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran'ın geliştirdiği savaş anlayışı, gelecekteki çatışmaların nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları veriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yeni nesil savaşlarda artık yalnızca tanklar, uçaklar ve büyük askeri birlikler belirleyici değil.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Başarı için üç unsur öne çıkıyor:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birincisi hassas vuruş kapasitesi. Uzun menzilli ve güdümlü füzeler, düşmanın kritik noktalarını hedef alma imkânı sağlıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İkincisi insansız sistemler. İHA'lar hem saldırı amacıyla hem de keşif ve istihbarat için kullanılıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Üçüncüsü ise bilgi üstünlüğü. Uydu görüntüleri, elektronik istihbarat ve radar verileri modern savaşın en önemli unsurları arasında yer alıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran'ın operasyon modeli de büyük ölçüde bu üç unsurun birleşimine dayanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çin-Rusya-İran ilişkileri yeni bir askeri blok mu oluşturuyor?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran, Çin ve Rusya arasındaki yakınlaşma bazı çevrelerde yeni bir jeopolitik blok olarak yorumlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu ilişki, NATO benzeri ortak savunma mekanizmasına sahip bir askeri ittifak niteliğinde değil.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Rusya'nın İran için otomatik olarak savaşa girecek bir güvenlik garantisi bulunmuyor. Çin ise ekonomik çıkarlarını ve küresel dengeleri gözeterek daha kontrollü bir politika izliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle mevcut ilişki daha çok ortak çıkarlar, teknoloji alışverişi ve Batı merkezli baskılara karşı koordinasyon şeklinde ilerliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İran'ın yükselen kapasitesi ABD için yeni hesaplama zorunluluğu doğuruyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran'ın ABD üslerine yönelik operasyonları, Ortadoğu'daki askeri dengelerde önemli bir değişimi ortaya koyuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tahran artık sadece büyük miktarda füze üreten bir ülke değil aynı zamanda hassas hedefleme, insansız sistemler, elektronik harp ve çok katmanlı saldırı planlaması alanlarında da önemli bir kapasite oluşturmuş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çin ve Rusya'nın teknoloji, deneyim veya istihbarat alanlarında sağladığı olası katkılar İran'ın bu kapasitesini artırmış olabilir. Ancak İran'ın asıl gücü, uzun yıllar boyunca geliştirdiği kendi askeri altyapısına dayanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle ABD ve müttefikleri için temel soru artık İran'ın füze kapasitesine sahip olup olmadığı değil, İran'ın geliştirdiği bu yeni nesil saldırı yöntemleri karşısında mevcut savunma sistemlerinin ne kadar etkili olabileceği sorusu haline geliyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/cin-ve-rusya-iranin-abd-uslerine-yonelik-operasyonlarinda-rol-oynadi-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 09:40:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/cin-ve-rusya-iranin-abd-uslerine-yonelik-operasyonlarinda-rol-oynadi-mi.jpg" type="image/jpeg" length="92886"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kuruluştan soykırım zamanına... HAMAS'ın siyasi büro liderliği nasıl evrildi?]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/kurulustan-soykirim-zamanina-hamasin-siyasi-buro-liderligi-nasil-evrildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/kurulustan-soykirim-zamanina-hamasin-siyasi-buro-liderligi-nasil-evrildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İslami direniş hareketi HAMAS, 1990'ların başlarında siyasi bürosunu kurduğundan beri, hareketin tarihindeki önemli anlarla ilişkilendirilen isimlere sahip birçok lider tarafından yönetildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Her aşamanın kendine özgü siyasi ve güvenlik koşulları vardır ve her liderliğin, Filistin ve bölgesel dönüşümlerin dayattığı kendi öncelikleri vardır; bunlar, kurumların ve dış örgütlenmenin inşasıyla başlayıp, Gazze Şeridi'ndeki yönetimi ele almaktan geçerek, devam eden savaş ışığında hareketin liderliğine kadar uzanır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Siyasi büronun ortaya çıkışı: Vatan dışında liderlik</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Siyasi büronun kurulması, işgalci yetkililerin 1992'de yüzlerce HAMAS kadrosunu Lübnan'ın güneyindeki Mercüzzuhur'a sürgün etmesinin ardından gerçekleşti; bu olay, hareketi dış ilişkilerini yönetmek ve kurumlarını denetlemek için organize bir siyasi çerçeve oluşturmaya yöneltti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dr. Musa Ebu Merzuk, siyasi büronun ilk başkanı olarak seçildi ve liderlik yıllarında hareketin siyasi varlığını pekiştirmeye, Arap ve İslam ilişkileri ağı kurmaya ve Filistin dışında siyasi büronun organizasyon yapısının ilk temellerini atmaya odaklandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bu dönemde, Ebu Merzuk 1995 yılında işgalci rejimin talebi üzerine Amerika Birleşik Devletleri'nde tutuklandı ve daha sonra Halid Meşal'in liderliğinde yeni bir döneme başlamak üzere Ürdün'e gitti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><strong><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Halid Meşal: Büyük dönüşümlerin 20 yılı</span></span></span></strong></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1996 yılında Halid Meşal, siyasi büro başkanlığını üstlenerek, 20 yıldan fazla süren görev süresiyle hareket tarihinin en uzun süre başkanlık yapan lideri oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bu dönemde, 1997'de Ürdün'ün başkenti Amman'da kendisine yönelik bir suikast girişimi de dahil olmak üzere, önemli olaylar yaşandı; ardından hareketin liderliği Ürdün'den Suriye'ye, nihayetinde ise Katar'ın başkenti Doha'ya taşındı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Meşal'in görev süresi boyunca hareket, en önemlileri Aksa İntifadası, 2006'daki Filistin yasama seçimlerindeki zaferi, 2007'de Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele geçirmesi ve işgalci rejimin Gazze Şeridi'ne yönelik tekrarlanan savaşları olmak üzere, önemli siyasi ve askeri dönüm noktalarından geçti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Meşal ayrıca Filistin uzlaşma çabalarına öncülük etti ve hareketin bölgesel ve uluslararası ilişkiler ağını genişletti. Hareketin iç tüzüğünde belirtilen süreyi tamamladıktan sonra 2017'de görevinden ayrıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><strong><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İsmail Heniyye: Siyasi ve diplomatik varlığı</span></span></span></strong></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İsmail Heniyye'nin Mayıs 2017'de siyasi büro başkanı seçilmesiyle birlikte hareket, Gazze Şeridi'ndeki iç işlerini yönetmeye devam ederken dış siyasi faaliyetlerini güçlendirme aşamasına girdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Görev süresi boyunca hareketin çabaları, bölgesel arabulucularla iletişim kanallarını genişletmenin yanı sıra, gerilimi azaltma, esir takası anlaşmaları ve Filistin uzlaşması alanlarında öne çıktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Heniyye'nin görev süresi, 2021'deki 'Kudüs Kılıcı' savaşına ve ardından 7 Ekim 2023'ten sonra baş gösteren savaşa da tanıklık etti ve bu da onu, Temmuz 2024'te İran'ın başkenti Tahran'da suikasta uğramadan önce, bölgesel ve uluslararası düzeyde hareketin en önde gelen siyasi figürlerinden biri haline getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><strong><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sinvar... Tarihteki en kısa görev süresi</span></span></span></strong></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ağustos 2024'te, hareketin Şura Konseyi, savaş koşullarına rağmen Gazze Şeridi içinden liderliğin devam ettiğinin bir vurgusu olarak görülen bir hamleyle, İsmail Heniyye'nin yerine Yahya Sinvar'ı siyasi büro başkanı olarak seçti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ancak, başkanlığı, bu görevin kurulmasından bu yana en kısa süren başkanlık oldu ve sadece yaklaşık iki ay sürdü. Sinvar, aynı yılın Ekim ayında suikasta uğrayarak, tarihinin en karmaşık savaşlarından birinde hareketi yönetmekle bağlantılı olağanüstü bir dönemi sona erdirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><strong><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Halil el-Hayye: Yeni bir aşamanın zorlukları</span></span></span></strong></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Halil el-Hayye'nin siyasi büro başkanı olarak seçilmesi , hareketin kuruluşundan bu yana en karmaşık koşullar altında gerçekleşen yolculuğunda yeni bir dönüm noktası oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yeni liderliğin karşı karşıya olduğu en önemli zorluklar siyasi müzakereleri yönetmek, Gazze Şeridi'ndeki gelişmelerle başa çıkmak, bölgesel ilişkileri sürdürmek ve son yıllarda en önde gelen liderlerinden bazılarının kaybının ardından hareketin kurumlarını yeniden organize etmek oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>30 yılı aşkın bir süredir, HAMAS'ın siyasi bürosunun liderliğindeki değişimler, hareketin karşılaştığı değişimlerin doğasını yansıtmıştır. Kurum inşası ve dış operasyonlar aşamasından, Gazze'deki yönetim otoritesinin yönetimine ve ardından savaş zamanında harekete liderlik etmeye kadar, siyasi büro başkanlığı, hareketin siyasi ve örgütsel yönlerini şekillendirmede en etkili dönüm noktalarından biri olmuştur. Bugün, Filistin ve bölgesel düzeyde benzeri görülmemiş zorlukların ortasında, Halil el-Hayye'nın liderliğinde yeni bir aşamaya giriyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/kurulustan-soykirim-zamanina-hamasin-siyasi-buro-liderligi-nasil-evrildi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 14:47:17 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/kurulustan-soykirim-zamanina-hamasin-siyasi-buro-liderligi-nasil-evrildi.jpg" type="image/jpeg" length="11340"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siyonist rejim Burkina Faso'da neyi hedefliyor?]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/siyonist-rejim-burkina-fasoda-neyi-hedefliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/siyonist-rejim-burkina-fasoda-neyi-hedefliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burkina Faso Geçiş Dönemi Devlet Başkanı İbrahim Traore'nin siyonist rejimin yeni büyükelçisi Simon Seroussi'nin güven mektubunu kabul etmesi, ülkenin güvenlik politikalarında yeni bir dönemin işareti olarak değerlendiriliyor. Bu adım, Traore yönetiminin 'radikal İslam'la mücadele' adı altında İslami kurum ve şahsiyetlere yönelik baskıları artırdığı bir döneme denk geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejimin Burkina Faso'ya yeni büyükelçi ataması, Batı Afrika ve Sahel'de son yıllarda izlediği nüfuz genişletme stratejisinin yeni bir halkası olarak değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Geçiş Dönemi Devlet Başkanı İbrahim Traore'nin siyonist rejimin yeni büyükelçisi Simon Seroussi'nin güven mektubunu kabul etmesi, yalnızca rutin bir diplomatik gelişme olarak görülmüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu adım, Traore yönetiminin ülkedeki İslami kurumlara yönelik baskıları artırdığı ve güvenlik politikalarını yeniden şekillendirdiği kritik bir döneme denk gelmesi nedeniyle dikkat çekiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre, siyonist rejim Sahel'de yalnızca diplomatik temsilini güçlendirmeyi değil, güvenlik, istihbarat ve savunma teknolojileri üzerinden uzun vadeli bir etki alanı oluşturmayı hedefliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bölgenin Fransa'nın etkisini büyük ölçüde kaybettiği, Rusya'nın nüfuzunu artırdığı ve Türkiye, İran ile Çin gibi aktörlerin etkinliğinin giderek arttığı yeni jeopolitik dengesi, Tel Aviv açısından önemli fırsatlar sunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Güvenlik bahanesiyle yeni nüfuz arayışı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim Dışişleri Bakanlığının atadığı Simon Seroussi, yalnızca Burkina Faso'dan değil, Benin, Togo ve Fildişi Sahili'nden de sorumlu büyükelçi olarak görev yapacak. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Seroussi'nin kariyeri incelendiğinde, klasik diplomatik deneyimin ötesinde Afrika'daki çatışmalar, tarım teknolojileri, ticaret ve ekonomik kalkınma alanlarında uzmanlaştığı görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, siyonist rejimin Afrika'da uzun süredir uyguladığı 'çok katmanlı diplomasi' anlayışını yansıtıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tel Aviv yönetimi, ilk aşamada tarım, sulama, su yönetimi ve teknoloji gibi sivil alanlarda iş birliği geliştirirken, zaman içerisinde askeri eğitim, istihbarat paylaşımı, sınır güvenliği, gözetleme sistemleri ve savunma teknolojileri gibi stratejik alanlara yöneliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim 'güvenlik' uzmanları da son yıllarda yayımladıkları raporlarda, Afrika'da 'terörle mücadele' söyleminin Tel Aviv için önemli bir diplomatik araç haline geldiğini açıkça dile getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Traore'nin İslami kurumlara yönelik baskıları dikkat çekiyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Büyükelçinin göreve başlamasıyla aynı dönemde Burkina Faso yönetimi, ülkedeki İslami kurumlara yönelik şimdiye kadarki en kapsamlı müdahalelerden birini başlattı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Traore yönetimi, 'radikal İslam'la mücadele' gerekçesiyle bazı imamları gözaltına aldı, Vagadugu'daki en büyük camiyi kapattı ve dini faaliyetleri daha sıkı denetim altına alan yeni bir yasa çıkardı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ayrıca yüz binlerce öğrencinin yurt dışında aldığı dini eğitimin sınırlandırılması ve öğrencilerin ülkeye geri çağrılması yönünde adımlar atıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hükümet bu uygulamaları güvenlik gerekçesiyle savunsa da insan hakları çevreleri söz konusu adımların dini özgürlüklerin daraltılması ve İslami yapıların devlet kontrolü altına alınması anlamına geldiği görüşünü dile getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim ile diplomatik ilişkilerin aynı dönemde görünür hale gelmesi ise iki gelişme arasında doğrudan kanıtlanmış bir bağ bulunmasa da dikkat çekici bir zamanlama olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sahel, küresel güç rekabetinin yeni merkezi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son yıllarda Sahel bölgesi, yalnızca silahlı örgütlerin faaliyet gösterdiği bir coğrafya olmaktan çıkarak büyük güçlerin rekabet alanına dönüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Fransa'nın Mali, Nijer ve Burkina Faso'dan çekilmek zorunda kalmasının ardından oluşan boşluğu büyük ölçüde Rusya doldurdu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Wagner yapılanmasının ardından Rus Afrika Kolordusu bölgedeki askeri varlığını artırırken, Çin ekonomik yatırımlarıyla, Türkiye ise savunma sanayii, diplomasi ve ticaret alanlarındaki iş birlikleriyle etkisini genişletmeye başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran da özellikle diplomatik temaslarını artırarak Sahel ülkeleriyle yeni ilişkiler kurmaya çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşte tam bu noktada siyonist rejim, bölgeye yalnızca güvenlik ortağı olarak değil, rakip aktörlerin faaliyetlerini yakından takip edebileceği stratejik bir üs gözüyle bakıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim sözde Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) tarafından yayımlanan analizlerde de Burkina Faso'nun, Rusya'nın etkisinin arttığı ülkeler arasında gösterilmesi dikkat çekiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aynı analizlerde Tel Aviv'in bu ülkelerde yeniden etkinlik kazanmasının stratejik önceliklerden biri olduğu belirtiliyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Terörle mücadele mi, istihbarat ağı mı?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tel Aviv yönetiminin Afrika'da sunduğu güvenlik iş birlikleri çoğunlukla askeri eğitim, elektronik gözetleme sistemleri, insansız hava araçları, sınır güvenliği teknolojileri ve istihbarat kapasitesinin geliştirilmesini kapsıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Geçmişte Etiyopya, Kenya, Ruanda, Uganda ve Nijerya gibi ülkelerde benzer modeller uygulayan siyonist rejim, zamanla bu ülkelerde yalnızca güvenlik alanında değil diplomatik ve ekonomik alanda da etkisini artırmayı başardı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Burkina Faso ile kurulacak olası iş birliğinin de yalnızca terörle mücadeleyle sınırlı kalmayacağı, istihbarat paylaşımı, askeri teknoloji transferi ve bölgesel güvenlik mimarisinin şekillendirilmesi gibi alanlara uzanabileceği değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Fransa'nın boşalttığı alanı kim dolduracak?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İbrahim Traore, iktidara geldikten sonra Fransa'nın askeri varlığına son vererek ülkenin güvenlik politikasını tamamen değiştirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak Rusya ile geliştirilen ilişkilere rağmen ülkede güvenlik sorunlarının devam etmesi, yönetimi yeni ortaklar aramaya yöneltti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tablo, siyonist rejim açısından önemli bir fırsat oluşturuyor. Çünkü Tel Aviv, Batı'nın zayıflayan etkisini kendi lehine çevirebileceği yeni ortaklıklar kurmaya çalışıyor. Diplomatik temsilin güçlendirilmesi de bu stratejinin ilk adımlarından biri olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İlişkiler hangi yöne evrilebilir?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Şu ana kadar Burkina Faso ile siyonist rejim arasında kamuoyuna açıklanmış herhangi bir askeri veya istihbarat anlaşması bulunmuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aynı şekilde Traore yönetiminin İslami kurumlara yönelik politikalarının Tel Aviv ile koordinasyon içinde yürütüldüğünü gösteren somut bir kanıt da yok.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buna karşın yaşanan gelişmeler, tarafların ortak çıkarlarının giderek örtüştüğünü gösteriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Traore yönetimi güvenlik kapasitesini artıracak yeni ortaklar ararken, siyonist rejim de Batı Afrika'da hem diplomatik hem de güvenlik eksenli etkisini genişletmek istiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Simon Seroussi'nin göreve başlaması, yalnızca bir büyükelçi değişikliği değil, Sahel'de şekillenen yeni güç mücadelesinin önemli işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Önümüzdeki dönemde güvenlik, savunma teknolojileri, istihbarat paylaşımı ve ekonomik iş birliklerinin derinleşmesi halinde Burkina Faso, siyonist rejimin Afrika'daki yeni stratejik ortaklarından biri haline gelebilir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum ise yalnızca ikili ilişkileri değil, Sahel'deki güç dengelerini de etkileme potansiyeli taşıyor.<b> (İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/siyonist-rejim-burkina-fasoda-neyi-hedefliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 12:00:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/siyonist-rejim-burkina-fasoda-neyi-hedefliyor.jpg" type="image/jpeg" length="10441"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD ile İran topyekûn savaşa mı sürükleniyor?]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/abd-ile-iran-topyekun-savasa-mi-surukleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/abd-ile-iran-topyekun-savasa-mi-surukleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılarının yedinci gününe girmesiyle çatışmalar yeni bir aşamaya taşındı. Washington saldırıların kapsamını genişletirken, Tahran da Körfez'deki ABD varlığına ve bölgesel altyapıya yönelik operasyonlarını artırıyor. Tarafların söylemleri, çatışmanın kontrollü misilleme sürecinden çıkıp daha geniş çaplı bir savaşa dönüşme riskinin giderek arttığını gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD ve İran İslam Cumhuriyeti arasındaki gerilim, artık yalnızca Hürmüz Boğazı çevresindeki askeri hedeflerle sınırlı değil. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son günlerde karşılıklı açıklamalar ve sahadaki gelişmeler, çatışmanın askeri, ekonomik ve diplomatik boyutlarının aynı anda büyüdüğüne işaret ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Washington, yeni kuvvet sevkiyatları ve saldırı planlarıyla baskıyı artırırken, İran ise yalnızca kendi topraklarında savunma yapmak yerine Körfez'deki ABD üslerini ve bölgesel çıkarlarını hedef alan yeni bir strateji izliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>ABD saldırıların kapsamını genişletiyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), son saldırılarda yalnızca askeri noktaları değil, İran'ın lojistik altyapısını da hedef aldığını açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son saldırılarda yer altındaki silah depoları, deniz kuvvetlerine ait tesisler, gözetleme merkezleri ve askeri lojistik ağlarının vurulduğu iddia edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD basınına yansıyan bilgilere göre Başkan Donald Trump yönetimi, mevcut saldırılardan daha geniş kapsamlı yeni planları değerlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Axios'un ABD'li ve siyonist rejim kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, Washington'un bölgeye onlarca ilave havada yakıt ikmal uçağı göndermeye hazırlandığı belirtildi. Böyle bir hazırlık, uzun süreli hava saldırılarının planlandığı yönünde değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İran 'kapsamlı saldırı' mesajı veriyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran tarafında ise açıklamaların tonu giderek sertleşiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Rehber Ayetullah Mücteba Hamaney'in askeri danışmanı Muhsin Rızai, ABD saldırılarının birkaç gün daha sürmesi halinde İran'ın 'kapsamlı taarruz aşamasına' geçeceğini söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Mecid Musevi de ABD saldırıları sona ermeden İran'ın bölgedeki operasyonlarını durdurmayacağını açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran ordusu ise ABD'nin sivil altyapıyı hedef alması halinde bölgedeki tüm altyapı tesislerinin İran açısından meşru hedef haline geleceği uyarısında bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu açıklamalar, Tahran'ın artık yalnızca misilleme yapmak yerine caydırıcılığı bölgesel ölçekte kurmaya çalıştığını gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çatışma Körfez'e yayılıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran'ın son günlerde gerçekleştirdiği misillemeler, çatışmanın coğrafi sınırlarını da genişletti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kuveyt'te elektrik üretim ve su arıtma tesislerinin hedef alınması sonucu yangın çıktığı bildirildi. Bunun üzerine Kuveyt yönetimi halka elektrik tüketimini azaltma çağrısı yaptı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bahreyn, hava savunma sistemlerinin İran'a ait hava hedeflerini imha ettiğini açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ürdün ordusu da ülke hava sahasına giren 10 İran füzesinin düşürüldüğünü duyurdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu gelişmeler, ABD ile İran arasındaki çatışmanın artık yalnızca iki ülke arasında yaşanan bir askeri kriz olmaktan çıkarak Körfez ülkelerini de doğrudan etkileyen bölgesel bir güvenlik krizine dönüştüğünü ortaya koyuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Hürmüz Boğazı küresel ekonominin merkezinde</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gerilimin en kritik başlığı ise Hürmüz Boğazı olmaya devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği boğaz hem ABD hem de İran açısından stratejik önem taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran, boğazı kapatma tehdidini sürdürürken, ABD ise bölgede deniz üstünlüğünü korumaya çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son günlerde İran'ın tankerler, mayın sahaları ve deniz trafiğine ilişkin yaptığı açıklamalar ile ABD'nin bunlara verdiği karşılıklar, enerji güvenliğinin çatışmanın en kritik başlıklarından biri haline geldiğini gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>ABD'nin yeni askeri konsepti</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Askeri uzmanlara göre Washington son saldırılarda klasik yoğun bombardıman yerine daha düşük maliyetli ancak yüksek etkili bir yöntem uyguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsansız hava araçları, hassas güdümlü mühimmatlar, savaş gemileri ve elektronik harp unsurları birlikte kullanılarak İran'ın komuta-kontrol sistemi ile lojistik ağının zayıflatılması hedefleniyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son saldırılarda köprüler, demiryolları ve askeri sevkiyat güzergâhlarının vurulması da bu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'nin aynı zamanda İran'ın kıyı bölgeleri ile ülkenin iç kesimleri arasındaki ikmal hatlarını kesmeye çalıştığı belirtiliyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İran'ın stratejisi değişiyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran ise doğrudan cephe savaşından ziyade çok cepheli baskı kurmayı amaçlıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bölgesel füze saldırıları, insansız hava araçları, deniz tehditleri ve enerji altyapısına yönelik operasyonlar bu stratejinin temel unsurları olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bazı uzmanlar, son ABD saldırılarının Devrim Muhafızları'nın deniz harekât kabiliyetini ve radar-komuta altyapısını kısmen de olsa zayıflattığını değerlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Tahran'ın önümüzdeki süreçte daha asimetrik yöntemlere ağırlık vermesi bekleniyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Topyekûn savaş ihtimali arttı mı?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mevcut tablo, tarafların henüz resmen topyekûn savaş ilan etmediğini gösterse de, karşılıklı askeri hazırlıklar ve sertleşen açıklamalar bölgesel savaş riskini önemli ölçüde yükseltiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD, askeri baskıyı artırarak İran'ın stratejik kapasitesini aşındırmayı hedeflerken İran ise maliyeti yalnızca kendi topraklarında tutmayacağını ve çatışmayı tüm bölgeye yayabilecek araçlara sahip olduğunu göstermeye çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Önümüzdeki günlerde Washington'un planladığı yeni saldırılar ile İran'ın bunlara vereceği karşılıklar, krizin kontrollü bir çatışma olarak mı kalacağını yoksa Körfez'i içine alan daha geniş çaplı bir savaşa mı dönüşeceğini belirleyecek en önemli unsur olacak. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/abd-ile-iran-topyekun-savasa-mi-surukleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 12:07:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/abd-ile-iran-topyekun-savasa-mi-surukleniyor.jpg" type="image/jpeg" length="12762"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Amerika'da Trump dönemi: Kurumlar, seçimler ve güç savaşı]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/amerikada-trump-donemi-kurumlar-secimler-ve-guc-savasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/amerikada-trump-donemi-kurumlar-secimler-ve-guc-savasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump döneminde seçim sistemi, ülke tarihinin yorumlanması ve dış politikada askeri gücün kullanımı üzerinden yeni bir siyasi mücadele yaşanıyor. Eleştirmenlerine göre Trump, Amerikan kurumlarını kendi siyasi vizyonuna göre yeniden biçimlendirmeye çalışırken, destekçileri bu adımları 'devleti kontrol altına alma ve kaybolan düzeni yeniden kurma' girişimi olarak görüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'de Trump yönetimiyle birlikte başlayan tartışmalar yalnızca günlük siyasi çekişmelerle sınırlı kalmıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Seçim güvenliği, medya ile iktidar arasındaki gerilim, tarih anlatısının yeniden yorumlanması ve İran'la yaşanan askeri gerilim, Washington'da daha geniş bir güç ve kimlik mücadelesinin parçası haline geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu üç başlık, Trump dönemindeki yönetim anlayışının Amerikan devlet yapısı, kurumları ve küresel rolü üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Seçim sistemi üzerinden yeni çatışma</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'deki en önemli tartışma alanlarından biri seçimler olmaya devam ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump, seçim sisteminde güvenlik açıkları bulunduğunu savunarak yabancı müdahale ve seçmen kayıtlarıyla ilgili iddiaları yeniden gündeme taşıdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump, televizyon konuşmasında seçim süreçlerinde yaşandığını öne sürdüğü sorunları 'önemli bir tehdit' olarak nitelendirirken, eleştirmenleri ise bu iddiaların daha önce ABD istihbarat kurumları tarafından incelendiğini ve seçim sonuçlarını değiştirecek kapsamlı bir müdahaleye dair kanıt bulunmadığını belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump'ın en dikkat çeken iddialarından biri Çin'in 2020 seçimlerinde milyonlarca seçmenin verilerine ulaştığı ve seçim sürecini etkilemeye çalıştığı yönündeki suçlamalar oldu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak önceki istihbarat değerlendirmelerinde Pekin'in seçim sonucunu değiştirmeye yönelik böyle bir operasyon yürüttüğüne dair kanıt bulunmadığı ifade edilmişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu suçlamaların Washington-Pekin ilişkilerindeki gerilimi artırabileceği belirtilirken, Çin yönetimi ABD seçimlerine müdahale ettiği iddialarını reddediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Medya ile iktidar arasında gerilim</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump'ın medya kuruluşlarıyla yaşadığı gerilim de siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump, konuşmasını canlı yayımlamayan ABC ve NBC gibi televizyon kanallarını eleştirerek bazı medya kuruluşlarının yayın lisanslarının iptal edilebileceği yönünde açıklamalar yaptı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eleştirmenler, Trump'ın bu tutumunun kendisini eleştiren medya kuruluşlarına karşı uzun süredir devam eden baskı politikasının bir parçası olduğunu savunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>'Amerika'yı Kurtarma Yasası' tartışması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cumhuriyetçilerin desteklediği 'Amerika'yı Kurtarma Yasası' da seçim tartışmalarının önemli başlıklarından biri.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tasarı, federal seçimlerde oy kullanmak için vatandaşlık kanıtı sunulmasını, seçimlerde geçerli kimlik belgesi kullanılmasını ve seçmen listelerinin daha sıkı denetlenmesini öngörüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cumhuriyetçiler, düzenlemenin seçim güvenliğini artıracağını ve usulsüzlükleri önleyeceğini savunurken, Demokratlar bunun milyonlarca seçmenin oy kullanmasını zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tasarı, Kongre'deki siyasi bölünmeler nedeniyle zorlu bir süreçten geçerken, Trump'ın posta yoluyla oy kullanmaya yönelik daha geniş kısıtlamalar getirme isteği parti içinde de tartışmalara neden oluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Amerikan tarihinin yeniden yazılması tartışması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump yönetiminin etkilediği bir diğer alan ise tarih ve kültür politikaları.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'li tarihçi David Blight, Beyaz Saray İç Politika Konseyi'nin Smithsonian Enstitüsü hakkında hazırladığı raporu eleştirerek, bunun Amerikan tarih anlatısını siyasi bir bakış açısıyla yeniden şekillendirme girişimi olduğunu savundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Blight'a göre tartışma yalnızca bir müze politikası meselesi değil; aynı zamanda Amerikalıların geçmişlerini nasıl anlayacağıyla ilgili daha büyük bir mücadele.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump yönetimi, Smithsonian'ın 'temel gerçeklerden uzaklaşarak ideolojik tartışmalara yöneldiğini' öne sürerken, tarihçiler ise geçmişin tek bir anlatıya indirgenemeyeceğini, tarih çalışmalarının farklı deneyimler, belgeler ve çelişkiler üzerinden yürütüldüğünü vurguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Blight, Trump dönemindeki tarih yaklaşımının 1950'lerdeki ABD imajına duyulan nostaljiyle bağlantılı olduğunu belirtiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu dönemin aynı zamanda nükleer silahlanma yarışı, McCarthy dönemi ve insan hakları mücadeleleri gibi büyük krizlere de sahne olduğuna dikkat çekiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İran savaşı ve Amerikan gücünün sınırları</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump yönetiminin karşı karşıya olduğu bir diğer önemli başlık ise dış politika ve askeri güç kullanımı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran'a yönelik askeri saldırılar, ABD'nin büyük bir askeri kapasiteye sahip olmasına rağmen siyasi hedeflere ulaşma konusunda sınırları olduğunu yeniden gündeme getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD saldırıları İran'ın askeri kapasitesine zarar verirken, Tahran'ın bölgesel etkisini ve karşılık verme kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Askeri uzmanlar, Irak ve Afganistan deneyimlerinin de gösterdiği gibi savaş alanındaki üstünlüğün her zaman kalıcı siyasi istikrar anlamına gelmediğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD geçmişte güçlü ordularla yönetimleri değiştirebilse de bu askeri başarıları uzun vadeli siyasi çözümlere dönüştürmekte zorlandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Mücadele artık sadece seçimleri kazanmak değil</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump dönemindeki tartışmalar, yalnızca bir siyasi parti mücadelesinin ötesinde, 'Amerika'nın nasıl yönetileceği ve nasıl tanımlanacağı' sorusuna odaklanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ülke içinde seçim kurallarının nasıl belirleneceği, kültürel kurumların ne kadar bağımsız olacağı ve tarihin nasıl yorumlanacağı tartışılırken, dış politikada ise askeri gücün siyasi hedefleri gerçekleştirme kapasitesi sorgulanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump'ın destekçileri bu politikaları, devlet kurumlarını yeniden kontrol altına alma ve geleneksel değerleri koruma çabası olarak değerlendirirken, eleştirmenleri bunun kurumların bağımsızlığına zarar verebileceğini savunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yaklaşan seçimlerle birlikte ABD'deki mücadele artık sadece 'kim kazanacak?' sorusu etrafında şekillenmiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Asıl tartışma; siyasi katılım kurallarını kimin belirleyeceği, ülkenin geçmişini kimin yorumlayacağı ve Amerika'nın gücünü içeride ve dışarıda nasıl kullanacağı soruları üzerinde yoğunlaşıyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/amerikada-trump-donemi-kurumlar-secimler-ve-guc-savasi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 10:05:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/amerikada-trump-donemi-kurumlar-secimler-ve-guc-savasi.jpg" type="image/jpeg" length="19325"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müzikten casusluğa... Kablosuz kulaklıklar siber güvenlik riski oluşturuyor mu?]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/muzikten-casusluga-kablosuz-kulakliklar-siber-guvenlik-riski-olusturuyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/muzikten-casusluga-kablosuz-kulakliklar-siber-guvenlik-riski-olusturuyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kablosuz kulaklıklar günlük hayatın vazgeçilmez teknolojileri arasında yer alıyor. Bir dönem yalnızca müzik dinlemek ve telefon görüşmesi yapmak için kullanılan bu cihazlar artık yapay zekâ destekli özellikler, anlık çeviri, aktif gürültü engelleme, sesli asistanlar ve sağlık takibi gibi birçok gelişmiş fonksiyona sahip. Ancak bu dönüşüm, beraberinde yeni güvenlik ve gizlilik tartışmalarını da getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siber güvenlik uzmanlarına göre kablosuz kulaklıklar tek başına büyük bir tehdit oluşturmuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buna karşın akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve bulut servisleriyle sürekli bağlantı halinde çalışan bu cihazlar, yeterince korunmadıklarında siber saldırganların kullanabileceği yeni giriş noktalarına dönüşebiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle 'nesnelerin interneti' (IoT) ekosisteminin hızla büyümesiyle birlikte artık yalnızca bilgisayarlar değil, internete bağlanan her cihaz potansiyel bir hedef olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kulaklıklar artık küçük bir bilgisayar</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yeni nesil kablosuz kulaklıklar, gelişmiş işlemcilere, birden fazla mikrofona, hareket sensörlerine ve sürekli çalışan yazılımlara sahip. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu cihazlar Bluetooth üzerinden akıllı telefonlara bağlanıyor, üretici uygulamaları aracılığıyla güncelleme alıyor ve birçok kullanıcı verisini işleyebiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Teknoloji uzmanlarına göre bugün bir kablosuz kulaklık, birkaç yıl önceki birçok akıllı telefondan daha karmaşık bir yazılım altyapısı kullanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dolayısıyla güvenlik açıkları da yalnızca telefonlar için değil, kulaklıklar için de önem kazanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, kullanıcıların çoğunun telefonlarını düzenli olarak güncellerken kulaklıklarının yazılımını yıllarca güncellemediğine dikkat çekiyor. Oysa güvenlik açıklarının önemli bölümü bu güncellemelerle kapatılıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Bluetooth gerçekten zayıf halka mı?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kablosuz kulaklıkların en çok tartışılan yönü Bluetooth teknolojisi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son yıllarda Bluetooth güvenliği önemli ölçüde geliştirilmiş olsa da geçmişte KNOB, BIAS ve BrakTooth gibi güvenlik açıkları milyonlarca cihazı etkiledi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu açıklar, belirli koşullar altında saldırganların bağlantıyı manipüle etmesine, cihazı devre dışı bırakmasına veya yetkisiz komutlar göndermesine imkân tanıyabiliyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak uzmanlar burada önemli bir ayrım yapıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Her güvenlik açığı her cihazı etkilemiyor. Bir zafiyetin kullanılabilmesi için çoğu zaman cihazın belirli bir Bluetooth yongasını kullanması, güncelleme almamış olması ve saldırganın fiziksel olarak belirli bir mesafede bulunması gerekiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Başka bir ifadeyle, kablosuz kulaklıkların uzaktan ve kolayca ele geçirildiği yönündeki iddialar gerçeği tam olarak yansıtmıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Risk mevcut olsa da bunun gerçekleşebilmesi belirli teknik koşulların oluşmasına bağlı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kulaklıklar casusluk cihazına dönüşebilir mi?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kullanıcıların en çok merak ettiği konulardan biri de kablosuz kulaklıkların mikrofonlarının uzaktan açılarak dinleme amacıyla kullanılıp kullanılamayacağı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siber güvenlik uzmanlarına göre bu senaryo teorik olarak mümkün olsa da pratikte oldukça zor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bunun gerçekleşebilmesi için genellikle kullanıcının telefonuna gelişmiş bir casus yazılım bulaşmış olması veya saldırganın telefon üzerinde yönetici yetkilerine ulaşması gerekiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Asıl hedef çoğu zaman kulaklık değil, akıllı telefon oluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Telefon ele geçirildiğinde saldırgan yalnızca kulaklığa değil; mikrofon, kamera, rehber, mesajlar, konum bilgileri ve diğer tüm verilere erişebiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Böyle bir durumda kulaklığın mikrofonu da saldırının yalnızca bir parçası haline geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle güvenlik uzmanları, kulaklıktan önce telefonun korunmasının çok daha kritik olduğunu vurguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Asıl risk uygulamalarda olabilir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kablosuz kulaklıkların neredeyse tamamı artık üretici uygulamalarıyla birlikte çalışıyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu uygulamalar sayesinde yazılım güncelleniyor, ses profilleri ayarlanıyor, kaybolan kulaklık bulunabiliyor ve yeni özellikler aktif hale getiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu kolaylık bazı verilerin de işlenmesi anlamına geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Apple, Samsung ve Sony gibi büyük üreticilerin gizlilik politikalarına göre bu uygulamalar, cihaz modeli, işletim sistemi sürümü, pil seviyesi, hata kayıtları ve bazı durumlarda konum bilgilerini toplayabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu veriler çoğunlukla hizmet kalitesini artırmak amacıyla kullanılıyor. Ancak uzmanlar, kullanıcıların uygulamalara verdikleri izinleri düzenli olarak kontrol etmelerini öneriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle konum erişimi, mikrofon, Bluetooth ve arka planda çalışma izinleri gereksizse kapatılmalı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ucuz cihazlar daha büyük risk taşıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanların dikkat çektiği noktalardan biri de isimsiz üreticilere ait düşük maliyetli kulaklıklar.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu cihazların önemli bölümü piyasaya çıktıktan kısa süre sonra yazılım desteğini kaybediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Güvenlik açığı tespit edilse bile güncelleme yayımlanmıyor. Böylece cihaz yıllarca aynı zafiyetlerle kullanılmaya devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bilinen markalar ise düzenli güvenlik güncellemeleri yayımlayarak yeni tehditlere karşı koruma sağlamaya çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle siber güvenlik uzmanları yalnızca fiyat odaklı tercih yapılmaması gerektiğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Risk nasıl azaltılabilir?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre alınacak basit önlemler güvenlik riskini büyük ölçüde azaltabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kulaklık yazılımının düzenli güncellenmesi, yalnızca resmi uygulamaların kullanılması, Bluetooth'un ihtiyaç duyulmadığında kapatılması, eski eşleştirmelerin silinmesi ve kulaklığın bilinmeyen cihazlarla eşleştirilmemesi en temel güvenlik adımları arasında yer alıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ayrıca halka açık alanlarda Bluetooth'un sürekli açık bırakılması da gereksiz risk oluşturabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yapay zekâ yeni fırsatlar kadar yeni tehditler de getiriyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Önümüzdeki yıllarda kablosuz kulaklıkların çok daha gelişmiş hale gelmesi bekleniyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gerçek zamanlı çeviri, yapay zekâ destekli kişisel asistanlar, biyometrik sağlık takibi ve sürekli ses analizi gibi teknolojiler, kulaklıkları adeta kulağa takılan küçük bilgisayarlara dönüştürüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum işlenen veri miktarını artırırken, siber güvenlik açısından korunması gereken yeni alanlar da oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya Ekonomik Forumu da nesnelerin internetinin büyümesiyle birlikte saldırı yüzeyinin genişlediğine dikkat çekerek, güvenliğin cihaz tasarımının ilk aşamasından itibaren düşünülmesi gerektiğini vurguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Geleceğin güvenliği küçük cihazlarda gizli</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siber güvenlik uzmanlarına göre kablosuz kulaklıklar bugün için kullanıcıların korkmasını gerektirecek ölçüde büyük bir tehdit oluşturmuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu cihazlar artık yalnızca müzik dinlemeye yarayan aksesuarlar değil, kişisel verilerle çalışan, internete bağlı akıllı sistemlerin bir parçası.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dolayısıyla telefon ve bilgisayarlarda gösterilen güvenlik hassasiyetinin kablosuz kulaklıklar için de gösterilmesi gerekiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Düzenli yazılım güncellemeleri, güvenilir üreticilerin tercih edilmesi ve bilinçli kullanım alışkanlıkları, olası siber tehditlere karşı en etkili savunma olmaya devam ediyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/muzikten-casusluga-kablosuz-kulakliklar-siber-guvenlik-riski-olusturuyor-mu</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 14:50:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/muzikten-casusluga-kablosuz-kulakliklar-siber-guvenlik-riski-olusturuyor-mu.jpg" type="image/jpeg" length="52657"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar neden artıyor?]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/hayvanlardan-insanlara-gecen-hastaliklar-neden-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/hayvanlardan-insanlara-gecen-hastaliklar-neden-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar artık yalnızca bölgesel sağlık sorunları olarak görülmüyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, insanlarda ortaya çıkan yeni veya yeniden görülen bulaşıcı hastalıkların yaklaşık yüzde 75'i hayvan kaynaklı. Uzmanlar, iklim değişikliği, kentleşme, küresel ulaşım ve insanın doğal yaşam alanlarına daha fazla müdahalesinin yeni salgın risklerini artırdığına dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya Sağlık Örgütü'ne göre hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar her yıl yaklaşık 1 milyar enfeksiyona ve milyonlarca kişinin ölümüne neden oluyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son 30 yılda hayvanlardan insanlara geçen yaklaşık 30 yeni hastalık etkeninin ortaya çıktığı belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ayn Şems Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Merkezi Tek Sağlık Birimi Direktörü Prof. Dr. Abdullah Sami, hayvan kaynaklı hastalıkların ortaya çıkış sürecini değerlendirerek, bu hastalıkların insan, hayvan ve çevre arasındaki karmaşık ilişkiden kaynaklandığını ifade ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>New York'tan başlayan uyarı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, hayvan kaynaklı salgınların küresel tehdide dönüşebileceğine örnek olarak 1999 yılında ABD'de görülen Batı Nil virüsü salgınını gösteriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>New York'taki Bronx Hayvanat Bahçesi'nde çok sayıda karganın ölmesiyle başlayan süreçte, aynı dönemde yaşlılarda nedeni bilinmeyen beyin iltihabı vakaları ortaya çıktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yapılan araştırmalar sonucunda virüsün büyük ihtimalle göçmen kuşlar veya sivrisinekler aracılığıyla Orta Doğu'dan geldiği ve kısa sürede ABD'nin birçok bölgesi, Kanada ve Latin Amerika'nın bazı kesimlerine yayıldığı belirlendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu olay, hayvanlarda bulunan bazı virüslerin insanlara geçerek kısa sürede uluslararası bir sağlık tehdidine dönüşebileceğini gösteren örneklerden biri oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Uzun hastalık listesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar arasında kuduz, kuş gribi, domuz gribi, Ebola, Marburg virüsü, Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS), Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, Rift Vadisi Ateşi, bruselloz, salmonella, koli bakterisi ve Hanta virüsleri bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu hastalıkların ortaya çıkması için genellikle üç temel unsurun bir araya gelmesi gerekiyor: </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hastalığı taşıyan hayvan rezervuarı, sivrisinek veya kene gibi biyolojik taşıyıcılar ve insanın bu döngüyle temas etmesi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Örneğin Rift Vadisi Ateşi daha çok hayvancılık yapılan ve sivrisineklerin bulunduğu bölgelerde görülürken, Ebola ve Marburg virüsleri Afrika'daki meyve yarasalarıyla ilişkilendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>MERS ise özellikle Arap Yarımadası'nda develerle bağlantılı olarak ortaya çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu dağılım artık değişiyor. İklim değişikliği, uluslararası seyahat ve küresel ticaret, hastalıkların daha önce görülmediği bölgelere taşınmasına neden oluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İklim değişikliği riski artırıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İklim değişikliği, hastalık taşıyan sivrisinek, kene ve kum sineği gibi canlıların yaşam alanlarını genişletiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bunun yanında ormanların tarım ve yerleşim alanlarına dönüştürülmesi, insanların yabani hayvanlarla temasını artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bilim dünyasında 'spillover' olarak adlandırılan bu süreçte, hayvanlarda bulunan mikroorganizmalar insanlara geçerek yeni enfeksiyonlara yol açabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre nüfus artışı, hızlı kentleşme, yoğun hayvan yetiştiriciliği, iklim değişikliği ve uluslararası hareketlilik, yeni hastalıkların ortaya çıkması için uygun ortam oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Arap bölgesinde özel riskler</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hayvancılık ve deve yetiştiriciliğinin yaygın olduğu Arap bölgesi de hayvan kaynaklı hastalıklar açısından özel risk taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bölgede özellikle MERS, bruselloz, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ve Rift Vadisi Ateşi gibi hastalıklar öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Suriye'de savaş yıllarında sağlık altyapısının zayıflaması ve milyonlarca kişinin yer değiştirmesiyle cilt leishmaniasis vakalarında ciddi artış yaşandığı belirtiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bunun nedenleri arasında hastalık taşıyan kum sineklerinin çoğalması için uygun ortam oluşması gösteriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Aşılar tek başına yeterli mi?</b></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre hayvanların aşılanması, birçok hastalığa karşı ilk savunma hattını oluşturuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Köpeklerin kuduz, büyükbaş hayvanların ise bruselloz ve Rift Vadisi Ateşi'ne karşı aşılanması hastalıkların insanlara geçmesini azaltabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsanlar için kuduz aşısı gibi bazı koruyucu uygulamalar bulunurken, MERS, Hanta virüsleri ve leishmania gibi hastalıklara karşı etkili aşı geliştirme çalışmaları devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Vahşi hayvanlar mı evcil hayvanlar mı daha riskli?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, riskin yalnızca hayvanın türüne bağlı olmadığını, insanla temas ihtimali ve hastalığın şiddetinin de belirleyici olduğunu vurguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Evcil hayvanlar daha çok kuduz ve bazı parazitlerle ilişkilendirilirken, büyükbaş hayvanlar MERS, bruselloz ve Rift Vadisi Ateşi gibi hastalıkların kaynağı olabiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Vahşi hayvanlar ise insanlarda daha önce bağışıklık oluşmamış virüsleri taşıyabildikleri için Ebola ve Hanta gibi daha tehlikeli hastalıklarla bağlantılı görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Antibiyotik direnci yeni salgın riski oluşturuyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanların dikkat çektiği bir diğer büyük tehdit ise antibiyotik direnci. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya Sağlık Örgütü, doğrulanmış her 6 bakteriyel enfeksiyondan birinin geleneksel tedavilere dirençli hale geldiğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya genelinde kullanılan antibiyotiklerin yüzde 40 ila 60'ının hayvancılık ve tarımda kullanılması, insanlara bulaşabilecek dirençli bakteri türlerinin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle birçok bilim insanı, antibiyotik direncini gelecekteki büyük sağlık krizlerinden biri olarak değerlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>'Tek Sağlık' yaklaşımı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, gelecekteki salgınlarla mücadelede insan, hayvan ve çevre sağlığının birlikte ele alınması gerektiğini savunuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Tek Sağlık' olarak adlandırılan bu yaklaşım, doktorlar, veterinerler ve çevre uzmanlarının ortak çalışmasını öngörüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Erken uyarı sistemleri, güçlü laboratuvar altyapısı ve insan-hayvan sağlığı arasında kurulan ortak takip mekanizmaları, küçük bir salgının küresel krize dönüşmesini engellemede kritik önem taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre en tehlikeli senaryo yalnızca yeni bir virüsün ortaya çıkması değil hızlı yayılan solunum yolu hastalığı, artan antibiyotik direnci ve zayıf erken uyarı sistemlerinin aynı anda ortaya çıkması.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>COVID-19 salgınının ardından dünya salgınlara karşı daha hazırlıklı hale gelse de uzmanlar yeni tehditlere karşı sürekli gözetim ve hazırlığın önemini koruduğunu belirtiyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/hayvanlardan-insanlara-gecen-hastaliklar-neden-artiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 11:40:06 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/hayvanlardan-insanlara-gecen-hastaliklar-neden-artiyor.png" type="image/jpeg" length="23094"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deprem, yardım paraları, kumar masası: 'En güvenilir' dediklerinin skandallar zinciri]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/deprem-yardim-paralari-kumar-masasi-en-guvenilir-dediklerinin-skandallar-zinciri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/deprem-yardim-paralari-kumar-masasi-en-guvenilir-dediklerinin-skandallar-zinciri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6 Şubat depremlerinin ardından milyonlarca liralık bağışın yönlendirildiği Ahbap Derneği'nin kurucusu Haluk Levent hakkında yürütülen soruşturma, bir dönem sosyal medyada 'en güvenilir isim' olarak öne çıkarılan isme ilişkin algıyı tersine çevirdi. Seküler kesimin dün 'tek adres' olarak gösterdiği Levent, bugün ortaya çıkan skandalların ardından aynı kesimler tarafından hedefe konmuş durumda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye'nin en büyük afetlerinden biri olarak tarihe geçerken, afet yönetimi kadar 'güven' tartışmasını da ülke gündeminin merkezine taşıdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deprem sonrası milyonlarca vatandaş yardım organizasyonlarına destek olmak için harekete geçerken, kamu kurumları, İslami sivil toplum kuruluşları ve gönüllü platformlar, depremzedelere ulaşma adına ellerinden gelen gayreti gösterdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte en çok tartışılan başlıklardan biri, yardım kuruluşlarına duyulan güven oldu. Özellikle Kızılay'ın bazı faaliyetleri üzerinden başlayan eleştiriler, kısa sürede 'Yardımlar hangi kanaldan ulaştırılmalı?' sorusunu gündeme getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kızılay tartışması ve değişen güven algısı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Depremin ardından Kızılay'ın çadır satışıyla ilgili ortaya çıkan tartışmalar, kamuoyunda büyük tepkiye yol açtı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kızılay yönetimi, söz konusu işlemin çadırların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması sürecinde yapılan bir satış olduğunu savunurken, kamuoyunun önemli bir bölümü bu uygulamayı eleştirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tartışma, bazı kesimlerde devlet kurumlarına yönelik güven sorgulamalarını artırdı. Sosyal medya başta olmak üzere bazı platformlarda 'yardımların doğrudan sivil oluşumlar üzerinden yapılması' çağrıları daha fazla görünür hale geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tam da bu atmosferde Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent, deprem yardımları konusunda özellikle seküler kesim tarafından öne çıkan aktör oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ahbap'ın yükselişi ve Haluk Levent'in kamuoyu desteği</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haluk Levent, sanatçı kimliği, sosyal medya kullanımındaki etkinliği ve daha önce gerçekleştirdiği yardım kampanyalarıyla tanınan bir isimdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deprem sürecinde Ahbap üzerinden yürütülen yardım organizasyonları, seküler kesim tarafından özellikle hükümete karşı tavır almak adına sosyal medyada büyük destek gördü. Kitlelerin yönlendirmesiyle çok sayıda vatandaş bağışlarını Ahbap aracılığıyla ulaştırmayı tercih etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ahbap, kısa süre içerisinde yalnızca bir yardım kuruluşu olarak değil, bazı kesimler için alternatif bir dayanışma modeli olarak görülmeye başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte Haluk Levent'in kişisel olarak güven duyulan biri olduğu söylemleri, derneğin algısında önemli bir rol oynadı. Kamuoyunda oluşturulan imaj, Levent'in görünürlüğü, iletişim tarzı ve toplumsal olaylarda aktif rol almasıyla güçlendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ahbap ve Haluk Levent için denetim tartışması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>6 Şubat depremlerinin ardından Ahbap Derneği, kısa sürede büyük miktarda bağışın yönlendirildiği önemli sivil toplum yapılarından biri haline geldi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Büyük ölçekli bağışların yönetildiği her yapıda olduğu gibi Ahbap'ın da faaliyetleri, mali süreçleri ve karar mekanizmalarının daha kapsamlı şekilde denetlenmesi gerektiği yönünde tartışmalar zaman zaman gündeme geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ahbap'ın, bu ölçekteki bir yapıya uygun şekilde daha kapsamlı ve düzenli denetimlerden geçirilmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler hep sonuçsuz kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yeterli şeffaflık ve bağımsız kontrol mekanizmalarının bulunmamasının, olası usulsüzlük ve suistimal risklerine zemin hazırlayabileceği ifade edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir kuruluşun belli kesimler tarafından güvenilir bulunması, denetim ihtiyacını ortadan kaldırmıyordu. Aksine milyonlarca kişinin desteğini alan, afet dönemlerinde kritik sorumluluk üstlenen yapıların daha yüksek şeffaflık standartlarına tabi olması gerekiyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Daha önceki tartışmalar</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haluk Levent'in geçmişinde yalnızca hukuki süreçler değil, ticari faaliyetleri ve geçmişte yaşadığı mali sorunlar da zaman zaman gündeme geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle müzik kariyerinin ilk dönemlerinde yaşadığı ekonomik sıkıntılar, borçlar ve ticari girişimleri hakkında çeşitli haberler yayımlandı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haluk Levent hakkında kamuoyuna yansıyan en güncel hukuki süreç, karşılıksız çek düzenlediği iddiasıyla açılan dava oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İstanbul Anadolu 24. İcra Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, Levent'in 2025 yılında düzenlediği iki çekin karşılıksız çıktığı gerekçesiyle yargılandığı belirtildi. Mahkeme, iki ayrı çek yönünden toplam yaklaşık 70 milyon TL adli para cezasına hükmetti ve ayrıca çek düzenleme ile çek hesabı açma yasağı uygulanmasına karar verdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dosyaya konu çeklerin biri için yaklaşık 50 milyon TL, diğeri için yaklaşık 20 milyon TL tutarında adli para cezası verildiği aktarıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu dosya, Ahbap Derneği faaliyetlerinden ayrı olarak Haluk Levent'in kişisel/ticari işlemleri kapsamında değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Haluk Levent gözaltına alındı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haluk Levent, Ahbap Derneği adına toplanan deprem bağışlarının yurt dışına kaçırıldığı ve amacı dışında kullanıldığı iddialarına yönelik soruşturma kapsamında dün gözaltına alındı. Hakkında ortaya atılan başlıca iddialar ve suçlamalar şunlar oldu:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Bahis oynama:</b> Levent'in, 2020-2026 yılları arasında dernek kurucularından olan şüpheli Alper Çelik'in hesaplarını kullanarak yasal bahis sitelerinde yaklaşık 990 milyon lira tutarında işlem yaptığı ve 390 milyon lira kaybettiği öne sürüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Paraların amacı dışına çıkarılması:</b> Ahbap Derneği'nden yüksek tutarlardaki bağışların, asistanı Yeliz Kaya dahil olmak üzere üçüncü şahısların kişisel banka hesaplarına aktarıldığı tespit edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gayrimenkul usulsüzlükleri:</b> Depremzedeler adına bağış vaadiyle mağdurlardan gayrimenkul alındığı, bu mülklerin önce asistanın üzerine yapılıp 4 gün içinde farklı şüphelilere devredildiği ve yaklaşık 60 milyon dolarlık mağduriyete neden olduğu iddia edildi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Mesajlaşma ve 'hastalık' iddiası:</b> Soruşturma dosyasında yer alan dijital yazışmalarda, Levent'in asistanına mide kanseri olduğuna dair dedikodular yayması yönünde talimat verdiği ve senetlerle ilgili endişeler üzerine asistanından kendisi için 'ağlayarak sesli mesaj atmasını' istediği öne sürüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu iddialar bağlamında, Levent 'Dernekler Kanunu'na muhalefet', 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' ve 'örgüt üyeliği' suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ahbap Derneği'ne yönelik operasyonlar </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son 24 saatte ortaya çıkan ağır iddialar ve Ahbap Derneği'ne yönelik operasyonlar, Haluk Levent'i destekleyen geniş kitlelerde derin bir hayal kırıklığı ve özeleştiri sürecini tetikledi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yıllarca kurulan 'güven' imajının yerini, şeffaflık sorgulamaları ve toplumsal şikayetler aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle 6 Şubat depremleri sonrasında yaraları sarmak için seferber olan vatandaşlar, toplanan milyonlarca liralık bağışın amaç dışı kullanıldığı veya şahsi hesaplara aktarıldığına dair iddialar karşısında büyük bir şok yaşadı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsanların en zor anlarında uzattığı yardım elinin, kişisel çıkarlar ve yasa dışı bahis gibi iddialarla yan yana anılması kamuoyunda derin bir üzüntüye neden oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Levent'in daha önceki ticari siciline ve yargılandığı karşılıksız çek davalarına rağmen, sivil toplumun en büyük yardım organizasyonlarından birinin tek bir kişiye endeksli bırakılması büyük bir hata olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Destekçiler, zor zamanlarda ortaya konan çaba ile kişileri 'kutsallaştırma' refleksinin yanlışlığını tartışıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Asrın felaketinde İslami STK'lar sahadaydı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ilk anlarından itibaren birçok yerel ve köklü İslami sivil toplum kuruluşu da kriz merkezlerini harekete geçirerek bölgeye intikal etti. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eğitimli ekipler enkazlarda can kurtarma çalışmalarına katılırken, vakıf gönüllüleri depremzedelere manevi danışmanlık hizmeti sağladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kurulan devasa mobil aşevleri ve sabit mutfaklar sayesinde yüzbinlerce insana günlük sıcak yemek ve ekmek ikramı yapıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Battaniye, kışlık giysi, ısıtıcı, soba, tüp, hijyen setleri ve çadır/konteyner gibi kritik malzemeler en ücra köylere kadar ulaştırıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Şeffaflık, toplumsal güven ve halkın takdiri</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İslami STK'ların afet bölgesindeki en büyük avantajı, toplumun her kesiminde var olan köklü güven ilişkisi ve yerel teşkilatların hızlı hareket kabiliyeti oldu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yardımların doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasındaki titizlik, bağışçıların bu kurumlara olan teveccühünü artırdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle şeffaflık ilkesini merkeze alan bu kurumlar, topladıkları bağışları, lojistik maliyetlerini ve dağıtım raporlarını düzenli olarak kamuoyu ile paylaştı. Kurumlar, faaliyetlerini şeffaf raporlarla açıklarken, halkın artan güveniyle yardım bütçelerini ve lojistik kapasitesini katbekat artırma başarısı gösterdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Toplum nezdinde bu kuruluşların övülmesinin temel sebepleri arasında ideolojik ya da siyasi bir ayrım gözetmeksizin sahada enkaz başından çadır kentlere kadar her noktada bizzat bulunmalarıydı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu pratik ve fedakâr yaklaşım, halkın gönlünde taht kurmalarını ve kriz anında kurumlarla (AFAD, Kızılay) uyumlu bir şekilde seferber olmalarını sağladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yıpratıcı kampanyalara karşı sahadaki hakikat</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İslami sivil toplum kuruluşları, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde arama kurtarma, sıcak yemek, barınma ve psiko-sosyal destek alanlarında devasa bir sınavı başarıyla verdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İlk andan itibaren sahaya inen yüzlerce vakıf ve dernek, kaynakların yerlerine ulaşmasındaki şeffaflıkları ve haklarında hiçbir olumsuz iddia çıkmamasıyla toplum nezdindeki güvenilirliklerini ispatladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu yardım organizasyonlarının en büyük başarısı, toplanan ayni ve nakdi bağışların kuruşu kuruşuna, tamamen belgelendirilebilir ve denetlenebilir şekilde depremzedelere ulaştırılması oldu. Organizasyonların yürüttüğü faaliyetlerin şeffaflığı, afetin getirdiği kaotik ortamda dahi vatandaşın bu kurumlara olan itimadını sarsılmaz kıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deprem sonrasında yaşanan bazı tartışmalara ve zaman zaman kurumları yıpratmaya yönelik karalama kampanyalarına rağmen, İslami kuruluşlar polemiklere girmek yerine enerjilerini tamamen sahaya ve yardımlara odakladı. Faaliyetlerini kesintisiz ve lekesiz bir şekilde tamamlamaları, bu kurumların zor zamanlarda nasıl hızlı ve güvenilir bir refleks gösterebileceğinin en somut delili oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Körü körüne destek, suça ortaklıktır</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Körü körüne 'bizdendir' diyerek yapılan sorgusuz sualsiz desteklerin ne denli büyük bir yıkıma neden olabileceği, Haluk Levent ve AHBAP soruşturması ile bir kez daha acı biçimde gözler önüne serildi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Toplumsal kriz anlarında refleks olarak ortaya konan dayanışma ruhu, maalesef şeffaflıktan uzak, popülist figürlerin kişisel ajandalarına kurban edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>6 Şubat depremleri gibi büyük bir felaketin ardından halkın dişinden ve tırnağından artırdığı milyarlarca liralık bağış, insanlara umut olmak yerine maalesef karanlık bir para trafiğinin merkezinde yer aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dernek hesaplarından asistanların hesaplarına aktarılan milyonlar, lüks harcamalar ve yasal bahis iddiaları, toplumun en saf ve temiz duygularının nasıl istismar edilebileceğinin somut birer kanıtı oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tablodaki en büyük suç ortaklarından biri de sorgulama yetisini kaybeden kitlelerdir. Sırf aynı siyasi, ideolojik veya kültürel gruptan olduğu için bir kişiyi hatasız ve kusursuz görmek, en büyük toplumsal hastalıklardan biridir. Bu kör inanç, figürlere hata yapma lüksü tanır. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haluk Levent örneği bize şu acı gerçeği net bir şekilde göstermiştir: Kutsallaştırılan her birey, denetimden kaçtığı an yozlaşmaya açıktır. İyilik yapmak, şeffaflık zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Toplanan her kuruşun hesabı, en ince ayrıntısına kadar kamuoyuna açıklanmalıdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Körü körüne destek, suça ortaklıktır. Yanlış yapan bir figürü 'bendendir' diye savunmak, bir sonraki vurguna doğrudan zemin hazırlamaktır. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sonuç olarak; duygusal manipülasyonlarla inşa edilen sahte kahramanlık hikayelerinin sonu her zaman hüsrandır. Toplum olarak bireylerin ideolojilerine veya popülaritelerine değil, atılan somut adımlara, kurumsal liyakate ve hesap verebilirliğe odaklanmayı öğrenmek zorundayız. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/deprem-yardim-paralari-kumar-masasi-en-guvenilir-dediklerinin-skandallar-zinciri</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 13:02:25 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/deprem-yardim-paralari-kumar-masasi-en-guvenilir-dediklerinin-skandallar-zinciri.jpg" type="image/jpeg" length="17126"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gölgedeki komutan: Muhammed Deyf'in hayatı, mücadelesi ve mirası]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/golgedeki-komutan-muhammed-deyfin-hayati-mucadelesi-ve-mirasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/golgedeki-komutan-muhammed-deyfin-hayati-mucadelesi-ve-mirasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[O zor devrin adamı: Siyonist rejimin 30 yılı aşkın süredir peşinde olduğu komutan: İşgal rejimine karşı karadan, denizden ve havadan düzenlenen operasyonların arkasındaki isim: Düşmanının askeri ve istihbarat gücüne karşı geliştirdiği yöntemlerle yıllarca takip edilmesine rağmen yakalanamayan, Filistin direnişinin en önemli askeri figürlerinden biri haline gelen Muhammed Diyab İbrahim el-Mısri: Namı diğer Muhammed Deyf:]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin direniş hareketinin sembol isimlerinden biri olan Deyf, yıllar boyunca basının önüne çıkmadan, görüntü vermeden ve kimliğini gizleyerek yürüttüğü faaliyetleri nedeniyle uluslararası basında 'gölge komutan' olarak tanımlandı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejimin istihbarat birimleri tarafından en öncelikli hedeflerden biri olarak gösterilen Deyf, onlarca yıl süren takip ve suikast girişimlerine rağmen Kassam Tugayları'nın askeri yapılanmasının başında kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aralarında İzzeddin el-Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri gibi 12 direniş grubunun oluşturduğu Ortak Operasyon Odası'nın genel komutanlığını yapan Deyf, konuştuğu ile değil daha çok yaptıkları ile adından söz ettirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Üstün askeri yeteneği ve stratejik hamleleri ile Gazze direnişinin en etkili komutanlarından biri olarak öne çıkan İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed Deyf, Filistin direniş tarihinin en fazla takip edilen şahsiyetleri arasında yer aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yıllar boyunca gizlilik prensibiyle hareket eden Deyf, askeri alanda geliştirdiği yöntemlerle sadece Filistin sahasında değil, uluslararası basında da hakkında en fazla haber yapılan isimlerden biri oldu. Siyonist rejim güvenlik kurumları, onu Gazze'deki askeri kapasitenin gelişiminde kilit isimlerden biri olarak değerlendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistinli direniş gruplarının 7 Ekim'de işgal rejimine yönelik başlattığı Aksa Tufanı operasyonu, sadece siyonist rejimle ilgili algıları yıkmadı. Kartondan kaplan rejimin ve destekçilerinin yıllar yılı Müslümanlara aşıladığı ümitsizlik prangalarını da kırdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İslam düşmanı şer cephenin yoğun silah ve istihbarat desteği verdiği, dünyanın dört bir yanından destekçilerin yardımına koştuğu işgal rejimi, Gazze'nin tünellerinde büyük bir direnişle karşı karşıya kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mukaddes belde Kudüs'ün özgürlüğü ve Filistin'in kurtuluşu için mücadele eden direniş yapılanmasının askeri lideri Deyf, 2021 yılındaki Kudüs'ün Kılıcı operasyonuyla Filistin direniş tarihinde yeni bir dönemin kapısını araladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte direniş grupları, yalnızca saldırılara karşılık veren bir yapı olmadığını, gerektiğinde stratejik operasyonlar düzenleyebilecek kapasiteye sahip olduğunu gösterdi. Aksa Tufanı operasyonuyla birlikte direniş güçleri, işgal altındaki Filistin topraklarına yönelik kapsamlı bir operasyon başlattı. Operasyon sırasında bazı bölgelerde kontrol sağlandı, bazı siyonistler esir alınarak Gazze'ye götürüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aksa Tufanı operasyonu, sonraki süreçte bölgedeki askeri ve siyasi dengeleri değiştiren gelişmelerden biri olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Misafir Muhammed</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gerçek adı Muhammed Diyab İbrahim el-Mısri'dir. Ebu Halid künyesini kullanan Deyf, Filistinliler arasında 'Muhammed Deyf' yani 'misafir' anlamına gelen lakabıyla tanındı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu lakabın ortaya çıkışının, 1990'lı yıllarda siyonist rejimin istihbaratından korunmak amacıyla sürekli yer değiştirmesi ve farklı evlerde kalmasından kaynaklandığı aktarılır. Güvenlik nedeniyle hiçbir yerde uzun süre kalmayan Deyf, adeta sürekli misafir olarak yaşadığı için bu isimle anılmaya başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aksa Tufanı operasyonunun ardından Muhammed Deyf ismi dünya kamuoyunda daha fazla duyuldu. Ancak uluslararası basının yıllarca hakkında haber yaptığı bu komutanın hayatı boyunca çok az görüntüsü yayımlandı. Bu durum, onun bilinçli bir gizlilik politikasıyla hareket ettiğinin en dikkat çekici göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhammed Deyf, 1965 yılında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a bağlı el-Kubeybe köyünde dünyaya geldi. Babası Hacı Diyap el-Mısri'nin gözetiminde İslami bir eğitim alan Deyf, gençlik yıllarında Filistin direniş hareketleriyle tanıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>HAMAS kurulmadan önce İhvan-ı Müslimin Hareketinin Filistin yapılanması içerisinde yer alan Deyf, 1987 yılında başlayan Birinci İntifada sürecinde aktif rol aldı. HAMAS'ın kuruluşundan itibaren hareket içerisinde faaliyet gösteren Deyf, Filistin direnişinin farklı aşamalarında görev üstlendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1989 yılında siyonist rejim tarafından esir alınan Deyf, yaklaşık 16 aylık esaretin ardından serbest bırakıldı. Bu dönemden sonra askeri yapılanma içerisinde daha etkin görevler almaya başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1991 yılında Şehid Salah Şehade öncülüğünde kurulan HAMAS'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın teşkilatlanma sürecinde yer alan Deyf, askeri mühendislik, operasyon planlama ve örgütlenme alanlarında çalışmalar yürüttü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin direnişinin önemli isimlerinden mühendis Yahya Ayyaş ile birlikte Kassam Tugayları'nın askeri kapasitesinin geliştirilmesi sürecinde rol alan Deyf, 1996 yılında Yahya Ayyaş'ın siyonist rejim tarafından düzenlenen suikastla şehid edilmesinin ardından Kassam Tugayları içerisinde daha belirgin bir konuma yükseldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yaşayan Şehid</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2002 yılında İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın kurucusu Salah Şehade'nin siyonist rejim tarafından şehid edilmesinin ardından Muhammed Deyf, Kassam Tugayları'nın askeri komutanlığı görevini üstlendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bundan sonraki süreçte hayatı tamamen gizlilik içinde geçen Deyf, Filistin direnişinin en önemli askeri figürlerinden biri haline geldi. Siyonist rejimin güvenlik birimleri tarafından yıllarca aranan ve 'birinci derecede hedef' olarak görülen Deyf, buna rağmen uzun süre yakalanmadan faaliyetlerini sürdürdü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uluslararası basında 'gölge komutan' olarak tanımlanan Deyf'in en dikkat çekici özelliklerinden biri, yıllarca görüntü vermeden, telefon ve elektronik takip yöntemlerinden uzak durarak hareket etmesiydi. Hakkında çok az bilgi bulunması, hatta uzun yıllar boyunca yalnızca birkaç fotoğrafının ortaya çıkması, onu en gizemli askeri liderlerden biri haline getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bütün faaliyetleri büyük gizlilik içinde olan Deyf'in hayatı HAMAS ve İzzeddin el-Kassam Tugayları ile bütünleşmiştir. Kassam Tugayları ne ise Muhammed Deyf de odur.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tüm hayatını Filistin davasına adadığı belirtilen Deyf, diğer direniş liderleri gibi defalarca suikast girişiminin hedefi oldu. 2001, 2002, 2003 ve 2006 yıllarında kendisine yönelik saldırılar düzenlendi. Helikopterler ve savaş uçaklarıyla gerçekleştirilen saldırılarda siyonist rejim, hedeflediği sonucu elde edemedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu saldırılardan birinde ağır yaralandığı, bir gözünü ve bir bacağını kaybettiği iddia edildi. Ancak HAMAS, Deyf'in sağlık durumu hakkında hiçbir zaman ayrıntılı bilgi paylaşmadı. Bu durum, onun hakkında oluşan 'yaşayan şehid' tanımlamasını daha da güçlendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deyf'in yıllarca hayatta kalması, siyonist rejimin askeri ve istihbarat kapasitesine karşı direniş yapılanmasının güvenlik anlayışının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Siyonist rejimin en gelişmiş takip sistemlerine, hava saldırılarına ve istihbarat operasyonlarına rağmen uzun süre bulunamaması, onun adını Filistin direniş tarihinde özel bir yere taşıdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünyanın en çok konuştuğu isimlerden biri haline gelen ve işgal rejimi ile ABD'nin arananlar listesinde yer alan Deyf'in bugüne kadar yalnızca birkaç fotoğrafı kamuoyuna yansıdı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2011 yılında annesi Halime Hanım vefat ettiğinde taziyesine katılmadığı aktarıldı. Bazı Filistinliler ise onun cenazeye kimliğini gizleyerek katıldığını ileri sürdü. 2022 yılında babası Hacı Diyap el-Mısri vefat ettiğinde de HAMAS Siyasi Büro üyeleri cenaze töreninde yer aldı ancak Deyf yine kamuoyu önüne çıkmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ağustos 2014'te siyonist rejim ile Filistinli gruplar arasında Gazze'de savaş devam ederken, Muhammed Deyf'in ailesinin bulunduğu ev savaş uçakları tarafından bombalandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Saldırıda Muhammed Deyf'in eşi Vidad Asfura, kızı Sare ve 7 aylık oğlu Ali şehid edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim saldırının hedefinin Muhammed Deyf olduğunu açıkladı. Dönemin siyonist rejim askeri istihbarat yetkilileri, saldırıda ağır bombalar kullanıldığını ve Deyf'in hedef alındığını duyurdu. Ancak saldırıdan sağ kurtulması, onun yıllarca devam eden gizlilik ve güvenlik yöntemlerinin bir başka örneği olarak değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bazı analizlerde ise saldırının yalnızca Deyf'i hedef almakla kalmadığı, ailesinin de hedef alınarak direniş lideri üzerinde psikolojik baskı oluşturulmaya çalışıldığı ifade edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Saldırı sonrası Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde yaptığı açıklamada, 'Ateşkes girişimi düşük yaptı ve bugün şehid edilen Ali ed-Deyf ile birlikte defnedildi.' ifadelerini kullandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deyf'in ailesinin verdiği kayıplar, onun direniş çizgisinden vazgeçmediğinin bir göstergesi olarak sıkça dile getirildi. Kayınvalidesi de saldırı sonrası yaptığı açıklamada, 'Ben kızımı o büyük komutana verirken elbette bütün bunların hesabını yapmıştım.' ifadeleriyle ailesinin bu yoldaki kararlılığını anlattı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Düşmanını çok iyi tanıyordu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın kurulduğu 1991 yılından itibaren siyonist rejimin hedefinde olan Deyf, yıllar boyunca düşmanının askeri kapasitesini, istihbarat yöntemlerini ve zayıf noktalarını analiz eden bir komutan olarak tanımlandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>30 yılı aşkın süre boyunca siyonist rejimin en önemli hedeflerinden biri olan Deyf, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Aksa Tufanı operasyonunun duyurusunu yapan isim oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzman değerlendirmelerinde, operasyonun yalnızca askeri bir saldırı olmadığı, uzun yıllar boyunca Gazze'de oluşturulan askeri yapılanmanın, istihbarat ağlarının ve operasyon kabiliyetlerinin sonucu olduğu belirtildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deyf, 2017 yılında HAMAS'ın Gazze sorumluluğuna getirilen Yahya Sinvar ile birlikte hareket etti. Askeri ve siyasi kanat arasında kurulan koordinasyonun, Filistin direnişinin stratejisinde önemli bir unsur olduğu ifade edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ortadoğu uzmanı Filistinli gazeteci Abdulbari Atvan da konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Geçtiğimiz yıllar boyunca Filistin milleti, güçlü, bilgili ve düşmanını iyi tanıyan bir liderlik eksikliğinden kaynaklanan büyük bir boşluktan acı çekti. Ancak gelinen aşamada Yahya Sinvar ve İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın komutanı Muhammed Deyf, Filistinliler için bu liderliği oluşturmayı başardı. Bu iki kişinin öne çıkan özelliklerinden biri de siyonist düşmanı çok iyi tanımalarıdır.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Az konuşur çok iş yapardı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>HAMAS hareketinin kuruluşundan bu yana Filistin özgürlük mücadelesinin içerisinde yer alan Muhammed Deyf, kamuoyunun karşısına çok az çıkan, açıklamalarını genellikle ses kayıtları aracılığıyla yapan bir komutan olarak bilindi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yıllar boyunca görüntü vermekten kaçınan Deyf, askeri liderliğini sessizlik ve gizlilik üzerine kurdu. Uluslararası basında hakkında yapılan değerlendirmelerde, onun en belirgin özelliklerinden birinin 'görünmeden etkili olabilmek' olduğu vurgulandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sahadaki etkisi, yaptığı açıklamaların sayısından çok aldığı kararlar ve uygulanan operasyonlarla ölçüldü. Bu nedenle Filistinliler arasında 'az konuşan, çok iş yapan komutan' olarak anıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aralarında İzzeddin el-Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri gibi 12 direniş grubunun oluşturduğu Ortak Operasyon Odası'nın genel komutanlığını yapan Deyf, yıllar boyunca farklı direniş grupları arasında askeri koordinasyonun sağlanmasında önemli rol oynadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2014 yılında Filistin ile siyonist rejim arasında yaşanan savaş öncesinde yayımlanan ses kaydında Deyf, 'Bizim insanlarımız özgürlük ve onur içinde yaşamadıkça işgal güçleri kendini güvende hissedemeyecek.' ifadelerini kullanmıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu savaş sürecinde Gazze'den düzenlenen saldırılar ve direniş gruplarının askeri kapasitesi, siyonist rejimin güvenlik algısında önemli değişikliklere neden oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>HAMAS'ın kuruluşunun 35'inci yılı münasebetiyle Gazze'de düzenlenen programa gönderdiği ses kaydında da Filistin halkının birlik içerisinde hareket etmesinin önemine vurgu yapan Deyf, siyonist işgalcilere yönelik şu ifadeleri kullanmıştı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Ey bizim topraklarımızdaki zavallılar! Sizin atalarınız bile azgınlıklarının zirvesine çıkmalarına ve kirli siyonizm ideolojisine tam bağlılıklarına rağmen yine de halkımızı yurdundan söküp atmayı ve onun kimliğini yok etmeyi başaramadılar. Siz bugün onlardan daha zayıf ve daha korkak durumda iken atalarınızın başaramadığını mı başaracaksınız? Sizin sonunuz bu toprakları terk etmek ve buradaki işgalinize son vermek olacaktır.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Aksa Tufanı'nın sesi oldu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>7 Ekim 2023 tarihinde Filistin direniş gruplarının başlattığı Aksa Tufanı operasyonunun duyurusu, Muhammed Deyf'in ses kaydıyla yapıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yaklaşık 30 yıl boyunca gizlilik içerisinde hareket eden Deyf, o gün yayımlanan mesajında operasyonun başladığını duyurarak, bunun Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırılara, Gazze kuşatmasına ve Filistin halkına yönelik uygulamalara karşı bir karşılık olduğunu ifade etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deyf, yayımlanan kayıtta ilk saldırı dalgasında 5 bin füze ve roket atıldığını açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgalcilerin Filistinli sivillere yönelik saldırılarına dikkat çeken Deyf 'Bugün El-Aksa'nın, ümmetimizin ve kahraman mücahitlerimizin öfkesi patladı.' ifadelerini kullandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aksa Tufanı operasyonu, Deyf'in yıllarca üzerinde çalıştığı askeri stratejinin en büyük hamlesi olarak değerlendirildi. Operasyon, yalnızca askeri sonuçlarıyla değil, bölgede yıllardır devam eden siyasi ve güvenlik dengeleri üzerindeki etkisiyle de uluslararası gündemin merkezine oturdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Şehadeti ve geride bıraktığı miras</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhammed Deyf'in hayatı boyunca yürüttüğü mücadele, 2024 yılında düzenlenen bir saldırının ardından sona erdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim ordusu, Gazze'nin güneyindeki Han Yunus bölgesine yönelik saldırıda Muhammed Deyf'in hedef alındığını açıkladı. Saldırı sonrasında HAMAS, uzun süre Deyf'in akıbeti hakkında açıklama yapmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Daha sonra Kassam Tugayları tarafından yapılan açıklamada Muhammed Deyf'in şehid olduğu duyuruldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yaklaşık 30 yılı aşkın süre boyunca takip edilen, birçok suikast girişiminden kurtulan ve hayatının büyük bölümünü gizlilik içinde geçiren Deyf'in şehadeti, Filistin direnişi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Onu destekleyen kesimler tarafından 'yaşayan şehid' olarak tanımlanan Deyf, şehadetinden sonra da Filistin direnişinin sembol isimlerinden biri olarak anılmaya devam etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kassam Tugayları içerisindeki askeri yapılanmanın gelişimi, tünel sistemlerinin oluşturulması, operasyon planlamaları ve direniş grupları arasındaki koordinasyon gibi başlıklarda adı geçen Deyf, Filistin tarihinde en fazla konuşulan askeri liderlerden biri oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>'Kılıcı kılıcın önüne koy...'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhammed Deyf'in adı, Filistin direniş marşları ve sloganlarında da yer aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Kılıcı kılıcın önüne koy, bizler Muhammed Deyf'in adamlarıyız' sloganı, bir bağlılık ifadesi olarak kullanıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu slogan, Filistin direniş taraftarları tarafından bir komutana duyulan güvenin ve mücadeleye bağlılığın sembollerinden biri haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Kılıcı kılıcın üstüne koy, biz Muhammed Deyf'in adamlarıyız.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kılıca yönel, kılıcını kullan.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Biz Muhammed Deyf'in adamlarıyız.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ölümden korkmaz halde yaratıldık.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aslımızda var kılıca bağlılık. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/golgedeki-komutan-muhammed-deyfin-hayati-mucadelesi-ve-mirasi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:23:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/golgedeki-komutan-muhammed-deyfin-hayati-mucadelesi-ve-mirasi.jpg" type="image/jpeg" length="53710"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Srebrenitsa: Avrupa'nın ortasında işlenen soykırım]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/srebrenitsa-avrupanin-ortasinda-islenen-soykirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/srebrenitsa-avrupanin-ortasinda-islenen-soykirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Srebrenitsa'da yaşananlar sadece bir savaş suçu değil, insanlığın vicdanında açılmış derin bir yara olarak tarihe geçti. Binlerce Boşnak Müslümanın sistematik şekilde katledildiği bu süreçte uluslararası toplumun sessizliği, güvenli bölge ilan edilen bir şehrin nasıl ölüm vadisine dönüştüğünü gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>20. yüzyılın sonunda Avrupa, insanlık tarihinin en ağır soykırımlarından birine sahne oldu. Yugoslavya'nın dağılmasıyla başlayan siyasi kriz, kısa sürede etnik ve dini temelli bir savaşa dönüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1992 yılında Bosna Hersek'in bağımsızlığını ilan etmesinin ardından ülkede Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar arasında çatışmalar başladı. Bosna'daki savaşın temel hedeflerinden biri, Boşnak Müslümanların yaşadığı bölgeleri ele geçirmek ve bu bölgelerde demografik yapıyı değiştirmek oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sırp güçleri tarafından yürütülen saldırılar sırasında kuşatma altına alınan birçok şehir ağır bombardımanlara maruz kaldı. Srebrenitsa da bu süreçte stratejik öneme sahip bölgelerden biri haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler, 1993 yılında Srebrenitsa'yı 'güvenli bölge' ilan etti. Ancak bu karar, tarihin en büyük soykırımlarından birinin yaşanmasını engelleyemedi. Aksine, silahsızlandırılmış ve uluslararası koruma altında olduğu belirtilen şehir, 1995 yılında büyük bir katliama sahne oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Temmuz 1995: Srebrenitsa'da insanlık tarihine geçen soykırım</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>11 Temmuz 1995 tarihinde General Ratko Mladiç komutasındaki Sırp güçleri Srebrenitsa'ya girdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Şehirde bulunan binlerce Boşnak sivil, Birleşmiş Milletler bünyesindeki Hollandalı askerlerin koruması altındaki bölgeye sığındı. Ancak uluslararası güçlerin müdahale etmemesi sonucu Srebrenitsa savunmasız kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sırp güçleri, kadın ve çocukları bölgeden ayırırken erkek ve erkek çocuklarını topladı. Günler içerisinde binlerce Boşnak erkek sistematik şekilde öldürüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Katliam sırasında yaklaşık 8 bin 300'den fazla Boşnak Müslüman hayatını kaybetti. Cesetlerin izlerini kaybettirmek amacıyla toplu mezarlar açıldı, cenazeler farklı bölgelere taşındı ve delillerin yok edilmesine çalışıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaşanan en büyük soykırım olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Güvenli bölgenin sessizliği: Dünya neden müdahale etmedi?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa trajedisinin en acı yönlerinden biri sadece katliamın kendisi değil, uluslararası toplumun yaşananlara karşı sergilediği sessizlik oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler tarafından 'güvenli bölge' ilan edilen bir yerde binlerce insanın öldürülmesi, uluslararası sistemin büyük bir başarısızlığı olarak değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dönemin Batılı ülkeleri, bölgede yaşanan gelişmeleri yakından takip etmelerine rağmen etkili bir müdahalede bulunmadı. Birleşmiş Milletler barış gücü askerlerinin yeterli yetkiye sahip olmaması ve askeri müdahale konusunda isteksizlik göstermesi, katliamın önünü açtı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, dünya kamuoyuna şu soruyu bıraktı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Uluslararası kuruluşlar gerçekten sivilleri korumak için mi vardır, yoksa siyasi çıkarların şekillendirdiği yapılar mıdır?'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu soru bugün Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan krizlerde yeniden gündeme gelmektedir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Soykırımın arka planı: Etnik temizlik politikası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa'da yaşananlar, sadece savaş sırasında meydana gelen rastgele bir saldırı olarak değerlendirilmedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uluslararası mahkemeler, Srebrenitsa'da yaşananları Boşnak nüfusu bölgeden tamamen ortadan kaldırmaya yönelik sistematik bir planın parçası olarak ele aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sırp güçlerinin amacı, Bosna'nın doğusundaki Müslüman nüfusun varlığını sona erdirmek ve bölgenin demografik yapısını değiştirmekti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Evlerinden edilen insanlar, toplama kamplarında işkence gördü, kadınlara yönelik sistematik saldırılar yaşandı ve binlerce kişi zorla göç ettirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, bu politikanın en kanlı sembolü oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Katliam sorumluları nasıl yargılandı?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa katliamının ardından uluslararası kamuoyunun baskısıyla savaş suçlularının yargılanması için süreç başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler tarafından kurulan Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, katliamın sorumlularını yargıladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sırp siyasi liderlerinden Radovan Karadziç ve askeri komutanlardan Ratko Mladiç, soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan mahkûm edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkeme süreçleri, Srebrenitsa'da yaşananların bireysel saldırılar değil, organize ve sistematik suçlar olduğunu ortaya koydu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak birçok mağdur yakını için verilen cezalar hiçbir zaman kaybettikleri yakınlarını geri getirmedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bosna'da hâlâ kayıp kişilerin cenazeleri toplu mezarlardan çıkarılmaya devam ederken, binlerce aile yakınlarının akıbetini öğrenmeyi bekliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Srebrenitsa: Zulüm karşısında insanlığın imtihanı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aradan geçen yıllara rağmen Srebrenitsa'nın acısı kapanmış değil.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Her yıl 11 Temmuz'da binlerce kişi, katledilen yakınlarını anmak için Srebrenitsa'ya gelir. Yeni bulunan toplu mezarlar, geçmişte yaşananların unutulmadığını gösterir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, dünyaya önemli bir uyarı bırakmıştır: Irkçılık ve nefret söylemi kontrol edilmediğinde büyük felaketlere dönüşebilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün insanlık Srebrenitsa'yı anarken sadece geçmişi hatırlamamalı, benzer trajedilerin dünyanın herhangi bir yerinde tekrar yaşanmaması için sorumluluk almalıdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü Srebrenitsa'nın en büyük dersi şudur:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir yerde adalet yoksa, başka yerlerde de güvenli bir gelecek kurmak mümkün değildir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, unutulmaya çalışıldıkça hatırlatılması gereken bir gerçekliktir. Her yeni toplu mezar, her teşhis edilen kurban, yalnızca geçmişin değil, bugün hâlâ yaşanmakta olan adaletsizliklerin de bir hatırlatıcısıdır. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/srebrenitsa-avrupanin-ortasinda-islenen-soykirim</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 08:36:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/srebrenitsa-avrupanin-ortasinda-islenen-soykirim.jpg" type="image/jpeg" length="33384"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çeçenistan'ın efsane komutanı: Şamil Basayev]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/cecenistanin-efsane-komutani-samil-basayev</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/cecenistanin-efsane-komutani-samil-basayev" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[10 Temmuz 2006'da şehid olan Çeçenistan'ın efsane komutanı Şamil Basayev, şehadetinin yıldönümünde rahmet, minnet ve özlemle yad ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kafkasya cihadının unutulmaz komutanlarından biri de Şamil Basayev'di. Basayev, 1965'te Çeçenistan'ın Vedeno Bölgesi'nde doğdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1987 yılında Moskova'da mühendislik eğitimine başladı. 1991'de Moskova'daki hükümet darbesi sırasında Boris Yeltsin taraftarları arasında yer aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Adını ilk defa Çeçenistan'da yaşananları dünyaya duyurmak için bir Rus uçağını kaçırarak Ankara'ya indirdiğinde duyurdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1992 yılında Cevher Dudayev'in emri ile Abhazya'ya gönderilen Çeçen birliklerin komutanı iken, Abhazya'nın Gürcü işgalinden kurtulmasında birinci dereceden etkili olan Kafkas Halkları Konfederasyonu (KHK) birliklerinin komutanlığına getirildi. Abhazya'nın ardından Çeçenistan'a dönerek Dudayev'e karşı muhalefete geçen Rus yanlısı silahlı birliklerin dağıtılmasında etkili oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1994 yılı aralık ayında Rusların Çeçenistan'ı işgal etmesiyle Çeçen komutanların en önemlilerinden biri haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1995 yılı başında Rus savaş uçakları Şamil'in Vedeno'daki evini bombalayarak ailesinden 11 kişiyi şehid etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Rus güçlerin sivillere karşı giriştikleri katliamların en üst seviyelere ulaştığı Haziran 1995'de, yaşananları dünya kamuoyuna duyurabilmek için 150 savaşçının Budennovsk kentine düzenlediği eylemi yönetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1996 yılı Nisan ayında Çeçen Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı'na getirildi. Ve Rus güçleri Çeçenistan'ı boşaltmaya mecbur eden Grozni operasyonunu komuta etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1998'de Grozni'de yapılan Çeçen-Dağıstan Halkları Kongresi'nde başkan seçildi. Kongrenin ikinci toplantısında alınan kararla 1 Ağustos 1999'da kurulan İslam Şûrâsı'nın başkanlığına getirildi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1999'da Rusya'nın Çeçenistan'ı yeniden işgali üzerine Çeçenistan'a dönerek Doğu Cephesi komutanlığı görevini sürdürmeye başladı. İkinci savaş sırasında da başkent Grozni'yi savunan Basayev, kentten çekilirken yaralanmış, bacağının bir kısmı kopmuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Basayev, Devlet Başkanı Dokka Umarov'un emrinde Çeçenistan Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı görevini sürdürmekteyken 10 Temmuz 2006 tarihinde, İnguşetya'nın Ekazevo köyünde, bulunduğu askeri konvoydaki bir patlayıcının infilak etmesi sonucu şehid oldu. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/cecenistanin-efsane-komutani-samil-basayev</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/cecenistanin-efsane-komutani-samil-basayev.jpg" type="image/jpeg" length="59885"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazze'de 1000 günlük felaket: Kuşatılmış bir coğrafyada ölüm ve yıkım]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/gazzede-1000-gunluk-felaket-kusatilmis-bir-cografyada-olum-ve-yikim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/gazzede-1000-gunluk-felaket-kusatilmis-bir-cografyada-olum-ve-yikim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze, 1000 güne ulaşan saldırı ve abluka sürecinde yalnızca bir katliam ve soykırım alanı değil, sağlık sisteminin çöktüğü, altyapının yok edildiği, açlığın yaygınlaştığı ve demografik yapının derinden sarsıldığı bir insani felaket coğrafyasına dönüştü. Uluslararası sistemin etkisizliği ise krizi daha da derinleştiren temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de 7 Ekim 2023'ten bu yana süren katliam ve soykırım, toplumun tüm yapısını etkileyen uzun vadeli bir yıkım döngüsüne dönüştü.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sadece şehirler değil sağlık, eğitim, ekonomi ve sosyal hayat da bu süreçte ağır darbe aldı. Ortaya çıkan tablo, klasik bir çatışma tanımının çok ötesinde, kuşatılmış bir coğrafyada katliam, soykırım ve sistematik bir insani çöküşe işaret ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>250 bin şehit ve yaralı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Resmî verilere göre 73 binin üzerinde Filistinli şehit oldu. Bu kayıpların geride bıraktığı sosyal yıkım ise çok daha derin; on binlerce kadın dul kaldı, 58 binden fazla çocuk ise ebeveynlerinden en az birini ya da her ikisini kaybetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Öte yandan 173 binden fazla yaralı bulunuyor. Bunların yaklaşık 42 bini ağır yaralı olarak hayatta kalma mücadelesi veriyor. Sağlık altyapısının çökmesi nedeniyle bu kişilerin önemli bir bölümü için tedavi imkânı ya çok sınırlı ya da tamamen erişilemez durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de 1000 gün boyunca süren saldırıların en ağır bedelini siviller ödedi. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar saldırıların doğrudan hedefi haline gelirken, on binlerce insan şehit oldu, yüz binlercesi ise yaralandı veya kalıcı sakatlıklarla karşı karşıya kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu tablo yalnızca rakamlarla sınırlı değil. Aile yapılarının parçalanması, toplumsal hafızanın kopması ve kuşaklar arası travmanın derinleşmesi, Gazze'de yaşanan krizin uzun vadeli etkilerini daha da ağırlaştırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sürekli yerinden edilme dalgaları, halkı defalarca göçe zorlayarak 'kalıcı bir yerinden edilme döngüsü' oluşturmuş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tablo, Gazze'de yalnızca fiziksel değil, kuşaklar arası bir travmanın da oluştuğunu gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çöken sağlık sistemi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de sağlık sistemi, 1000 günlük süreçte en ağır darbe alan alanlardan biri oldu. Hastaneler, kapasitesinin çok üzerinde hasta kabul etmek zorunda kalırken, ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği kritik seviyelere ulaştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yoğun bakım üniteleri, ameliyathaneler ve acil servisler birçok noktada ya tamamen devre dışı kaldı ya da sınırlı imkanlarla hizmet vermeye çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sağlık çalışanları, sürekli bombardıman ve yetersiz imkanlar altında görev yaparken, tıbbi sistemin sürdürülebilirliği giderek imkânsız hale geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de sağlık altyapısının yaklaşık yüzde 94'ü ciddi şekilde zarar görmüş durumda. Hastaneler ya kapasitesinin çok üzerinde çalışıyor ya da işlevsiz hale gelmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle kritik hastalar için tek seçenek çoğu zaman yurt dışı tedavi olurken, bu süreç de hem izin mekanizmaları hem de sınır kapılarındaki kısıtlamalar nedeniyle büyük ölçüde tıkanmış durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>On binlerce hasta, zamanla yarışarak hayatta kalmaya çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Açlık, gıda krizi ve çocukların kırılganlığı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'deki en kritik başlıklardan biri, abluka nedeniyle temel ihtiyaçlara erişimin ciddi şekilde kısıtlanmasıdır. Gıda, temiz su, yakıt ve hijyen malzemelerine erişimde yaşanan kriz, geniş bir nüfusu doğrudan etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Açlık ve yetersiz beslenme, özellikle çocuklar arasında ölümcül sonuçlar doğururken, su kıtlığı ve hijyen eksikliği bulaşıcı hastalık riskini artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aynı zamanda zorunlu göçlerin oluşturduğu yoğun kalabalık alanlar, halk sağlığı açısından yeni bir kriz alanına neden oluyor. Bu durum, Gazze'de insani krizin artık yalnızca 'savaş koşulları' ile açıklanamayacak kadar derinleştiğini gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de tarım alanlarının büyük bölümünün zarar görmesi ve yardım akışının sınırlanması, gıda krizini derinleştirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler verilerine göre yüz binlerce insan ciddi gıda güvensizliği içinde yaşıyor. Özellikle çocuklar, hamileler ve emziren anneler bu krizin en kırılgan kesimini oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yetersiz beslenme, yalnızca bir sağlık sorunu değil aynı zamanda uzun vadeli fiziksel ve zihinsel gelişim üzerinde kalıcı etkiler bırakacak bir kriz haline gelmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Eğitim ve gelecek kaybı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savaş ve yıkım, eğitim sistemini de büyük ölçüde durdurdu. Yüz binlerce çocuk okullarına erişemiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Okulların büyük kısmının zarar görmesi veya kullanılamaz hale gelmesi, Gazze'de 'eğitimsiz bir nesil' riskini gündeme taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, yalnızca bugünü değil, bölgenin uzun vadeli sosyal ve ekonomik geleceğini de doğrudan etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Altyapı felaketi: Şehirlerin çöküşü</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de altyapı sistemleri büyük ölçüde tahrip edilmiş durumda. Su şebekeleri, kanalizasyon hatları, elektrik altyapısı ve yollar ciddi hasar görmüş veya tamamen kullanılamaz hale gelmiş bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tarım alanlarının zarar görmesi ise gıda üretimini neredeyse durma noktasına getirdi. Bu durum, dış yardıma bağımlılığı artırırken, bölgenin kendi kendine yetebilme kapasitesini ortadan kaldırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de su şebekelerinin büyük bölümü zarar görmüş durumda. Temiz suya erişim ciddi şekilde kısıtlanırken, elektrik altyapısı ve yol ağları da ağır hasar aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buna ek olarak konut stokunun büyük kısmı ya tamamen yıkıldı ya da kullanılamaz hale geldi. Milyonlarca insan yerinden edilerek geçici barınma alanlarına sığındı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, bölgeyi sadece insani değil, aynı zamanda yapısal olarak da yaşanamaz hale getirmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre bu yıkım, yalnızca mevcut hayatı değil, gelecekteki yeniden inşa sürecini de onlarca yıl sürebilecek bir krize sürüklüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Abluka ve sözde insani yardım koridorları</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsani yardım girişlerinin yetersizliği ve ablukanın devam etmesi, Gazze'deki krizin en önemli yapısal nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Temel gıda maddeleri, tıbbi ekipmanlar ve yaşam malzemelerinin girişindeki kısıtlamalar, sahadaki insani felaketin etkisini katlayarak artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, uluslararası insani yardım mekanizmalarının etkinliği konusunda ciddi tartışmaları da beraberinde getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sanayi ve ticaret altyapısının büyük ölçüde zarar görmesi, ekonomik faaliyetleri neredeyse durdurdu. İşsizlik oranı yüzde 80'lere yaklaşırken, hane halklarının gelir kaynakları büyük oranda ortadan kalktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tablo, Gazze'de insani yardım bağımlılığını daha da artırırken, ekonomik toparlanma ihtimalini de son derece zorlaştırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kudüs ve Mescid-i Aksa çevresinde artan gerilim</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan gelişmeler, 1000 günlük sürecin sadece Gazze ile sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İbadet alanlarına yönelik baskınlar ve kısıtlamalar, bölgedeki gerilimi sürekli canlı tutuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kudüs'te uygulanan politikalar ise yalnızca güvenlik bağlamında değil, aynı zamanda demografik ve siyasi kontrol stratejilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Batı Şeria genelinde yerleşim politikalarının genişlemesi, Filistin coğrafyasının parçalanmasını hızlandırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yerleşimlerin yayılması, kontrol alanlarının genişlemesi ve hareket özgürlüğünün daraltılması, bölgedeki siyasi ve sosyal dengeyi daha da kırılgan hale getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son işgal ve ilhak politikaları Batı Şeria ve çevresinde demografik yapının ciddi şekilde değişmesine yol açtı. Nüfusun yerinden edilmesi, aile yapılarının parçalanması ve kültürel sürekliliğin zayıflaması, bölgenin sosyolojik dokusunu derinden etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreç, yalnızca fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın da aşınması anlamına geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Filistinli esirler </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistinli esirlere yönelik uygulamalar, 1000 günlük sürecin en tartışmalı başlıklarından biri olmaya devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzayan tutsaklıklar, 'idari gözaltı' uygulamaları ve belirsiz yargı süreçleri tepkilere neden oluyor. Bu durum, uluslararası hukuk tartışmalarında da önemli bir yer tutuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de yaşanan süreç, aynı zamanda güçlü bir toplumsal hafıza ve semboller zinciri oluşturdu. HAMAS başta olmak üzere Filistinli grupların lider kadrolarından 'şehit' olarak anılarak toplumsal hafızada önemli bir yer edindi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu figürler, yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve ideolojik bir sürekliliğin sembolleri olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Dünyanın sessizliği</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tüm bu veriler, uluslararası toplumun krize verdiği tepkinin yetersizliği tartışmalarını da beraberinde getiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalması, sahadaki insani durumun daha da ağırlaşmasına neden oluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası toplumun Gazze krizine yönelik tepkisi, 1000 günlük süreçte sıkça eleştirilerin odağı oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalması, karar mekanizmalarının yavaşlığı ve sahaya yönelik etkili müdahale araçlarının sınırlılığı, krizin çözümünü geciktiren temel faktörler arasında gösteriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, uluslararası sistemin insani krizler karşısındaki etkinliği konusunda ciddi bir meşruiyet tartışması doğurmuş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Rakamların ötesinde bir yıkım</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de 1000 günün sonunda ortaya çıkan tablo, yalnızca istatistiklerden ibaret değil, bir toplumun hayat alanlarının, geleceğinin ve hafızasının ağır biçimde tahrip edilmesidir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Süregelen saldırılar, toplumda ağır psikolojik travmalara yol açtı. Çocuklar başta olmak üzere geniş bir nüfus kitlesi ciddi ruhsal çöküş belirtileriyle karşı karşıya.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aile yapılarının parçalanması, kayıpların büyüklüğü ve sürekli göç hali, kuşaklar arası travmayı derinleştirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu kriz, sadece bugünün değil, gelecek on yılların da belirleyici insani ve siyasi sorunlarından biri olmaya devam edecek nitelikte bir yıkım olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1000 günün sonunda ortaya çıkan tablo, çok katmanlı bir insani, siyasi ve sosyal çöküşün göstergesi olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yıkılan şehirler, çöken sağlık sistemi, açlık, susuzluk ve kitlesel yerinden edilme, tüm bu unsurlar birleştiğinde Gazze'yi uzun vadeli bir kriz döngüsüne mahkûm ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uluslararası sistemin etkisizliği ise bu döngünün kırılmasını her geçen gün daha da zorlaştırıyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Gazze</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/gazzede-1000-gunluk-felaket-kusatilmis-bir-cografyada-olum-ve-yikim</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/gazzede-1000-gunluk-felaket-kusatilmis-bir-cografyada-olum-ve-yikim.jpg" type="image/jpeg" length="13918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Mücadelem Allah ve dini içindir': Şeyh Said ve yarenlerinin idamının üzerinden 101 yıl geçti]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/mucadelem-allah-ve-dini-icindir-seyh-said-ve-yarenlerinin-idaminin-uzerinden-101-yil-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/mucadelem-allah-ve-dini-icindir-seyh-said-ve-yarenlerinin-idaminin-uzerinden-101-yil-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki mücadelem Allah ve dini içindir.' şeklindeki tarihi ifadeleri haykırdıktan sonra 46 yareniyle idam edilen Şeyh Said Efendi, 101 yıldır Müslüman Kürt halkının zihninde ve kalbinde yer tutuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said Efendi ve 46 arkadaşı, Şark İstiklal Mahkemeleri tarafından şehid edilişlerinin 101'inci yıldönümünde, rahmet ve minnetle yâd ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tarihin unutulmaz hadiselerinden biri olan Şeyh Said Kıyamı; 13 Şubat 1925'te, Dara Hênê (Hani) vilayetinin Eglê (Eğil) bucağına bağlı Piran (Dicle) köyünde başladı. Osmanlı'nın çöküşünden sonra İslam'a verilen zararlardan endişe eden ve endişesini de gittiği her yerde dile getiren Şeyh Said Efendi, sahip olduğu her şeyi bu mücadele uğruna feda etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said ve 46 yareninin, 29 Haziran 1925'te Şark İstiklal Mahkemeleri tarafından Diyarbakır'da idam edilmelerinin üzerinden 101 yıl geçse de İslam adına verilen bu mücadeleyi Müslüman Kürd halkı hiçbir zaman unutmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki mücadelem Allah ve dini içindir' sözünü tarihe kazıyan Şeyh Said Efendi'nin mücadelesi, bazı kesimlerin dillendirdiği gibi kavmi ve entinisiteye dayanan bir süreç de değildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Şeyh Said Efendi kimdir?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1865, bir rivayete göre ise 1866 yılında Elazığ'ın Palu ilçesinde dünyaya geldi. Çocukluğunu, Palu ve Hınıs'ta geçirdi. Babası Şeyh Mahmud Fevzi'nin o zamanlar Palu, Piran ve Hınıs'ta medreseleri vardı. İlmi tahsilini babası Şeyh Mahmud Fevzi'nin medreselerinde, bölgenin en birikimli âlimlerinin yanında yapan Şeyh Said, Palu'da Şeyh Hasan, Muş'ta Molla Muhammed, Malazgirt'te Molla Musa ve Molla Abdulhamid'in yanında okudu. Şeyh Said özel bir eğitime tabi tutularak en yetenekli mollalardan İslami ilimler alanında ciddi bir eğitim aldı ve medresede ders vermeye başladı. Babasının vefatıyla medrese ve tekke hizmetlerini yürütme vazifesi, ailenin büyüğü olan Şeyh Said'e kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said, kendi dönemindeki âlimler içerisinde en muteber âlimler arasındadır. Klasik medrese usulüne vakıf olan Şeyh Said Efendi'nin, astronomi, felsefe, geometri (hendese), matematik gibi ilimleri de iyi bildiği belirtilmektedir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said'in Kürtçenin Kırmanci ve Zazaki lehçelerinin yanı sıra Arapça, Farsça, Türkçe, Urduca ve Ermenice dillerini bildiği nakledilir. Ermeniceyi, Palu ve Hınıs'ta yaşayan Ermenilerden öğrenmiştir. Şeyh Said Efendi hakkında; Hıristiyanlığa ciddi derecede vakıf olduğu da söylenir. Ermeniler birçok konuda anlaşmazlığa düştüklerinde Şeyh'in yanına gelirler ve onun hakemliğinde problemlerini hallederlerdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kemalist rejimin İslam ve İslami değerlere saldırıları kıyama neden oldu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tarihin unutulmaz hadiselerinden olan Şeyh Said Kıyamı; 13 Şubat 1925'te, Dara Hênê (Hani) vilayetinin Eglê (Eğil) bucağına bağlı Piran (Dicle) köyünde başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Halifeliğin kaldırılması, 'Türk Ulus Devleti'nin oluşturulması ve yeni sistemin dayatmaları sonucu, İslami kurumlar kapatılmış, İslami eğitim sistemi lağvedilmişti. Bu gidişatın zulüm olduğuna ve buna karşı durulması gerektiğine inanan Şeyh Said Efendi, kıyamdan çok daha önce bölge şeyh ve ağalarına gönderdiği mektuplarda, Kemalist sistemden şikâyet ediyor, ayağa kalkma (kıyam) fikri öneriyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ayaklanmanın niteliğine vakıf olmak adına Şeyh Said'in bazı mektuplarına göz atılabilir. Urfa'daki Milli Aşireti Reisi Halil Bey'e gönderdiği mektupta, Şeyh Said Efendi şu ifadelere yer verir:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Şimdiki hükümet İslam Hilafetini, Saltanatı, meşihatı İslamiye'yi (Şeyhülislam Makamı) ve ilim medreselerini ilga etmiş, Evkaf Nezaretini (Vakıflar Bakanlığı) kâfirlik maarifine ilca etmiş (çevirmiş), kadınlık mesturunu (örtünme) kaldırmış, zinayı ve içki içilmesini, kadınların yabancılarla dans yapmasını mübah kılmış, bu gibi fuhşiyata mahsus mesela dans salonu, tiyatro, sinema, bar ve umumhane gibi geniş binalar inşa etmişler, Allah (celle celaluhu) ve Resulünün (sallallahu aleyhi ve sellem) dini olan dinimizle istihza (alay) etmekte bulunmuşlar, onların namına olarak ahkâmı İslamiyeyi tahkir ve İslamiyet'in esaslarını değiştirmişler, erkânı sarsmışlar, dine karşı ve bu din erbabına karşı ilan-ı harp eylemişler. Allah Taala din ve Şeriatın intikamını almaya başlamıştır. Himmetinizden muavenet talebinde bulunuyorum, bütün aşiretlerinize bildiriniz.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kıyamın başlangıcı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said, yeni rejimin yapısından hiç hoşnut değildir. İslam ve İslami değerlere saldırıları nedeniyle Kemalist rejime karşı koymayı düşünür. Nitekim 27 Aralık 1924'te Hınıs'tan Kırıkhan köyüne gelir. Mir Selim-ê Zirkani ile bölgenin tüm ileri gelenleri, Şeyh Said Efendi'yi burada ziyaret eder. Şeyh Said Efendi, kıyam kararını ilk olarak burada açıklar. Bu karar, 'Şeriat-i Ğarra-i Ahmediyye' için harekete geçmektir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>15 Ocak günü Genç'e geçen Şeyh Said, burada bulunduğu yedi gün içinde, Solhan, Melikhan, Karakoçan, Çan nahiyesi şeyhleri, Karlıova, Cibran aşireti reisi ve Genç ağaları ile bir araya gelir. Burada yapılan istişareler, alınan önemli kararlar, hemen her tarafa bildirilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Durumdan haberdar olan Kemalist rejim, kıyamı doğmadan boğmak için Piran'da bir provokasyon sahneye koyar. Şeyh Said'in 1926'da başlaması öngörülen kıyamı erken doğuma zorlanır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Devlet tarafından hazırlanmış 12 kişilik bir müfreze, Şeyh Said Efendi Piran'da bir düğündeyken oraya gelir. Yöredeki mahkûmlar da herkes gibi Şeyh Said Efendi'yi dinlemek için gelmiştir. Askeri müfreze, 'Mahkûmları götüreceğiz' diye ısrar eder ve silah patlatır. Çıkan çatışmada, Hasan Tahsin isminde bir müfreze mülazımı ölür, birkaç asker yaralanır, diğerleri esir alınır. Böylece kıyam, zamanından önce başlamış olur.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Bu kıyam, İslam'ın bu topraklarda yeniden hâkim kılınması içindir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said kıyamı, kısa bir sürede üç koldan yayılmaya başlar. Kıyamın en büyük eksikliği askeri önderliğin olmayışıdır. Kıyam saflarındaki Miralay Halid Bey ve arkadaşlarının bir yıl önceden gözaltına alınması, askeri tecrübesi olmayan kıyam önderlerinin taktik ve strateji geliştirmesini engeller.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kıyam rehberi Şeyh Said, 14 Şubat 1925 günü, yani Piran hadisesinden bir gün sonra ilk yazılı emrini verir:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Bismillahirrahmanirrahim. Bizler İslam'ın ve İslam Peygamberi'nin yüceltileceği ve zalim Mustafa Kemal'in kendi eliyle kurduğu hükûmetin zevale uğratılacağı ve onların yeryüzünden silineceği bir zamana girmiş bulunuyoruz. Cihat etmek her Müslümana farzdır. Bu kıyam, İslam'ın bu topraklarda yeniden hâkim kılınması içindir. Bu çağrı, sizin Müslüman kabilenizin bu büyük cihada katılması içindir. Bu davete içtenlikle 'Lebbeyk' diyeceğinize inanıyorum.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ey insanlar! İslam'ı bu kâfirlere karşı koruyalım. Aksi takdirde bu kâfir hükûmet, bizi de kendisi gibi yapacaktır. Bunun için, ona karşı cihat etmek farzdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Emir'el- Mûcahidin Seyyid Mûhammed Said el- Naqşibendi'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Piran'daki olay duyulur duyulmaz, Kürdistan'ın bütün aşiret reisleri Karakoçan'ın Çan nahiyesinde toplanıp karar alır. Bölgenin tanınmış âlimlerinden Şeyh Ahmed Efendi'nin türbesinin yanında, kıyama ihanet edilmemesi için Kur'an-ı Kerim üzerine yemin edilir. Bu plan gereğince cepheler ve bu cephelerin komutanları belirlenir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kemalist rejimin oyunları</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Hareketin başlangıcında Fethi Okyar, kıyama biraz daha ılımlı baktığı için, Mustafa Kemal'in emri ile istifa ettirilip onun yerine 'Biz hocaları ortadan kaldırmadıkça, hiçbir şey yapamayız' diyen İsmet İnönü, başbakan yapılır. Takrir-i Sükûn kanunu çıkarılarak Şark İstiklal Mahkemeleri kurulur.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Müslümanların, Şeyh Said önderliğindeki kıyamını silahla durduramayacağını anlayan Kemalist rejim, para karşılığı satın aldığı uşaklarını kıyam erlerinin arasına sokarak hareketin rotasını değiştirmeye çalışır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şubat ayının sonlarında bazı aşiretler, Kemalist rejimin tehdit ve telkinleriyle, Şeyh Said'e biat etmelerine rağmen O'nu arkadan vurur. Bu durum, harekette bir dönüm noktası olur ve artık her şey rejimin lehine işlemeye başlar.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kıyamın Diyarbakır önlerinde durduruluşu acı felaketi getirir. Diyarbakır merkezde rejim tarafından yönetilen provokatörler 'Bıji Şeyh Said' sloganları ile hırsızlık yapar, hatta namusa saldırır. Ne var ki ahali bu durumdan çok da haberdar değildir. Bu provokasyonlar, Diyarbakır halkının Şeyh Said ve yarenlerine istenilen düzeyde yardım edilmesini engeller.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kaldı ki silah ve teçhizat eksikliği de kıyamın başarısızlığının en büyük nedenlerinden biridir. Çevre illerden ele geçirilen topları kullanabilecek hiç kimse yoktur. Bundan dolayı ele geçirilen ağır silahlar tahrip edilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Unutulmayacak büyük ihanet</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said'in bacanağı Binbaşı Kasım, Şeyh Said kuvvetleri ile beraber idiyse de aslında Kemalist rejim tarafından satın alınmıştır. Binbaşı Kasım, Şeyh Said ve hareketin seyri hakkında rejime her zaman bilgi verir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said ve beraberindekiler, 14 Nisan'da, doğuya doğru yola koyulur. 15 Nisan'da Muş'taki Abdurrahman Paşa Köprüsü'ne geldiklerinde, Şeyh Said Efendi, bizzat bacanağı Kasım Bey tarafından esir alınır ve Kemalist rejime teslim edilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bu ihanet Kürt tarihindeki ne ilk ne de son ihanettir. Şeyh Said Efendi, kıyamı süresince 3 kez büyük ihanete uğrar. Biri, Malatya üzerine yürürken Alevilerden, biri Kiğı üzerine yürürken Kürt milliyetçisi Xormek aşiretinden, sonuncusu ve nihai darbeyi ise bacanağı Binbaşı Kasım Bey'den alır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Şeyh Said savunmasını verir</b></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Daha sonra baskı, zulüm ve katliam dolu günlerde, Şeyh Said ve arkadaşları tutuklanarak Diyarbakır'a getirilir. Ardından Şeyh Said Efendi, zulümleri ve katliamları meşrulaştıran dönemin Şark İstiklal Mahkemelerinde yargılanır. 'Yargılama' sürecinde konuşan Şeyh Said, savunmasında, İslam hukukundan hareketle kıyamın vacip olduğunu, sistemin halka zulmettiğini, küfrün yayılmaya başladığını, İslam'a saldırı olduğunu belirterek hareketinin başlama sebeplerini anlatır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>İdam sehpasına çıkışı</b></span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said, bugün Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesinde kendi adıyla anılan 'Şeyh Said Meydanı'nda' idam edilir. 101 yıl önce 46 arkadaşıyla beraber idam sehpasına çıkarılan Şeyh Said Efendi'nin yüzünde ve hareketlerinde hiçbir korku ya da tereddüt olmamakla beraber tekbirlerle idam sehpasına gittiği o günün tanıkları tarafından anlatılagelmiştir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Müslüman halkın dini ve kültürel değerlerine karşı İttihat ve Terakki zihniyetinin başlattığı süreçte yaşanan zulümlere karşı durduğu için hedef alınan Şeyh Said ve yarenlerinin şehid edilmesinin ardından, Müslüman Kürt halkı üzerinde büyük bir zulüm furyası başlatılır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sürgünler ve toplu katliamlarla beraber İslami değerlere karşı tasfiye süreci işletilir. Bu dönemde binlerce insan katledilir. Toplumun önderleri konumunda olan birçok âlim idam edilir. Kadın, çocuk, yaşlı demeden insanlar hayattan koparılır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kıyam, tamamen İslami bir endişe ile gerçekleştirildi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said'in mücadelesi bazı kesimlerin dillendirdiği gibi kavmi, entinisiteye dayanan bir süreç değildi. Bu anlamda gayret içerisine girenler bu büyük zatı bir bölgeye, bir halka münhasır kılarak milliyetçi/ulusalcı bir karaktere büründürerek, onu Müslüman milletlerden zihni ve duygusal olarak koparmayı hedeflemektedir. Şeyh Said Efendi'nin mücadelesi Kürdistan'a hapsedilecek ve sadece Müslüman Kürd halkının özeline indirgenecek bir kıyam değildi. Bu mücadele tarih boyu var olan hak-batıl mücadelesinin örneklerinden biriydi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Cumhuriyetin ilanından sonra Hilafet kurumunun lağvedilmesi ve İslami değerlere olan saldırılar, Osmanlı bakiyesi topraklarda tüm Müslüman halklarda olduğu gibi Kürtler üzerinde de çok büyük olumsuz etkilere neden oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kemalist sistem Türk etnik ulusçuluğunu siyasal sisteme dönüştürürken bu toprakların asli unsuru olan Kürtleri dışlamıştı. Bütün bu gerekçelerin tamamı Şeyh Said hareketine zemin hazırlamıştı. Şeyh Said Efendi ve tüm Kürt ileri gelenleri, durum değerlendirmesi yapmış ve Kemalist rejimin İslam düşmanlığına karşı çıkılmaması durumunda bu vebale ortak olunacağına kanaat etmişlerdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Ne ben Hazreti Hüseyin'den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said, mücadelesinin ilk aşamalarında çoğu zaman ailesinden uzak kalıyordu. Zamanını, İslami değerleri ayakta tutma mücadelesine adıyordu. Bu süreçte hanımıyla çok dikkat çekici bir diyalog yaşayan Şeyh Said, şu dersi veriyordu:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Eğer ben ve bu bastonum yalnız da kalsak ben yine de bunlara karşı çıkacağım. Ne ben Hazreti Hüseyin'den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir. Eğer ben bunlara karşı çıkmazsam zebaniler sarığımdan tutup beni cehenneme atarlar, siz o zaman bana yardım edebilecek misiniz? Onlar bana demezler mi 'Ey Said! Allah o kadar mal mülk verdi sana. Sen Allah için ne yaptın? Bunlar Allah'ın emirlerini ayaklar altına almışlar. Evet, ben cihada başladım ve korkanlar, cihat edemeyecekler, hastalar gelmesinler. Bu yol korkakların yolu değildir!'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Mücadelem Allah ve dini içindir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said Efendi, idam edilmeden önce varlık gerekçesini ortaya koyarak, 'Değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki mücadelem Allah ve dini içindir.' şeklindeki tarihi ifadeleri haykırmış, kendinden sonra gelecek nesillere hem davasının mefhumunu anlatmış hem de zalimlerin yüzüne karşı hakkı dile getirmişti. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/mucadelem-allah-ve-dini-icindir-seyh-said-ve-yarenlerinin-idaminin-uzerinden-101-yil-gecti</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 14:03:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/mucadelem-allah-ve-dini-icindir-seyh-said-ve-yarenlerinin-idaminin-uzerinden-101-yil-gecti.jpg" type="image/jpeg" length="65778"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[At ahırından işkence merkezine: Tedmur Cezaevi Esed rejiminin karanlık yüzü oldu]]></title>
      <link>https://erganigazetesi.com.tr/at-ahirindan-iskence-merkezine-tedmur-cezaevi-esed-rejiminin-karanlik-yuzu-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://erganigazetesi.com.tr/at-ahirindan-iskence-merkezine-tedmur-cezaevi-esed-rejiminin-karanlik-yuzu-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye'de onlarca yıl boyunca muhaliflerin hafızasına kazınan Tedmur Cezaevi, yalnızca bir tutukevi değil, Esed ailesinin kurduğu baskı düzeninin en kanlı sembollerinden biri olarak tarihe geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Fransız manda yönetimi döneminde 1930'lu yıllarda at ahırı olarak inşa edilen yapı, önce askeri tesise, ardından askeri cezaevine dönüştürüldü. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1966'dan itibaren siyasi tutukluların gönderilmeye başlanmasıyla birlikte Tedmur, sistematik işkencenin ve infazların merkezi haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hafız Esed'in 1970 yılında iktidara gelmesiyle cezaevi, rejime muhalif Müslümanlar, solcular, milliyetçiler ve farklı siyasi görüşlerden binlerce kişinin tutulduğu bir korku kampına dönüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>1980 katliamı: Bir gecede yaklaşık bin 200 tutuklu öldürüldü</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tedmur Cezaevi denildiğinde akla gelen ilk olay, 27 Haziran 1980'de gerçekleştirilen katliam oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hafız Esed'e yönelik suikast girişiminin ardından kardeşi Rıfat Esed'in komutasındaki Savunma Tugayları cezaevine baskın düzenledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları kuruluşlarının tahminlerine göre yaklaşık bin 200 tutuklu saatler içerisinde kurşuna dizilerek öldürüldü. </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cesetlerin büyük bölümü çöl bölgesindeki toplu mezarlara gömüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Katliam, modern Ortadoğu tarihinin en büyük cezaevi infazlarından biri olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İşkencenin adı: 'Karşılama töreni'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tedmur'a getirilen her tutuklu, daha cezaevine girmeden saatler süren ağır işkenceden geçiriliyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hayatta kalan eski tutukluların anlatımlarına göre mahkumlar otomobil lastiklerinin içine sokuluyor, ardından yüzlerce kırbaç darbesine maruz bırakılıyordu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bazı tanıklar, tutukluların kanalizasyon sularını yalamaya zorlandığını, bunu reddedenlerin ise ölümüne dövüldüğünü aktarıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşkence yalnızca ilk günle sınırlı kalmıyordu. Gün içinde defalarca dayak, askıya alma, elektrik verme ve psikolojik baskı uygulanıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkumlar birbirlerini dövmeye zorlanıyor, tedavi edilmelerine izin verilmiyor, en küçük itiraz ise ağır cezalarla karşılık buluyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İnsan yaşamına uygun olmayan hücreler</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eski tutukluların ifadelerine göre Tedmur'daki koğuşlar insanların yaşayabileceği koşullardan tamamen uzaktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kalın beton duvarlarla çevrili, havasız ve aşırı kalabalık koğuşlarda yüzlerce kişi aynı alanı paylaşmak zorunda bırakılıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Penceresi bulunmayan hücrelerde yaşanan boğulma vakaları nedeniyle tavana küçük açıklıklar açıldı. Ancak bu açıklıklar havalandırma amacıyla değil, gardiyanların mahkumları 24 saat gözetleyebilmesi için kullanılıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkumların tavana bakması dahi yasaktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sessizlik zorunluydu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cezaevinde yüksek sesle konuşmak, toplu yürümek, dini ibadet yapmak hatta koğuş içinde normal şekilde hareket etmek bile yasaktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tutuklular yalnızca fısıldayarak konuşabiliyor, aile görüşmeleri ise ya hiç yaptırılmıyor ya da rüşvet karşılığında birkaç dakikayla sınırlandırılıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Görüş sırasında cezaevindeki işkenceden söz edenler yeniden ağır işkenceye maruz kalıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkemeler dakikalar içinde ölüm kararı veriyordu</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tedmur'da kurulan askeri saha mahkemeleri, hukuki bir yargılamadan çok infaz mekanizması olarak çalışıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eski tutukluların anlatımlarına göre sanıklar gözleri bağlı şekilde mahkeme salonuna çıkarılıyor, kendilerine yöneltilen suçlamaları kabul etmeleri isteniyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnkâr edenler yeniden işkenceye götürülüyor, kabul edenlerin dosyası ise çoğu zaman bir dakikadan kısa sürede sonuçlandırılıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ardından idam kararı okunuyor ve infaz süreci başlıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>On binlerce infaz iddiası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eski tutukluların ortak tanıklıklarına göre cezaevinde yıllarca haftanın belirli günlerinde toplu idamlar gerçekleştirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İdam edilenler onlarca kişilik gruplar halinde darağaçlarına çıkarılıyor, cesetleri daha sonra Tedmur çölündeki toplu mezarlara taşınıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hayatta kalan bazı eski tutuklular, kendi kayıtlarına göre yıllar içerisinde infaz edilenlerin sayısının 25 ila 35 bin arasında olabileceğini öne sürüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu rakamlar bağımsız biçimde doğrulanamamış olsa da Tedmur'un, Esed rejiminin en büyük infaz merkezlerinden biri olduğu konusunda insan hakları kuruluşları arasında geniş görüş birliği bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Beşar Esed döneminde yeniden açıldı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2001 yılında kapatılan Tedmur Cezaevi, Suriye devriminin başlamasının ardından 2011'de yeniden faaliyete geçirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu kez rejim karşıtı göstericiler, aktivistler ve muhalifler cezaevine gönderildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün verilerine göre cezaevinde kısa süre içinde yaklaşık 2 bin 500 tutuklu bulunuyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2015 yılında DAİŞ'in Tedmur'u ele geçirmesinden önce tutuklular başka cezaevlerine nakledildi. Örgüt daha sonra cezaevini patlayıcılarla havaya uçurdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hak savunucuları ise cezaevinin yıkılmasının, Esed rejiminin işlediği suçların fiziksel delillerinin de büyük ölçüde ortadan kaldırılmasına yol açtığını savundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Hafızalarda silinmeyen bir sembol</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Tedmur Cezaevi ayakta olmasa da Suriye'de Esed ailesi döneminde yaşanan sistematik işkence, zorla kaybetme, keyfi infaz ve ağır insan hakları ihlallerinin en güçlü sembollerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları örgütleri, Tedmur'da yaşananların bağımsız biçimde araştırılması, toplu mezarların ortaya çıkarılması ve sorumluların uluslararası hukuk önünde hesap vermesi çağrılarını sürdürüyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://erganigazetesi.com.tr/at-ahirindan-iskence-merkezine-tedmur-cezaevi-esed-rejiminin-karanlik-yuzu-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 11:50:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/at-ahirindan-iskence-merkezine-tedmur-cezaevi-esed-rejiminin-karanlik-yuzu-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="87711"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
